SON DAKİKA

#tarımsal üretim

İLKHABER-Gazetesi - tarımsal üretim haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, tarımsal üretim haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

DSİ’den Adana tarımına can suyu: 1 milyon dekar arazi sulamaya kavuşuyor Haber

DSİ’den Adana tarımına can suyu: 1 milyon dekar arazi sulamaya kavuşuyor

Devlet Su İşleri (DSİ) 6. Bölge Müdürü Celal Tokalak ve beraberindeki heyet, yaklaşan tarımsal sulama sezonu öncesinde Adana'daki ana sulama kanallarında ve İmamoğlu Sulaması Ana Kanalı'nda yürütülen temizlik, bakım ve onarım çalışmalarını yerinde inceledi. Bölge Müdürü Tokalak, incelemeler sırasında yaptığı açıklamada, tarımsal üretimde verimliliğin ve sürdürülebilirliğin en önemli unsurlarından birinin sulama olduğuna dikkat çekerek, "Sulama sistemlerimizin etkin çalışması, üreticilerimizin emeğinin karşılığını alması ve ülke ekonomisine katkı sağlanması açısından büyük önem taşıyor. Bu nedenle sulama altyapımızı en verimli şekilde işletmek ve çiftçilerimize kesintisiz su temin etmek için çalışmalarımızı aralıksız sürdürüyoruz" dedi. Heyet ayrıca, İmamoğlu Sulaması kapsamında inşaat çalışmaları devam eden bölgelerde de incelemelerde bulundu. Proje tamamlandığında Adana’da toplam 1 milyon 90 bin dekar tarım arazisinin modern sulama sistemleriyle buluşacağını belirten Tokalak, yürütülen çalışmalar hakkında ilgili şube müdürlerinden ve yüklenici firma temsilcilerinden detaylı bilgi aldı. DSİ 6. Bölge Müdürlüğü’nün bölgedeki sulama altyapısını güçlendirme yönündeki çalışmalarının hız kesmeden devam ettiğini vurgulayan Tokalak, "Üreticilerimizin verimli, kaliteli ve sürdürülebilir tarımsal faaliyetler yürütebilmesi için modern sulama projelerimizi hayata geçirmeye devam edeceğiz" ifadelerini kullandı.

Sürdürülebilir tarım uygulamaları ile Osmaniye’de başarı Haber

Sürdürülebilir tarım uygulamaları ile Osmaniye’de başarı

Tarımsal üretim açısından büyük bir potansiyele sahip olan Türkiye'de üretimi yapılan buğday ve mısır, ülke ekonomisi ve gıda güvenliği açısından son derece önem taşıyor. Buğday, Türkiye'nin en temel gıda maddelerinden biri olarak ekmek ve diğer unlu mamullerin üretiminde kullanılıyor. Mısır ise hem iç piyasada tüketilen bir ürün hem de hayvan yemi olarak kullanılan önemli bir tarımsal ürünlerden birini oluşturuyor. Hem buğday hem de mısır, ülke ekonomisinde önemli bir yer tutuyor ve sürdürülebilir tarım uygulamalarıyla bu ürünlerin verimliliğinin artırılması hedefleniyor. Osmaniye İl Tarım ve Orman Müdürlüğü'nden buğday ve mısır üretimi takibi Osmaniye İl Tarım ve Orman Müdürlüğü ekipleri de tarımsal üretimi desteklemek amacıyla bitkisel üretim ve bitki sağlığı alanlarında önemli bir çalışma yürütüyor. Bu kapsamda, Ziraat Mühendisleri Alparslan Yıldırım, Didem Yıldız ve Ünsal Babaoğlu, buğday bitkisinin arazideki vejetasyon gelişim durumunu düzenli olarak kontrol -ederek hastalıklar ile zararlılarının takibini yapıyor. Bu rutin kontroller sayesinde, üreticilerin ürünlerinde meydana gelebilecek olumsuz etkiler önceden tespit edilerek gerekli tedbirler alınıyor. Osmaniye İl Tarım ve Orman Müdürü Erdem Kolabaş, aynı zamanda üreticilerle de yakın bir iş birliği içinde olan ziraat mühendislerinin, birinci ürün mısır bitkisi ekimlerini gerçekleştiren çiftçilerle bilgi alışverişi yaparak, üretimin verimliliğini artırmayı amaçladığını söyledi. Kolabaş, “Üreticilere, mısır ekiminden önce yapılması gereken doğru tarımsal uygulamalar ve bakım teknikleri hakkında bilgiler veriliyor. Böylece daha sağlıklı ve verimli ürünlerin yetiştirilmesine katkı sağlanıyor. Bu iş birliği, Osmaniye'nin tarımsal üretiminde sürdürülebilir başarıyı elde etmek adına önemli bir adımı oluşturuyor” dedi.

Don tarım alanlarını vurdu, tehlike devam ediyor Haber

Don tarım alanlarını vurdu, tehlike devam ediyor

Türkiye’yi etkisi altına alan soğuk hava dalgası, ülkenin en sıcak illerinden biri olan Adana’da da etkili olmaya devam ediyor. Meteoroloji verilerine göre gündüz 10, gece eksi 4 ve 2 derece arasında düşen hava sıcaklığı kentte özellikle tarımsal üretim yapan çiftçileri olumsuz etkiledi. Birçok tarım ürününün aşırı soğuktan dolayı zarar gördüğü belirtildi. Meteoroloji Bölge Müdürlüğü verilerine göre soğuk havanın etkisinin bugün de devam edeceğini ifade Ziraat Odaları yetkilileri, bu nedenle çiftçilerin don tehlikesine karşı önlem alınması gerektiğini duyurdu. Mersin'in Tarsus ilçesinde de don nedeniyle 150 bin dekar ekili alanın zarar gördüğü bildirildi. Tarsus Ziraat Odası Başkanı Veyis Avcı, "Don nedeniyle sert çekirdekli ve sebzelerde büyük zarar oldu. Çiftçimizin emeği bu yıl da boşa gidecek gibi görünüyor. Yetkililerden bölgemizin afet bölgesi ilan edilmesini ve zararların karşılanmasını talep ediyoruz. Çiftçilerimiz gece gündüz demeden ürünlerini balya ve lastik yakma yoluyla dumanlama yaparak korumaya çalıştı ama sonuç alamadı. Zarar büyük ve bu zararın altından kalkmak için bölgemizin afet bölgesi ilan edilmesi istiyoruz" dedi. CHP Adana Milletvekili, TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ayhan Barut da, Doğu Akdeniz Bölgesi'nde yaşanan zirai don felaketi nedeniyle oluşan büyük zarara karşı iktidarın harekete geçmesini, afet bölgesi ilan edilerek üreticilerin zararlarının karşılanmasını istedi. Tarımsal üretimde yaşanan felaketin çok büyük boyutlarda olduğunu vurgulayan Barut, "Ekili ve dikili tarım alanlarında oluşan zirai don felaketi yalnızca tarımı ve çiftçiyi değil, aynı zamanda tüketicileri de çok mağdur etmiştir. Acil önlem alınmasını, zararın derhal tespit edilerek çözüm için adım atılmasını bekliyoruz" diye konuştu.

Türkiye’de Çiftçi Kayıt Sistemine kayıtlı kadın çiftçi sayısı 300 bini geçti Haber

Türkiye’de Çiftçi Kayıt Sistemine kayıtlı kadın çiftçi sayısı 300 bini geçti

Bitkisel üretim yapan ve bu kapsamda Bakanlık tarafından verilen tarımsal desteklerden yararlanmak isteyen üreticiler, öncelikle Çiftçi Kayıt Sistemine (ÇKS) kayıt yaptırıyor. Üreticiler, ÇKS başvurularını tarımsal faaliyet yaptıkları bölgelerdeki Tarım ve Orman Bakanlığına bağlı il ve ilçe müdürlüklerine giderek ya da e-Devlet Kapısı üzerinden yapabiliyor. ÇKS'ye her yıl belli dönemlerde kayıt yapılıyor ve bu kayıtlara göre son 10 yılda çiftçi sayısında artış görülüyor. Söz konusu dönemde, 'genç' olarak değerlendirilen 40 yaş altı çiftçi kategorisinde önemli artış olurken, kadın çiftçi sayısının katlanarak arttığı belirtiliyor. Bu arada dijital dönüşüm hamleleri kapsamında yine Bakanlık tarafından uygulamaya konulan "Tarım Cebimde" uygulamasıyla da, üreticilerin iş ve işlemleri kolaylaştırılıyor. TEMA Vakfı tarafından Dünya Çiftçi Kadınlar Günü kapsamında yapılan bilgi paylaşımında ise Türkiye’de Çiftçi Kayıt Sistemine kayıtlı kadın çiftçi sayısının 300 bini geçtiği, bunun yanında tarımsal üretimde istihdam edilen yaklaşık 2 milyon kadın bulunduğu ifade ediliyor. “Tarımsal üretimde kadınların emeğini ve rolü büyük” Yüreğir Ziraat Odası Başkanı Mehmet Akın Doğan da, tarımsal üretimde kadınların emeği ve rolünün önemine dikkati çekti. Kadın çiftçilere pozitif ayrımcılık noktasında verilen desteğin memnuniyet verici olduğunu belirten Doğan, tüm sektörlerde olduğu gibi tarım sektöründe de kadınların yer almasının önemli olduğunu dile getirdi. "Türkiye genelindeki ve ülkemizin tarımsal üretiminin önemli bölümünün karşılandığı Çukurova'daki toprağımızın güçlü savunucusu olan tüm çiftçi kadınlara gösterdikleri çabalar nedeniyle teşekkür ediyoruz" diyen Doğan, şunları kaydetti: "Kadın emeğinin en yoğun olduğu sektörlerden biri de tarım sektörüdür. Tüm sektörlerde olduğu gibi tarım sektöründe de kadınların yer alması, ekonomik kalkınmada bizim için çok önemli. Kadın çiftçilerimiz, kırsal kalkınma ve gıda üretiminde büyük bir rol üstleniyor. Ayrıca, kadın çiftçilere pozitif ayrımcılık noktasında Bakanlık tarafından sağlanan destek de memnuniyet verici. Yüreğir Ziraat Odası olarak, bu desteklerin kapsamının hem kadın hem de tarlaları ve bahçelerinde ülkenin ekonomik kalkınması için ter döken erkek üreticilerimiz için genişletilmesinde yarar olduğunu düşünüyoruz."

Yüreğir Ziraat Odası Başkanı Doğan: Tarımda planlama ve iklim dostu uygulamalar şart Haber

Yüreğir Ziraat Odası Başkanı Doğan: Tarımda planlama ve iklim dostu uygulamalar şart

Yüreğir Ziraat Odası Başkanı Mehmet Akın Doğan, tarımda plansız üretim ve iklim değişikliği gibi sorunların üstesinden gelmek için tarımsal üretimde planlamaya dayalı bir model benimsenmesini ve çiftçilerin piyasa taleplerine uygun üretim yapmalarının teşvik edilmesi gerektiğini söyledi. Doğan, tarım sektörüne katkı sunan çiftçilerin, bir yandan fazla ekilen ürünlerin pazar değerinin düşmesiyle zarar ederken, diğer yandan artan sıcaklıklar ve aşırı hava şartları nedeniyle ürün kayıpları yaşadıklarını hatırlatarak, “Bu durum, çiftçilerin gelirlerinde büyük düşüşlere yol açıyor ve tarım sektörünün sürdürülebilirliği açısından ciddi tehditlerle karşı karşıya kalınıyor” diye konuştu. Plansız üretim ve iklim değişikliği tarımı nasıl etkiliyor? Tarım sektörünün son yıllarda yaşanan plansız üretim ve iklim değişikliğinin olumsuz etkileriyle karşı karşıya olduğunu kaydeden Doğan, sözlerine şöyle devam etti: "Türkiye'de tarım sektöründe uzun yıllardır süregelen plansız üretim, çiftçilerin en büyük sorunlarından biri haline gelmiştir. Özellikle belirli ürünlerde, piyasa talebinin üzerinde bir üretim gerçekleştirildiğinde, ürün fazlası meydana gelmekte ve bu durum pazar fiyatlarının ciddi şekilde düşmesine neden olmaktadır. Örneğin, bu yıl fazladan ekilen bazı ürünler, çiftçilerin beklediği geliri elde edememesiyle sonuçlanmıştır. Ürün fazlası nedeniyle pazar doygunluğu oluşmuş, fiyatlar düşmüş ve çiftçiler emeğinin karşılığını alamamıştır. Plansız üretim yalnızca ekonomik kayıplara neden olmakla kalmıyor, aynı zamanda doğal kaynakların verimsiz kullanılmasına da yol açıyor. Özellikle su ve toprak gibi kaynakların gereksiz yere tüketilmesi, tarımsal üretimin uzun vadede sürdürülebilirliğini tehdit ediyor. Bu da, ülkenin tarımsal potansiyelini zayıflatıyor ve gıda güvenliğini riske atıyor.” Doğan, bölgede çiftçilerin, iklim değişikliğinin getirdiği zorluklarla da başa çıkmak zorunda kaldığını ifade ederek, “Özellikle son yıllarda artan sıcaklıklar ve aşırı hava olayları, tarımsal üretimi olumsuz yönde etkiliyor. Bu yıl, Çukurova’da sıcaklıkların mevsim normallerinin üzerinde seyretmesi nedeniyle ekinler yandı ve çiftçiler büyük ürün kayıpları yaşadı. Aşırı sıcaklar, bitkilerin büyüme sürecini olumsuz etkileyerek verimliliği düşürdü ve hasat döneminde beklenen ürün miktarı elde edilemedi. Ayrıca, iklim değişikliği yalnızca sıcaklık artışıyla sınırlı kalmıyor; aynı zamanda yağış rejimlerinde de düzensizliklere yol açıyor. Beklenmedik kuraklıklar veya ani sağanak yağışlar, tarımsal faaliyetleri sekteye uğratıyor ve çiftçilerin planlarını altüst ediyor. Bu durum, tarımda belirsizliği artırarak çiftçilerin risklerini yönetmelerini zorlaştırıyor" dedi. "Pamuk üreticileri zor durumda destekler yetersiz kalıyor" Doğan, mısıra ve buğdaya verilen desteğin pamukta yetersiz kaldığını belirterek, "Pamuk üreticileri zor durumda kaldı. Pamuk üreticileri, artan maliyetler ve düşük piyasa fiyatları karşısında yeterli gelir elde edemediler. Desteklerin dengesiz dağılımı, bazı bölgelerde pamuk üretiminin azalmasına ve çiftçilerin alternatif ürünlere yönelmesine neden oldu. Pamuk, Türkiye ekonomisi için stratejik öneme sahip bir ürün olmasına rağmen, çiftçilerin bu üründen elde ettiği gelirler son yıllarda azalma eğiliminde. Desteklerin yetersizliği, pamuk üreticilerini zor durumda bırakmakta ve bu durum, pamuk üretimindeki sürekliliği tehlikeye atmaktadır. Çiftçilerin pamuk üretiminden uzaklaşması, hem yerli sanayiye ham madde teminini zorlaştıracak hem de ülkenin pamuk ithalatına bağımlılığını artıracaktır" ifadelerini kullandı. Çiftçilerin geleceği için ne yapılmalı? Doğan, tarım sektöründe yaşanan zorlukların çiftçilerin geleceğe dair kaygılarını artırdığını ifade ederek, "Plansız üretim, iklim değişikliği ve yetersiz destekler gibi sorunların çözüme kavuşturulması, tarım sektörünün sürdürülebilirliği için hayati önem taşımaktadır. Tarımda plansız üretim ve iklim değişikliği gibi sorunların üstesinden gelmek için, öncelikle, tarımsal üretimde planlamaya dayalı bir model benimsenmeli ve çiftçilerin piyasa taleplerine uygun üretim yapmaları teşvik edilmelidir. Bunun yanı sıra, iklim değişikliğinin etkilerini hafifletmek için tarımsal faaliyetlerde iklim dostu uygulamaların yaygınlaştırılması büyük önem taşımaktadır. Devlet desteklerinin çiftçi zarar etmeyecek şekilde dağıtılması, çiftçilerin ekonomik istikrarını sağlamada kilit rol oynayacaktır. Pamuk gibi stratejik ürünlerde desteklerin artırılması, çiftçilerin bu alanda faaliyet göstermeye devam etmelerini teşvik edecektir. Bu sayede, hem tarım sektörünün sürdürülebilirliği sağlanacak hem de ülke ekonomisi güçlendirilecektir" şeklinde konuştu.

Küresel ısınma sonucu yapılan erken hasat, ekonomik kayıplara neden oluyor Haber

Küresel ısınma sonucu yapılan erken hasat, ekonomik kayıplara neden oluyor

Yüreğir Ziraat Odası Başkanı Mehmet Akın Doğan, küresel ısınmanın hasat zamanını erkene almasının verimlilik, ürün kalitesi, hastalık ve zararlılar, su kaynaklarının etkin kullanımı ve ekonomik olarak olumsuz etkiler yarattığını söyledi. Doğan, ilkhaber-gazetesi.com'a yaptığı açıklamada, küresel iklim değişikliğinin tarımsal üretimde olumsuz etkilerine değindi. Türkiye'nin en sıcak kentlerinden olan Adana'da etkili olan kavurucu sıcakların mısır, kavun, karpuz, domates gibi ürünlerde ve ovadaki bahçelerde yetişen meyveleri adeta kavurduğunu ifade eden Doğan, "Aşırı sıcaklar bazı meyve ve sebzelerin tadını ve besin değerini düşüruyor, her üründe hasadı öne çekiyor. Sıcak hava koşulları, bitki hastalıkları ve zararlıları için uygun ortamlar oluşturuyor. Bu da ürünlerin kalitesini ve verimini olumsuz etkiliyor. Erken hasat, su ihtiyacı ve su kaynaklarının yönetimini de etkileyor. Daha sıcak ve kuru koşullar, suyun kıtlaşmasına ve sulama gereksinimlerinin artmasına neden oluyor. Hasat zamanlarındaki değişiklikler, tarım ürünlerinin piyasa fiyatlarını etkiliyor, erken hasat bazı ürünlerin piyasada arzını artırıyor ve bu da fiyatlarda dalgalanmalara yol açabiliyor" dedi. Doğan, küresel ısınmanın, tarımsal üretim takvimlerini önemli ölçüde etkilediğini vurgulayarak, şunları kaydetti:  “Hava sıcaklıklarındaki artış nedeniyle ürünlerin olgunlaşma sürelerinin kısalması ve erken hasat, üreticiler için çeşitli zorluklar ve uyum gerektiren durumlar doğuruyor. Yüreğir'deki çiftçiler, bu yıl hasat sürecindeki bu değişikliğe adapte olmaya çalışırken, iklim değişikliği ile mücadele ve uyum stratejilerine yönelik daha fazla destek beklediklerini ifade ediyor. Üreticilerimiz aynı zamanda bu tür iklim değişikliği etkilerine karşı hazırlıklı olma adına tarım politikalarının ve destekleme mekanizmalarının gözden geçirilmesini, Tarım ve Orman Bakanlığı'nın da bu konuda zaman kaybetmeden desteğini istiyor."

Türkiye'nin tarımsal üretim merkezi Çukurova'da su krizi büyüyor, 'Su yok ekmeyin' uyarısı yapılıyor Haber

Türkiye'nin tarımsal üretim merkezi Çukurova'da su krizi büyüyor, 'Su yok ekmeyin' uyarısı yapılıyor

Türkiye'nin tarımsal üretiminin önemli bölümünün karşılandığı en verimli ovalardan olan Çukurova'da su krizi büyüyor. Sulama birliğinden çiftçilere duyurulmak üzere mahalle muhtarlarına gönderilen resmi yazıda, ekim yapılmaması isteniyor. Çukurova'nın başkenti Adana'da su sorunu büyümeye başladı. Tarımsal üretimde Adana'da akla gelmeyecek bir duyuru ile  Seyhan Sol Sahil Sulama Birliği tarafından çiftçilere güzlük ekim yapmamaları uyarısında bulunuldu. Uyarıda, suyun ancak meyve bahçelerine yeteceği, güzlük soğan, patates, sarımsak ve her türlü sebze ekiminin yapılmaması, ekim yapılırsa da su verilemeyeceği ifade edildi. Seyhan Sol Sahil Sulama Birliğinden Yüreğir, Ceyhan ve Karataş ilçelerindeki mahalle muhtarlarına gönderilen resmi yazıda, şu ifadelere yer verildi: "12.07.2024 tarihi itibariyle Seyhan Barajında 357.31 hm3 sulamada kullanılabilir su bulunmakta olup, bu miktarın ancak çok yıllık bitkilerin (Narenciye, Her çeşit meyve bahçesi, Her çeşit Fidan vb.) su ihtiyaçlarını karşılayabileceğinden, güzlük ekim (Soğan-sarımsak. Patates, Her çeşit sebze vb.) yapılması halinde çok yıllık bitkilere su verilmemesi riski oluşacağından, kendi imkanları ile sulama yapabilecek çiftçiler haricinde (Dere yatağı ve drenaj kanallarından sulama yapanlar hariç) güzlük ekim için su verilmesi mevcut su bütçesi ile mümkün görülmemektedir. Bu kapsamda güzlük ürün ekilmesi durumunda mevcut su bütçesi ile su verilemeyeceği konusunun mahalle halkına duyurulması hususunda; Bilgilerinizi ve gereğini arz/rica ederim." Yüreğir Ziraat Odası Başkanı Mehmet Akın Doğan: Adana ilimizde su kıtlığı başladı Yüreğir Ziraat Odası Başkanı Mehmet Akın Doğan ise  Türkiye'nin en önemli üretim merkezi olan Adana'da  yılın 365 günü ekim, dikim ve hasadın aralıksız devam ettiğini söyledi. Bu ekim ve dikimin devam etmesi için de yine yılın 365 günü suya ihtiyaç olduğunu ifade eden Doğan, şunları kaydetti:  "Adana ilimizde şu an su kıtlığı başlad. 2 ay önce mısırlar bitene kadar su verildi. Mısır sulaması bittikten sonra rotasyona geçildi. Şu andakanala baktığınızda su yok. Beş gün bir bölgeye su veriliyor, beş gün bir bölgeye su veriliyor. Adana'nın kuzeyinde merdiven şeklinde önce Sehan Barajı'mız var. Onun bir üstünde Çatalan Barajı'mız var. Bir üstünde de Yedigöze Barajı'mız var. Bu bu barajlarımız Toros Dağları'ndan, Göksun Nehri'nden  gelen sularla beslenmekte. Şu an barajımıza giren su 4-5 milyon metreküp. Biz aslında Adana bölgesinde mevsiminde günlük 20 metreküp su kullanıyoruz. Şu anda su kullanımı düşük. Baraja giren su seviyesi düştüğü için suyu kullanamıyoruz. Çatalan Barajı'ndan Adana ilimize içme suyu sağlanıyor. 115 metre koddan içme suyu alındığı için şu andaki oradaki kod 115.40 koda inmiş. Yani 40 santimtre üstündeki suyu şu anda kullanıyoruz. O su 40 santim daha aşağıya indiğinde Adana'ya içme suyu alamayacağımız için Yedigöze Barajı'ndan tedbirli olarak oraya su aktarılmakta. Oradaki içme suyunda herhangi bir sıkıntı olmadığı sürece oradaki fazla su sahaya verildiği için şu an çiftçimiz zor durumda.  Sulama birliğinden bütün köy ve mahalle muhtarlıklarına da bildiri gitti. Yalnız güzlük  ürün ekmeğin diye marul, soğan, sarımsak, patates buna benzer ürünler. Sadece ovada dikili ağaçlara su verilecek. Tabii dikili ağaçlara da kışa kadar. Sonbahara kadar su ne kadar yeter yetmez tam olarak bilmiyoruz. Bunun için de bir önlem alamıyoruz. Sadece bunun tek önlemi Çatalan Barajı'ndaki 2 milyar 100 milyon metreküp suyun biz üçte ikisini hayatımız boyunca kullanamıyoruz. Yani 115 metre kota indiğinde 1 milyar 400 milyon metreküp suyumuz barajda boşu boşuna duruyor. Bu kot seviyesinin 110 ve 100 metreye inmesi halinde Çukurova'nın tamamında hiçbir su sorunu kalmayacak.  110 metreye indiğinde de hem bizim mesela belediyemizin içme suyu sağladığı mahalleler  sıkıntıya girmeyecek hem sulama sorunu ortadan kalkacak. Bunun tek nedeni Adana Büyükşehir Belediyesi'yle ortaklaşa oradaki büyük su pompasının aşağıya indirilmesi gerekiyor. Bu çok önemli sorun. Yetkililer bugüne kadar buna müdahale etmedi. Ama bugüne kadar su kıtlığı böyle büyük anlaşılmadı.  Türkiye'nin tamamında su kıtlığı var. Biz aslında su zengini bir ülke değiliz. Su fakiri bir ülkeyiz. Dünyada küresel ısınma ve etkilerini daha fazla hissettirdiği temiz tatlı su kaynakların azaldığı herkes tarafından bilinmekte. Biz toplam tatlı su kaynağımızın yüzde 77'sini tarımda kullanıyoruz. Yüzde 13'ünü üretimde ve ekimde kullanıyoruz. Sadece yüzde 10unu içme suyu ve evsel atıklarda kullanıyoruz. Yani yüzde 77 büyük bir oran. Acilen Çukurova'nın tümünde eski vahşi sulama alışkanlıkların terk edilerek yerini cazibeli kapalı basınçlı sulama sistemine bırakması gerekiyor. Burada hibeler ve destekler çok önemli. Bir mısırı bir soyayı bir pamuğu salma suyla suluyoruz. Ve açık kanallardan su aldığımızda tarlaya su gidene kadar suyun yüzde 50'si hem buharlaşıyor ve sızdığı için de biz suyun yüzde 50'sini kullanamıyoruz. Eğer buraya cazibeli kapalı basınçlı sulama sistemi gelse biz hayatımız boyunca sıkıntı yaşamayacağız."

Alım gücünün düşmesi, yaz aylarının bereketini kışa taşımayı zorlaştırıyor Haber

Alım gücünün düşmesi, yaz aylarının bereketini kışa taşımayı zorlaştırıyor

Türkiye'nin tarımsal üretiminin büyük bir kısmını karşılayan Çukurova'nın verimli topraklarında yetişen ürünlerin kış aylarında tüketilmek üzere kurutmalık ve salça gibi ürünlere dönüştürülmesi, alım gücünün azalması nedeniyle dar gelirli vatandaşlar için zorlayıcı bir hâle geldi. Yılın 12 ayı yörenin ve ülkenin tarımsal üretiminin önemli bölümünü karşılayan Çukurova'nın bereketli topraklarında yetişen sebze ve meyveler, esnaf ile ev hanımları tarafından işlenerek kış aylarında tüketilmek üzere her yıl kurutmalık ve salça gibi ürünlere dönüştürülüyor. Ev hanımlarının maharetli ellerinde işlenen sebze ve meyvelerden yapılan ürünlerin dışında, pazarlardan alınan taze peynirler de salamura ve basma peynir yapılarak kışlık olarak hazırlanıyor. Akdeniz'in mavi suları ile Toros Dağları etekleri arasında kalan binlerce dönüm arazide yer alan Çukurova'da yetişen ürünlerin kışlık olarak hazırlanması ise, artan maliyetler ve alım gücünün düşmesinden dolayı özellikle dar gelirli vatandaşları zorluyor. Sebzeden meyveye, pamuktan hububatta, yer fıstığından zeytine kadar Çukurova yöresindeki ürün zenginliğinin büyük bir şans olduğunu dile getiren dar gelirliler, "Ancak bu zenginlik, bizim mutfağımıza sürekli artan fiyatlar nedeniyle yansımıyor. Geçen yıl uygun fiyatla istediğimiz oranda aldığımız ürünleri, bu yaz alamıyoruz. Kışlık ürünlerimizin oranı, bütçemiz uygun olmadığı için her geçen gün küçülüyor" dedi. Yüreğir Ziraat Odası Başkanı Mehmet Akın Doğan da, Adana, Mersin, Hatay ve Osmaniye'yi kapsayan, yarattığı iş gücü ve istihdam sayesinde ülke ekonomisine ciddi katkı sunan Çukurova'nın tarımsal üretimindeki rolünün, girdi fiyatlarının artmasına rağmen toprağı bin bir güçlükle eken çiftçiler sayesinde devam ettiğini söyledi. Çukurova'da tarımsal faaliyet yapan büyük ölçekli üreticilerin sağlanan imkânlarla alınan teknolojik ekipmanlar ve uygulanan modern tekniklerle, dar arazilere sahip küçük ölçekli üreticilerin de daha kısıtlı imkânlarla üretmeye devam ettiğini dile getiren Doğan,  "Artan maliyetler hem üretici hem de tüketiciyi vuruyor. Vatandaşlar, gittikleri pazarlardan evlerine 3-4 poşetle dönüyor. Bu durum, sıcak yaz aylarında hasadı yapılarak tüketiciyle buluşturulan Çukurova'nın tarımsal üretimindeki sürekliliğini tehdit ediyor." dedi. “Tarımsal üretimin önündeki engeller kaldırılmalı” Karpuz, şeftali, kayısı, üzüm, limon, buğday ve pamuk gibi ürünlerin ilk hasadının bu yörede yapıldığını dile getiren Doğan, şunları kaydetti: "Yılda neredeyse 3 ürün veren yöremiz, meyvenin hemen hemen her çeşidi, bunların yanı sıra patlıcan, salatalık, biber, domates, marul, kabak, barbunya, acebek ve taze fasulye gibi çok çeşitli ürün desenine sahip.  Yaz aylarında tüketildiği gibi, geleneksel olarak işlenerek kış aylarına taşınan bu ürünlerin üretiminde sıkıntılar yaşanıyor. Üreticilerin kaliteli ürün elde ederek emeğinin karşılığını alabilmesi, gerek ülke içinde ve gerekse ülke dışında pazar payının artması ve iç pazarda daha fazla tüketilmesi konusunda kapsamlı çalışmalar yapılması kaçınılmaz bir durum. Örneğin ürün alım fiyatlarının birim maliyetinin üzerinde açıklanması, destekleme primlerinin günün şartlarına göre düzenlenmesi gerekir. Kısacası, üreticilerimizin üretim aşamasında önlerine çıkan engellerin kaldırılması lazım.”

Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
logo
İLKHABER-Gazetesi En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.