SON DAKİKA

#ithalat

İLKHABER-Gazetesi - ithalat haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, ithalat haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Ömer Fethi Gürer, Türkiye’nin ithal ürünlerdeki denetimsizliğini eleştirerek, ihraç ürünlerdeki artan sorunları gündeme getirdi Haber

Ömer Fethi Gürer, Türkiye’nin ithal ürünlerdeki denetimsizliğini eleştirerek, ihraç ürünlerdeki artan sorunları gündeme getirdi

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Niğde Milletvekili ve Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, son aylarda gündemde yer alan Türkiye’den ihraç edilen bazı ürünlere AB ülkelerinden ret kararları gelirken, ülkemize gelen gıda ürünlerinin denetlenmesi gerektiğini belirtti. Gürer, “Ülkemiz ile aynı dönemde farklı ülkelerden AB’ye giden ürünlerde sorunlar yaşanmasına rağmen, o ürünlerin ülkemize sorunsuz bir şekilde girmesi dikkat çekici” dedi. Ömer Fethi Gürer, ithal ürünlerdeki denetim eksikliklerine dikkat çekti Gürer, “Ülkemiz, 21 üründe arz açığı yaşarken, ticari ilişki kapsamında 100’den fazla ithalat yapıyor. Bakanlar, bu ithalatçıların kimler olduğunu, ürünlerin nereden getirildiğini ve alış fiyatlarının ne olduğunu sorularımıza ticari sır kapsamında yanıt vermiyor. İthal gıda ürünlerini denetlemek, iktidarın sorumluluğundadır. Ülkemize gelen ithal ürünler, farklı ülkelerde sorunlu olarak reddedilirken, ülkemize gelen her ürünün kabul edilmesi de düşündürücüdür. Farklı ülkelerden Türkiye’ye ithal edilen ürünlerde böyle sorunlar var mı, hiç iade edilmiş mi diye araştırmak istedik. Bu araştırmalarımızın sonucunda gördük ki farklı ülkelerde iade edilmiş ürünler, ülkemizde hiçbir sorun olmadığı tespit edilip giriş yapmıştır. Örneğin, Türkiye'ye İran'dan 23.153 ton hurma ithal edilmiştir. Türkiye'ye gelen hurmalarla ilgili herhangi bir sorun saptanamamış; ama aynı dönemde Slovenya, İran'dan ithal ettiği hurmalarda norovirüs tespit ederek iadeye karar vermiştir. Keza Lüksemburg, İtalya'dan mısır unu ithal etmiştir. Bu mısır ununda olmaması gereken madde tespit edilerek iade edilmiştir. Türkiye ise aynı dönemde İtalya’dan 34 ton mısır unu ithal etmiş, ancak Türkiye'de bu ürünün doğrudan geçişi sağlanmıştır” şeklinde konuştu. "Avustralya ve İspanya'dan gelen ürünlerde sorunlar var” Ömer Fethi Gürer, ithal edilen ürünlerle ilgili farklı ülkelerden gelen bildirimlerin iki yıl içinde 9 bini aştığını belirterek şunları söyledi: “Ayrıca, Avustralya'dan ithal ettiğimiz bademde de Hollanda tarafından aflatoksin saptanmış; yine bizim aynı ülkeden ithal ettiğimiz bademde herhangi bir soruna rastlanmamıştır. İspanya’dan gelen bademlerde Hollanda aflatoksin tespit etmiştir. Türkiye ise o dönemde İspanya'dan 1.812 ton badem aldığı halde yine bir olumsuzluk tespit edilmemiştir. 14 Ağustos 2024 yılında, Amerika Birleşik Devletleri’nden Almanya'nın ithal ettiği cevizlerde Salmonella’ya rastlanmış, bu nedenle ürün iade edilmiştir. O dönemlerde Türkiye, Amerika Birleşik Devletleri’nden 30.547 ton ceviz ithal etmiş, ama Türkiye'de yine herhangi bir olumsuzluğa rastlanmamıştır. Ayrıca Hollanda, Amerika'dan ithal ettiği benzer durumdaki cevizleri o süreçte iade etmiştir. 100’ü aşkın ülkeden farklı ürün ithalatı sorunsuz bir şekilde kabul edilirken, son aylarda ihraç ettiğimiz ürünlere yönelik dikkat çekici olumsuz bildirimlerin alınması da değerlendirilmesi gereken bir durumdur." Gürer, Türkiye'deki patates tohumu ithalatında yaprak kıvırcıklığı virüsü nedeniyle iade kararını duyurdu Ömer Fethi Gürer, "Türkiye’de 2025 yılında Almanya’dan ve Hollanda’dan ithal edilen tohumluk patateslerde, Türkiye’de yapılan laboratuvar incelemeleri sonucu yaprak kıvırcığı virüsü tespit edilmiştir. İki ayrı ithal parti üründe, tespit edilen virüsün kabul değerine uymadığı belirlenmiş ve bu ürünlerin iade edilmesine karar verilmiştir. Böylece, Türkiye’ye gelen patates tohumlarında, her iki ülkenin ürünlerinde istenmeyen yaprak kıvırcıklık virüsü tespiti ile iade gerçekleşmiştir. Daha önce, ülkemizde görülen patates siğili hastalığının da ithal tohumlarla ülkemize geldiği iddiaları gündeme gelmiş, ancak herhangi bir iade ürünü bildiriminden söz edilmemiştir" dedi. Gürer, Türkiye'nin ithalat ve ihracat ürünlerindeki farklılıkları sorguladı Gürer, "Patates tohumu Türkiye’ye Hollanda, İngiltere ve Almanya’dan geliyor. Türkiye, bu yıl gelen ürünlerde daha sıkı denetim uygulamış ve yaptığı kontrolde, Almanya ve Hollanda’dan ithal edilen patates tohumlarında yaprak kıvırcığı virüsü tespit edilmiştir. Bu doğrultuda 500 ton tohumun iade edilmesine karar verildiği açıklanmış ve bu durumun önemi de vurgulanmıştır.  Türkiye’nin ihraç ettiği ürünlerde sıklıkla sorun yaşandığını, buna karşın ithal ürünlerde patates tohumu dışında ceviz, badem, ayçiçek tohumu, kahve, hurma ve çikolata gibi ürünlerle ilgili kamuoyuna yansıyan ya da AB yem ve gıda alarm sistemine takılan herhangi bir bildirim bulunmaması, pürüzsüz bir tablo ortaya çıkması dikkat çekicidir. Türkiye'nin şu anda ihraç ürünlerde sicili bozukken, ithal ettiği tüm ürünler pırıl pırıl, tertemiz geçmektedir. Bu durum, acaba Türkiye'nin veriler üzerinden değerlendirilmesinde Avrupa Birliği’ne göre daha mı esnek, daha mı kontrolsüz olduğu sorusunu akla getiriyor. Yoksa gerçekten Türkiye'ye gelen bütün ürünler sorunsuz mu?" diye sordu. Gürer, Türkiye’nin ihraç ürünlerinde bildirim sayısının artığını ve ihracat sorunlarını gündeme getirdi Ömer Fethi Gürer, “2025 yılında bildirim türlerine bakıldığında, Türkiye’den ihraç edilen ürünler için 49 sınır reddi, 22 dikkat edilmesi gereken bilgi bildirimi, 11 uyarı bildirimi ve 2 takip için bildirim yapıldığına işaret etti. En çok bildirim yapılan ülkeler sıralamasında, ihraç edilen ürünlerimizle ilgili Almanya 21 bildirimle ilk sırada yer alırken, Fransa ve İtalya 10’ar bildirim, Hollanda 9 bildirim, Bulgaristan ve Yunanistan ise 8’er bildirimle Türkiye’ye en fazla bildirimde bulunan ülkeler oldu. Türkiye, bu süreçte 851 ürünle bildirim yapılan ülkeler arasında ilk sıralarda yer aldı. Bu sorun mutlaka gelen ve giden ürünlerin incelemesinde daha sıkı kontrolü gerektiriyor. Ayrıca, ihraçta sorun saptanan her ürün takip sisteminde her ülke tarafından anında görülüyor, bu nedenle Türkiye’nin ürünleri konusunda hassasiyet artmakta. Bu durum, ülkemiz için ihraç edilen gıda ürünleri açısından dikkatle ele alınması gereken bir durumdur” diye ifade etti.

Ömer Fethi Gürer, hayvan ve et ithalatının yükseldiğini ve sorunları derinleştirdiğini belirtti Haber

Ömer Fethi Gürer, hayvan ve et ithalatının yükseldiğini ve sorunları derinleştirdiğini belirtti

Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi ve CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde (TBMM) yaptığı konuşmada, 2010 yılından bu yana AKP iktidarları döneminde yaşanan hayvan ve et ithalatına dikkat çekti. Gürer, hayvancılık sektöründeki sorunların devam ettiğini, et fiyatlarının düşmediğini ve ithalatın çözüm olmadığını vurguladı. Ömer Fethi Gürer, "2010 yılından itibaren başlayan hayvan ve et ithalatı, 2010-2014 yılları arasında 10 milyon baş hayvan ithal edilmesiyle devam etti. Bu süreçte 15 milyar 500 milyon dolar yurt dışına gitti. Ancak hayvancılıkta sorunlar bitmedi, et fiyatları düşmedi. Aracılar ve ithalatçılar paralarına para kattı, adeta vurgun vurdu. Besicilerimiz ve süt inekçiliği yapanların çoğu, yanlış uygulamalar nedeniyle iflas etti. İthal yem fiyatları durmak bilmedi ve hayvancılık sektörü giderek zora girdi" dedi. “Bakanların 'İthalatı Bitireceğiz' sözüne karşın, et ithalatı yükseldi!" CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, bakanların sürekli olarak "İthalatı bitireceğiz" açıklamalarına rağmen, ithalatın hız kazandığını belirterek şunları söyledi: "Ocak 2025'te 5.069 ton karkas et ithalatı gerçekleşti, 1.944 ton kemiksiz et ithal edildi. Böylece sadece ocak ayında 7 bin tonluk et ithalatı için 46 milyon dolar ödendi. 2025 yılının ilk ayında 41 bin 591 ton ağırlığında, 136 bin 50  büyükbaş hayvan ithal edildi. Bu ithalatın toplam maliyeti ise 214 milyon 150 bin dolar oldu." “İthalata dayalı politikalar ekonomiyi ve üreticiyi zorluyor!" Ömer Fethi Gürer, "Besicilerimiz ve süt üreticileri, yanlış politikalar nedeniyle büyük zarar gördü. İthal yem fiyatları ve hayvan maliyetleri üreticiyi zorluyor. Bakanların 'İthalatı bitireceğiz' sözleri, maalesef uygulamada karşılık bulmadı. Aksine, ithalat her geçen gün artarak devam ediyor. Hayvancılık sektörünün kurtarılması için yerli besicinin, üreticinin desteklenmesi politikaların hayata geçirilmesi gerekiyor. İthalata dayalı politikalar, hem üreticiyi hem de ekonomimizi olumsuz etkiliyor. Bu durumun bir an önce sona erdirilmesi ve yerli üretimin teşvik edilmesi şarttır” diye ifade etti.

Dış ticaret açığı Şubat ayında yüzde 20,5 artarak 8,2 milyar dolara ulaştı Haber

Dış ticaret açığı Şubat ayında yüzde 20,5 artarak 8,2 milyar dolara ulaştı

Ticaret Bakanlığı’nın açıkladığı verilere göre, 2025 yılı Şubat ayında dış ticaret açığı geçen yılın aynı dönemine göre %20,5 oranında artarak 8 milyar 155 milyon dolara yükseldi. Bu dönemde ihracat %1,5 oranında düşüşle 20 milyar 776 milyon dolar olurken, ithalat %3,8 artarak 28 milyar 930 milyon dolar seviyesine ulaştı. İHRACATIN İTHALATI KARŞILAMA ORANI GERİLEDİ Şubat ayında ihracatın ithalatı karşılama oranı, geçen yılın aynı dönemine kıyasla 3,9 puan azalarak %71,8 olarak hesaplandı. Enerji verileri hariç tutulduğunda, ihracatın ithalatı karşılama oranı %86,4 olurken, enerji ve altın hariç hesaplandığında ise bu oran %94,1’e yükseldi. OCAK-ŞUBAT DÖNEMİNDE DIŞ TİCARET AÇIĞI %21,2 ARTTI 2025 yılı Ocak-Şubat döneminde Türkiye’nin toplam ihracatı geçen yıla göre %2,1 artışla 41 milyar 941 milyon dolar olarak gerçekleşti. Aynı dönemde ithalat ise %6,6 artarak 57 milyar 633 milyon dolara ulaştı. Bu gelişmeler sonucunda, yılın ilk iki ayında dış ticaret açığı %21,2 oranında yükselerek 15 milyar 692 milyon dolar seviyesine çıktı. EN FAZLA İHRACAT ALMANYA’YA YAPILDI Şubat ayında Türkiye'nin en fazla ihracat yaptığı ülkeler sırasıyla: Almanya – 1 milyar 688 milyon dolar ABD – 1 milyar 195 milyon dolar İngiltere – 1 milyar 175 milyon dolar Bu üç ülke, toplam ihracatın önemli bir bölümünü oluştururken, en fazla ihracat yapılan ilk 10 ülkenin toplam ihracat içindeki payı %47,1 olarak kaydedildi. EN FAZLA İTHALAT RUSYA’DAN GERÇEKLEŞTİ Şubat ayında en fazla ithalat yapılan ülkeler ise şunlar oldu: Rusya – 3 milyar 982 milyon dolar Çin – 3 milyar 546 milyon dolar ABD – 2 milyar 422 milyon dolar Türkiye'nin en çok ithalat yaptığı ilk 10 ülkenin toplam ithalat içindeki payı ise %61,3 olarak hesaplandı.

Barut: Üretici ve tüketici desteklenmeden kırmızı et krizi çözülmez Haber

Barut: Üretici ve tüketici desteklenmeden kırmızı et krizi çözülmez

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Adana Milletvekili, TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ayhan Barut, Et ve Süt Kurumu'nun (ESK), Ramazan ayı öncesi ette fiyat artışlarının önüne geçmek amacıyla 40 bin canlı hayvan tedariki yapılacağı açıklamasına tepki gösterdi. İktidarın derinleşen sorunları çözmek yerine her seferinde daha önce denenen ve çare olmadığı görülen yollara saptığını anlatan Barut, et dahil gıda krizinin tümüyle önlenmesi için üretenlerin yeterince desteklenmesini, tüketicilerin de ücret ve maaşlarının iyileştirilerek insanca yaşam koşullarının sağlanmasını istedi. "İthalat ve geçici çözümlerle sorun çözülmez, üretime odaklanılmalı" Barut, "İktidar bunu yapmak yerine dışarıdan ithalat ya da içeriden tedarik yollarıyla geçici çözümler bulmaya çalışıyor. 2024 yılında 600 bin canlı hayvan ithalatı için harekete geçildi, 58 bin ton kırmızı et ithalatı yapıldı. Son 22 yılda 6.9 milyon büyükbaş, 3.2 milyon küçükbaş ve 395 bin ton kırmızı et ithal edildi. Toplamda 11 milyar 670 milyon dolar paramız dışarıya ödendi. Şimdi yine tedarik yöntemiyle çözüm arıyorlar. Bunların geçerli olmadığı görüldü. Niye aynı yöntemlerle farklı sonuçlar bekleniyor?" diye ifade etti. "İthalat sevdası hayvancılığı bitirdi, üreticiler zarar ediyor" Ayhan Barut, milyarlarca dolarlık ithalata karşın hayvancılık ve etle ilgili sorunların çözülmediğini, krizin daha da büyüdüğünü belirterek şunları söyledi: "Maaşlar ve ücretler, yüksek enflasyon, artan vergiler ve fahiş zamlarla eriyip gitti. Böyle olunca halkımız alamaz hale geldiği için etin tadını da unuttu. Etinden ve sütünden zarar eden, maliyetler altında ezilen üreticilerimiz ise, sürekli zarar ettiği için dişi hayvanlarını bile kesime gönderiyor. Bunu yaparak maliyetten kurtulmaya çalışıyor. Çözüm üretmesi gereken iktidar kanayan yarayı iyileştirmedi, ithalat sevdasıyla ülke hayvancılığımızı da bitirdi. Şimdi ESK aracılığıyla Ramazan öncesi güya fiyat artışını önlemek için 40 bin hayvan tedarik edeceklermiş. Sorunun boyutunu hala anlamayan, denenmiş yöntemlerle farklı sonuç elde edeceğini sanan iktidarı yanlıştan dönmeye çağırıyoruz. Besicilerimizin can çekiştiği bu dönemde 1 litre sütle 1.5 kilogram yem alınabilmelidir. Yem ve süt paritesine uyulmalıdır. Üreticilerimizin yemden samana, veterinerlik hizmetlerinden mera gereksinimine kadar her sorunu çözülmelidir. Geliri eriyen, alım gücü yok edilen halkımızın derdine derman olunmadan çözüm bulunmayacağı anlaşılmalıdır. Üretim ve üretici odaklı, tüketicileri gözeten sürdürülebilir destekleme modelleri hayata geçirilmelidir."

Gürer: Sübvansiyon ve vergi düzenlemeleri tarımda hayati önem taşıyor Haber

Gürer: Sübvansiyon ve vergi düzenlemeleri tarımda hayati önem taşıyor

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Niğde Milletvekili ve Tarım, Orman ve Köy İşleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, Türkiye'nin tarım sektöründe yaşanan sorunlara dikkat çekmek amacıyla Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde (TBMM) basın toplantısı düzenledi. Gürer, hükümetin tarım politikalarını eleştirerek, sektördeki ekonomik daralma ve üretim kayıplarına ilişkin açıklamalarda bulundu. Hem üreticilerin karşı karşıya olduğu sorunlara dikkat çekti hem de Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı’nın açıklamalarını değerlendirdi. “Türkiye, 2010 yılından beri hayvan ithalatını durmadan sürdürmektedir” CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı'nın Devlet Su İşleri'nde düzenlenen 2024 yılı değerlendirme ve 2025 yılı hedefler toplantısındaki açıklamalarına ilişkin değerlendirmelerde bulunarak şunları söyşedi: “Tarım ve Orman Bakanı Yumaklı, Suriye'nin üretim ihtiyaçlarını tespit ederek destek olacaklarını ve 14 kişilik bir ekiple çalışmalarda bulunduklarını belirtti. Ayrıca eylem planı hazırladıklarını duyurdu. Tarımsal üretim konusunda, hem bitkisel üretimde hem de hayvansal üretimde ihtiyaçları tespit ederek mutlaka onların yanında olacaklarını ifade etti. Bakan, daha önceki bakanlar gibi Türkiye'deki hayvancılıkla ilgili sorunlar için 3 yıllık bir süre istedi. 3 yılın sonunda Türkiye'nin hayvan ithal etmeyeceğini belirtti. Ancak daha önceki süreçte de bakanlar benzer açıklamalar yapmış, fakat o süreler geldiğinde hayvan ithalatı devam etmiştir. Türkiye, 2010 yılından beri hayvan ithalatını durmadan sürdürmektedir.” Gürer, “Bakanlar, görevlerine geldiklerinde genelde 3 yıllık bir hedef açıklıyorlar. Ancak bakanların görev süreleri uzun olmuyor; bakanlar gidiyor, ithalat devam ediyor. Son iki yılda 1 milyon 200 bin baş hayvan ithal edildi. Canlı hayvan, et ve yem ithalatı bu iktidar döneminde adeta patladı. 2010-2024 yılları arasında, 11 milyar 357 milyon 207 bin dolar canlı hayvan ve et ithalatına ödeme yapıldı. İthalat başladığında etin kilosu 12 lirayken, karkas etin kilosu bugün kesimhanelerde 400 liraya, rafta ise bunun iki katına ulaştı. Bu yönde söylenenlerin gerçekleşmesi, uygulanan politikaların doğru seçilmesi ve oluşturulması ile alakalıdır. Bu anlamda yeterli olunmadığı geçmiş örneklerle görülmektedir. Bu sefer de yapılan açıklamada 3 yıllık hedef kondu. Bu hedefin tutturulması önemli” şeklinde konuştu. “Sudan, Nijer ve Venezuela ile yapılan tarım anlaşmaları hüsrana uğradı" Gürer, Tarım ve Orman Bakanlığı'nın daha önce Sudan, Nijer ve Venezuela ile tarım alanında anlaşmalar yaparak, TİGEM'i bu konuda yetkilendirdiğini ancak bu süreçlerin de beklenen başarıyı sağlayamadığını belirterek şunları söyledi: “Tarım ve Orman Bakanı Yumaklı, başka bir açıklamada İran ile tarımsal ilişkilerin geliştirileceğini söyledi. İran ile ilgili tarımsal ilişkiler 2016 yılında gelişmeye başlamıştı. Ancak, bu yeterli olmadı ki yeni bir süreç başlatılacağını belirtti. Gerçi Tarım ve Orman Bakanlığı'nın bundan önceki deneyimlerinde de olumsuz sonuçlar görülmüştü. Örneğin, Sudan , Nijer ve Venezuela ile tarım konusunda anlaşmalar yapılmış, TİGEM bu konuda yetkili kılınmıştı. Ancak Sudan'da yapılan anlaşma iptal edilerek Sudan'dan geri dönülmek zorunda kalınmış, yapılan masraflar da yanımıza kâr kalmıştır. Keza, önceki bakanların Nijer ve Venezuela sevgisi, bu bakan için şimdilik yok. Komşu ülkelerle bu konuda çalışmalar yürütüleceği belirtiliyor. İran ve Suriye'nin tarım politikalarını birlikte oluşturma girişimi, Türkiye'nin sorunlarının görmezden gelinmesine neden olmamalıdır.” “2025 Yılının da 2024 yılı gibi zor geçecek” CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, 2025 yılının zor geçeceğini belirterek, “2025 yılının da 2024 yılı gibi zor geçeceği anlaşılıyor. Dünyada son aylarda emtia fiyatlarında önemli artışlar yaşanıyor. Ülkemiz yem ve gübrede dışa bağımlıdır. Bu nedenle, yurt dışındaki yem ve gübre fiyatlarındaki artış, ülkemizdeki yem ve gübre fiyatlarına aynen yansımaktadır ve yansıyacaktır. Son bir ayda özellikle gübre fiyatı ciddi anlamda arttı. Geçtiğimiz yılın son aylarında başlayan bu fiyat artışı devam ederse, çiftçilerin gübreyi yeterli ölçüde kullanabilmeleri olası değildir” diye ifade etti. Gürer, "Geçtiğimiz yıl hububat üretiminde yaşanan 3 milyon 200 bin tonluk düşüş, bu yıl da devam etme olasılığı yüksek. Modern sulama yöntemleri yerine hala salma sulama yapılıyor. Yağmurlama ve damlama sulama sistemlerinin geliştirilmesi gerekiyor. Emeklinin, asgari ücretlinin, dar gelirlinin rafta istediği ürünleri alabileceği fiyatların oluşması, bu yıl da hayal görünüyor" dedi. " Tarımda sübvansiyon ve vergi düzenlemeleri şart" Ömer Fethi Gürer, Tarım ve Orman Bakanı'nın Suriye'deki üretim ihtiyaçlarını tespit ederken, Türkiye'nin mevcut durumunu daha kapsamlı bir şekilde ele alması gerektiğini belirterek şunları söyledi: "Gübre ve yem gibi temel girdilerde sübvansiyon uygulanmalıdır. %50'sini Bakanlık, %50'sini çiftçi ve besici karşılamalıdır," önerisinde bulunan Gürer, ayrıca akaryakıt ve tarım kesimiyle ilgili özel düzenlemeler yapılması gerektiğini ifade etti. Akaryakıtta tarım kesimi için verilen mazotta ÖTV ve KDV'nin kaldırılmasını talep etti. "Çiftçiye destek verirken üç katı vergi alınıyor. Türkiye'nin ithal ettiği ürünlerin yeterince kontrol edilip edilmediği kamuoyuyla paylaşılmalıdır." 

Türkiye dünya ithalatında 18. sıraya yükseldi! Haber

Türkiye dünya ithalatında 18. sıraya yükseldi!

Ticaret Bakanlığı'nın verilerine göre Türkiye, 2023 yılında 361 milyar dolarlık ithalat gerçekleştirirken, bu rakam ile dünya ithalat sıralamasında 19. sıradan 18. sıraya yükseldi. Tüm dünyada ithalat yüzde 7,3 gerileyerek 25 trilyon 417 milyar dolardan 23 milyar 541 milyar dolara düşerken, Türkiye'de bu düşüş oranı sadece yüzde 0,55'te kaldı. Bu sayede Türkiye'nin dünya ithalatından aldığı pay yüzde 1,43'ten yüzde 1,54'e yükseldi. DÜNYADA TİCARET HACMİ KÜÇÜLDÜ Yüksek enflasyon, Rusya-Ukrayna ve Filistin-Gazze savaşları gölgesinde geçen 2023'te dünya ticareti 2022'nin aksine değer olarak küçüldü. 2022'de yüzde 11,56 artışla 24 trilyon 721 milyar dolar seviyesine yükselen ihracat, 2023'te yüzde 5,88 düşüş ile 23 trilyon 266 milyar dolar seviyesine geriledi. Yine 2022'de yüzde 13 artışla 25 trilyon 417 milyar dolar seviyesine çıkan ithalat ise yüzde 7,3 düşüş ile 23 trilyon 541 milyar dolar seviyesine indi. TÜRKİYE'NİN İHRACATI VE İTHALATI: Aynı dönemde Türkiye de 255 milyar dolarlık ihracat ile 23 trilyon 266 milyar dolarlık dünya ihracatından aldığı payı bir önceki yıla göre 1,02'den 1,09'a çıkardı. TradeMab verilerine göre Rusya bu dönemde 45,5 milyar dolar ile Türkiye'nin en büyük ticari partneri olurken onu 45 milyar dolar ile Çin ve 28,7 milyar dolar ile de Almanya takip etti. İTHALAT PAYI ARTIYOR: Uluslararası Ticaret Merkezi (International Trade Center- ITC) tarafından 2001'de dış ticaret ile ilgili kurum ve firmalara yardım etmek amacıyla geliştirilmiş web tabanlı hizmet sağlayıcısı olan Trade Map'in verilerine göre 2023 yılında dünyada toplam ithalat yüzde 7,3 düşerken, Türkiye'de bu oran yüzde 0,54 oldu. İthalatta dünya ortalamasının altında bir performans sergileyen Türkiye, söz konusu rakam ile 23,5 trilyon dolarlık dünya ithalatından aldığı payı yüzde 7 artırarak 1,43'ten 1,53'e çıkardı. Dünyada toplam ihracatın yüzde 5,8 düştüğü 2023'te Türkiye'nin ihracatı ise yüzde 0,39 gibi sınırlı bir artış sergileyerek 255 milyar dolar seviyesine çıktı. Yine söz konusu rakam ile Türkiye'nin toplam ihracattan aldığı pay da yüzde 1,02'den yüzde 1,09'a yükselirken, dünya sıralamasında 29. sırada yer aldı. TÜRKİYE'NİN İTHALATINDA HANGİ ÜRÜNLER ÖNE ÇIKTI? Türkiye'nin dünya ithalatı sıralamasında yükselmesi ve aldığı payın artırmasında en önemli 4 fasıl 27, 84, 71 ve 87 olarak öne çıktı. Bu 4 fasıldan enerjide önemli oranda gerileme yaşanırken diğer 3 fasılda artış devam etti. Hatta otomotivde rekor seviyeye yükseldi. Enerji: Mineral yakıtlar, mineral yağlar ve bunların damıtılmasından elde edilen ürünlerin ithalatı (27. fasıl) 2023'te yüzde 28,3 gerileme ile 96,5 milyar dolardan 69,1 milyar dolara düştü. Makine: Kazanlar, makinalar, mekanik cihazlar ve aletler, nükleer reaktörler, bunların aksam ve parçalarının ithalatı (84. fasıl) geçen sene yüzde 18,5 artışla 40,9 milyar dolara çıktı. Altın: Altının da dahil olduğu kıymetli madenler ithalatı (71. fasıl) ise yüzde 44,8 gibi yüksek bir artışla 33,9 milyar dolara yükseldi. Otomotiv: Otomotiv ithalatı (87. fasıl) 2023'ün tamamında yüzde 82,5 artarak 32,2 milyar dolara yükseldi. Türkiye bu sayede dünyanın en fazla otomotiv ithalatı yapan 14. ülkesi oldu.

Gürer: Üretimde verdiğimiz açığı ithalatla karşılamak zorunda kaldık Haber

Gürer: Üretimde verdiğimiz açığı ithalatla karşılamak zorunda kaldık

CHP Niğde Milletvekili ve Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer,  dar gelirlilerin önemli gıda kaynağı fasulyede olsun üretim açığının giderilmesini istedi.Gürer,2002 yılından günümüze kadar geçen süreçte kuru fasulye ile ilgili üretim, ithalat ve tüketim miktarlarına ilişkin çeşitli verilerde fakir fukaranın vazgeçmezi kuru fasulyede de üretim sorunları yaşadığını belirtti.Yıl yılı tutmuyor diyen CHP’li vekil Ömer Fethi Gürer ,Kuru fasulye tüketiminin nufus artışına orantılı artmasına rağmen yıllara göre  ekim alanlarının ve üretim miktarlarının aynı oranda artmayasının açığa neden olduğunu söyledi. Gürer, “2002 yılında 250 bin ton kuru fasulye üretimimiz varken nüfusumuz 66 milyondu ve kuru fasulyede yeterlilik oranımız 6,4’tü. 2022 yılına geldiğimizde ise nüfusumuz 85 milyona yükselirken üretimimiz 270 bin ton olarak gerçekleşmesine karşın yeterlilik oranımız 91,4’e düştü. 2023 yılında kuru fasulye üretimimiz bir önceki yıla göre 30 bin ton düşerken ithalatımız 31 bin ton artarak düşen üretimin tamamı ithalatla giderilmeye çalışıldı” diyerek ifade etti. “Tarım sektöründe uzun vadeli ve sürdürülebilir politikaların eksikliğinden kaynaklanmaktadır” Gürer, “2002 yılında 180 bin hektar alanda kuru fasulye ekimi yapılırken, 2023 yılında bu rakam 92 bin hektar azalarak 88 bin hektara kadar geriledi. Bu düşüş, ülkemizin tarım politikalarında üretici yanında olmayan iktidarın yarattığı sorunun bir göstergesi olarak değerlendirilmelidir. Kuru fasulye gibi temel gıda maddelerinin ekim alanlarında yaşanan gerileme, tarım sektöründe uzun vadeli ve sürdürülebilir politikaların eksikliğinden kaynaklanmaktadır.” dedi. Yüksek protein ve besleyici özelliği ile kuru fasulye, nohut, mercimek, bakla, bezelye ve börülce gibi yemeklik tane baklagillerin ülkemizde tüketimde önemli bir yeri olduğunu ve kuru fasulye tüketiminin kişi başına 3,2 kg olduğunu belirten CHP’li  Ömer Fethi Gürer konuşmasına şu şekilde devam etti: “2002 yılında ülkemizin nüfusu 66 milyon iken, 250 bin ton kuru fasulye üretiliyordu ve kişi başı kuru fasulye tüketimi 3,1 kilogramdı. 2023 yılına geldiğimizde ise nüfusumuz 85 milyona yükselmiş, ancak üretimimiz 10 bin ton düşerek 240 bin tona gerilemiştir. Bu dönemde kişi başı kuru fasulye tüketimi ise 3,2 kilograma yükselmiştir. Nüfusun %28 oranında arttığı bir dönemde, üretimin düşmesi, ithalat kapısını aralamıştır. Kişi başı tüketimin 3,1 kilogramdan 3,2 kilograma çıkması, kuru fasulyeye olan talebin arttığını, ancak üretim kapasitemizin bu talebi karşılamada yetersiz kaldığını göstermektedir. Sonuçta süreç 21 üründe olduğu gibi arz açığı yaratmakta, ithalat bağımlılığımızı artırmakta ve yerli üreticinin rekabet gücünü daha da zayıflatmaktadır.” Ömer Fethi Gürer, “2022 yılında 270 bin ton kuru fasulye üretirken, 2023 yılında üretimimiz 30 bin ton düşerek 240 bin tona geriledi. 2022 yılında 10 bin ton kuru fasulye ithalatı yapılırken, 2023 yılında ithalat miktarımız 31 bin ton artarak 41 bin tona yükseldi. Yani üretimde verdiğimiz açığı ithalatla karşılamak zorunda kaldık. Ülkemizin kuru fasulye ithal ettiği ülkeler arasında Arjantin, Mısır, Kırgızistan ilk sıralarda yer almaktadır” şeklinde konuştu. “Toprak Mahsulleri Ofisi alıma girip çiftçiyi fasulye ekmeye teşvik etmelidir” CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “Niğde, patateste Türkiye birincisi, fasulyede Türkiye birincisi, lahanada ise Türkiye ikincisidir. Yani, bir tarım kentidir. Fasulye, yine bu yıl ekildi. Geçen yıl fasulye rekoltesi düşük oldu. 2002'de üretilen kuru fasulye kadar 2023 yılında kuru fasulye üretemediğimiz için ithalata mecbur kalındı. Bu dönem fasulyenin verimli olacağı umut ediliyor. Çiftçilerimizin elindeki ürünlerin değer bulması, bölgede fasulye ekimini artırır. Bu konuda destekler artırılmalı, uygun alım fiyatı ile Toprak Mahsulleri Ofisi alıma girip çiftçiyi fasulye ekmeye teşvik etmelidir. Böylece, bölgenin üretim alanlarının genişlemesinin yanında ithal fasulye yerine yerli ürünün tüketilmesinin de yolu açılmış olur. Türkiye’de kuru fasulyeye verilen destekler üreticilerin kuru fasulyeye yönelmesini sağlasa da son yıllarda enflasyon destekleri eritmiştir. Ayrıca mevsim etkileri üretim kayıplarına neden olmakta ve çiftçi gelirini olumsuz etkilemektedir” diyerek ifade etti.

Gürer: Buğday alım fiyatından memnun olan bir çiftçi bile yok Haber

Gürer: Buğday alım fiyatından memnun olan bir çiftçi bile yok

Gürer, konuşmasında yem fiyatlarındaki artışın hayvancılıktaki sorunları artırdığını ve benimsenen yanlış politikalar nedeniyle hayvan varlığının azalması sonucu 16 ayda 1 milyon baş hayvan ithal edilerek çözümün ithalatta arandığını söyledi. CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “Hayvancılığın sorununu çözmek için öncelikle işe yemden başlamak lazım. Yem sorunu çözülmeden hayvancılığın sorunları çözülmez çünkü hayvancılığın yüzde 70 giderini oluşturan yemdir. Özellikle ithal yemlerdeki fiyat artışı hayvancılığı önemli ölçüde riske sokmuştur” dedi. Ömer Fethi Gürer, sözlerine şu şekilde devam etti: “Esasında diğer fiyat artışlarına göre etin pahalı olduğunu söylemek de çok gerçekçi olmaz çünkü hayvanın bir yıllık bakımıyla oluşan masraf ve giderlerinden sonra rafa yansıyan et fiyatları zeytine bakarsanız, diğer sebzeye bakarsanız yine de uygun bir fiyat gibi görülür.” “TÜRKİYE'DE HAYVANCILIĞI GELİŞTİRMEK İÇİN DOĞRU POLİTİKALAR UYGULANSAYDI BUGÜN YAŞANAN SORUNLAR OLMAYACAKTI” Ömer Fethi Gürer, “Özellikle Türkiye'de ithalata dayalı bir politikayla sorunları çözme anlayışı bugünkü yaşadığımız sorunun temelini oluşturuyor. On altı ayda 1 milyon baş hayvan ithal edildi. Bunun yanı sıra, on altı ayda ithal edilen et ise 57.693 ton. 572 milyon 716 bin dolar et için yurt dışına verdik. Türkiye'de hayvancılığı geliştirmek için doğru politikalar uygulansaydı bugün yaşanan sorunlar olmayacaktı” diyerek ifade etti. "ÇİFTÇİNİN KURBAN UMUDU DA SUYA DÜŞTÜ" 1940 yılında bu ülkede 44 milyon hektar mera alanı varken bugün iktidara göre 14 milyon hektar, farklı kaynaklara göre 12 milyon hektar mera alanı olduğunu belirten CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer konuşmasının devamında şunlara yer verdi: “Mera hayvancılığını bitirmişiz, hayvanı kapalı alanda on ik ay beslemek durumundayız. İşte, besicilere gidiyoruz, kurban için umutları vardı ama geçen yıla göre müşterisinin en az yüzde 30 daha az geldiğini söylüyor, hayvanını satamıyor, satamadığı süre için de oturup bir hesap yapıyor, Türkiye'de uygulanan faiz politikasını dikkate alarak diyor ki: "Bu hayvanları elimden çıkarsam faizden daha çok gelir sağlayacağım." Böylece, hayvancılığa karşı bakışı da olumsuzlaşıyor. Keza, küçük, aile tipi işletmelerde artık ahıllar boşaldı. 1 ila 10 hayvanı olan bu işi yapamıyor çünkü çiftçilik yapmayanın hayvancılığı sürdürebilmesi artık olası değil. Yem fiyatlarının dışında, ahır giderleri ile veterineri, aşısı, işçisi, çobanı derken hayvancılık sürdürülebilir olmaktan çıkıyor. Uygulanan yanlış politikalar tüketiciye doğal olarak olumsuz yansıyor.” DOĞRU POLİTİKALAR İLE SORUNLAR AŞILABİLİR Hayvancılıkta yaşanan sorunların doğru politikalarla aşılabileceğini belirten CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “Öngörülebilir bir politikayla dişi inek kesime giderken onun kesimi engellenseydi bugün bu sorun olmayacaktı. Hayvancılıkta bugün bir hayvandan en az 3 ile 5 yavru alınır ama dişi ineğin kesime gitmesiyle orada sorun oluştu. Hayvan hastalıklarının önüne geçilemedi, buzağı ölümleriyle ilgili gerekli çalışmalar yeterli ölçüde yapılamadı.” diye konuştu.

Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
logo
İLKHABER-Gazetesi En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.