SON DAKİKA

#İliç

İLKHABER-Gazetesi - İliç haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, İliç haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Erzincan İliç’teki altın madeni davasında Danıştay’dan kritik karar Haber

Erzincan İliç’teki altın madeni davasında Danıştay’dan kritik karar

Adana Barosu avukatlarından İsmail Hakkı Atal, Erzincan'ın İliç ilçesinde Çöpler Köyü yakınlardaki altın madeninin bulunduğu geniş bir alanda meydana gelen toprak kayması sonucu 9 işçinin yaşamını yitirdiğini anımsattı. Yaşanan felaketin, bölgede büyük bir çevre ve insan sağlığı riski endişesine neden olduğunu belirten Atal, "Felaket yaşanan madende altın ayrıştırmasında siyanür kullanımı insan yaşamına ve doğaya zarar verecek risk taşıdığı için büyük endişeye neden olmuştu. Söz konusu madenin ruhsatının iptal edilmesi ve 66 milyon ton olan zehirli atık havuzunun 200 milyon tona çıkarılmak istenmesine karşı da hukuk mücadelesi başlatmıştık. Maden, Malatya, Tunceli, Tunceli'deki Munzur Çevre Koruma Bölgesi’ni yok edecek şekilde geliştirilmek isteniyordu. Bizim bu konuyla ilgili başlattığımız hukuk mücadelesi 3 yılı geride bıraktık. Hukuksal girişimlerimiz olmasaydı ve bu madende atık havuzu kapasitesi arttırılmış olsaydı, burada daha büyük bir felaket yaşanacaktı" dedi. Avukat İsmail Hakkı Atal, maden ocağının fay hattı üzerinde olduğunu ve bunun ciddi bir risk oluşturduğunu vurgulayarak, şunları kaydetti: "Altın madenini büyütmek için verilen ÇED olumlu raporu ve ruhsatlar, Erzincan İdare Mahkemesi tarafından hukuka ve mevzuata aykırı bulunarak iptal edilmişti. Şirket ve bakanlık mahkeme kararına itiraz etmişti. Ancak Danıştay bu itirazları reddederek iptal kararını onadı. Böylece altın madeninin ÇED onayı ve ruhsatları tekrar iptal oldu. Mahkeme süreci, altın madeninin doğaya ve insan yaşamına ciddi zararlar verdiğini kanıtladı. ÇED raporunun bilimsel yöntemlerle hazırlanmadığı, bölgede aktif fay hatları bulunmasına rağmen deprem riskinin değerlendirilmediği, hava kirliliği ve su kaynaklarının kirlenmesi gibi hayati konuların göz ardı edildiği tespit edildi. Şirketin altın madenini büyütmek için aldığı ÇED raporu ve ruhsatlarının iptali önemli bir kazanım. Ancak bölgedeki tehlike geçmiş değil. Fırat Havzası’ndaki yaşamın sürdürülmesi, ekosistemlerin korunması, yerleşim ve tarım alanlarının zehirlenmemesi için altın madenciliği hemen son bulmalı, şirketin tüm faaliyetleri durdurulmalı."

TBMM İliç Maden Kazasını Araştırma Komisyonu taslak raporunu tamamladı Haber

TBMM İliç Maden Kazasını Araştırma Komisyonu taslak raporunu tamamladı

Erzincan'ın İliç ilçesindeki maden ocağında meydana gelen kazanın tüm yönleriyle araştırılması ve benzer kazaların önlenmesine yönelik tedbirlerin belirlenmesi amacıyla kurulan Meclis Araştırması Komisyonu, taslak raporunu tamamladı. AK Parti Antalya Milletvekili Atay Uslu başkanlığındaki Komisyon, 3 aylık rutin süresinin ardından aldığı bir aylık ek sürede de çalışmalarını sürdürerek taslak raporunu bitirdi. Üyelere ve siyasi partilere gönderilen rapor, milletvekillerinin görüş ve önerilerinin ardından esas rapor haline getirilerek Meclis Başkanlığına sunulacak. 7 bölümden oluşan toplam 518 sayfalık taslak raporun sunuş bölümünde değerlendirmelerde bulunan Komisyon Başkanı Uslu, yaşanan olayın, "Önce insan, önce çevre, sonra güvenli madencilik" anlayışının önemini ortaya koyduğunu belirtti. Güvenliği ön planda tutan daha güçlü yasal düzenlemeler yapılmasının, sürdürülebilir ve güvenli maden üretimi mimarisini geliştirecek eğitim süreçleri düzenlenmesinin ve uygulamaların sıkı şekilde denetlenmesinin elzem olduğunu vurgulayan Uslu, Komisyonun 100 saatlik toplantı takvimi gerçekleştirdiğini ifade etti. Komisyonun 14 bin sayfaya ulaşan bilgi ve belgeyi incelediğini belirten Uslu, raporda güvenli altın madenciliği mimarisi, işçi sağlığı ve iş güvenliği sistematiğinin iyileştirilmesi, çevre sağlığından halk sağlığına kadar olumsuz etkilerin bertarafı gibi çok sayıda konuda çeşitli değerlendirmelerin bulunduğunu bildirdi. Altın üretimi ve zenginleştirme yöntemlerine ilişkin bilgilere yer verilen raporda, altın madenciliğine yönelik mevzuat da ele alındı, altın madenciliğindeki kurumsal yapı aktarıldı. Altın madenlerindeki denetimlere de yer verilen raporda süreçlerin nasıl işlediği anlatıldı. Raporun 6'ncı bölümünde İliç'teki maden ocağında meydana gelen kaza hakkında bilgi verildi. Daha önce yapılan denetimlerdeki eksiklikler ve uygulanan para cezalarına değinilen raporda, kaza anında yığın liç alanındaki malzemenin 10 milyon 249 bin metreküplük bölümünün hareket ettiği belirtildi. Değişim gösteren kritik parametrelerin ilgili firma veya tasarım ve mühendislik firmalarınca operasyona yönelik karar alma süreçlerinde etkin şekilde değerlendirilmemesinin müdahale süresinin aşılmasına yol açtığı vurgulanan raporda, şunlar kaydedildi: "Erzincan İliç kazası, madencilik sektöründe tasarım, izleme ve müdahale mekanizmalarının entegrasyonunun ne kadar hayati olduğunu bir kez daha ortaya koymuştur. Gelecekte benzer kazaların önlenmesi için yalnızca mühendislik modellerinin doğruluğu ve detaylılığına değil aynı zamanda tasarımda kullanılmış olan verilerin izleme süreçlerinden elde edilen veriler ile değiştirilerek yeniden yorumlanması ve bu yorumlar doğrultusunda kritik hususlara ilişkin operasyonel müdahalelerin yani tepki süresinin hızına da odaklanılmalıdır. Sistemlerin dinamik yapısı göz önüne alınarak erken uyarı sistemleri güçlendirilip tasarımın güncellenmesi dahil konularda karar alma mekanizmaları hızlandırılmalıdır." BMM İliç Maden Kazasını Araştırma Komisyonu, madencilik alanındaki stratejileri belirlemek, stratejilerin takibini, koordinasyonu ve uygulamasını sağlamak amaçlı madencilik faaliyetlerine ilişkin yeni bir kurul yapılandırması için "Madencilik Politikaları Üst Kurulu" oluşturulması önerisinde bulundu. Erzincan'ın İliç ilçesindeki maden ocağında meydana gelen kazanın tüm yönleriyle araştırılması ve benzer kazaların önlenmesine yönelik tedbirlerin belirlenmesi amacıyla kurulan Meclis Araştırması Komisyonunun taslak raporunda, güvenli ve sürdürülebilir altın madenciliği mimarisinin ve politikalarının geliştirilmesine yönelik öneriler yer aldı. Toplam 79 maddelik önerilerin ilk sırasında, Maden Kanunu'ndaki tanımlamalara uygun olarak özellikle altın madenciliği ve güvenli altın madenciliği mimarisi için ayrı izin, izleme, denetim ve uygulama standartları ve kılavuzları oluşturulması, Türkiye'deki tüm madencilik mevzuatının taranarak, yalnızca altın madenciliğini ilgilendiren spesifik konularda ayrı bir mevzuat düzenlemesi yapılmasının değerlendirilmesi gerektiği belirtildi. Maden iş yerlerinin, çalışan başına ölüm oranında ilk sırada yer aldığına dikkat çekilen raporda, "Tüm maden iş yerlerinde bir güvenlik politikası oluşturulmalı ve bu politika çerçevesinde tüm taraflar bilinçlendirilerek görev, yetki ve sorumlulukları konusunda gerekli düzenlemeler yapılmalıdır." ifadesi kullanıldı. Raporda, kamuoyunda "üretim baskısı" olarak ifade edilen, işletmenin öngörülen termin planının önünde seyretmesi hususlarının daha yakından izlenebilmesi, bu noktada hak sahiplerinin hesap verebilirliğinin artırılması, ayrıca ilgili kamu kurumları tarafından üretim faaliyeti noktasında sektör önceliklerini, trendlerini anlama ve anlamlandırmada, denetim planı başta olmak üzere çeşitli politikalar geliştirmede kolaylık sağlayacak önemli veriler sağlaması amacıyla Maden Kanunu'ndaki ilgili hükümlerde düzenleme yapılması gerektiği kaydedildi. Raporda, yığın liç kavramını bir bütün ve detaylı olarak tanımlayan; yığın liç tasarımının, projesinin, işletiminin ve uygulamasının dinamik bir süreç olduğundan hareketle yeni gelişen durumlara göre güncellenmeni ve denetimini de içeren, geniş kapsamlı, bütüncül bir mevzuat çalışması yapılması gerektiği aktarıldı. Madencilik alanındaki madencilik müşavirliği, mühendislik, danışmanlık, su yapısı denetimi gibi denetim ve bağımsız denetim gibi özel kuruluşların akreditasyon sürecinin bir çatı altında birleştirilmesi konusunun düzenlenmesi gerektiği vurgulanan raporda, "Özellikle altın madenciliği alanında izleme süreçlerinin, çevresel etkiler açısından özellikle suya, havaya, toprağa olan etkileriyle ilgili rutin veya rutin dışı ölçümlerin izlenmesi süreçlerinin kamuoyu ile anında paylaşılmasını sağlayacak düzenlemeler geliştirilmelidir." önerisine yer verildi. Raporda, özellikle yığın liç, atık depolama tesisi gibi büyük yapıların denetimi, bu yapılarla ilgili meydana gelebilecek acil durumlarda alınacak eylem planları, bu yapılarda rutin iş ve işlemler devam ederken meydana gelebilecek aksaklıklar için tetikleyici eylem planı, bu yapıların işletilmesi esnasında kullanılan günün koşul ve şartlarında mevcut en iyi teknolojik çözüm gibi konuların daha detaylı irdelenmesine ve denetlenmesine yönelik mevzuatta düzenleme ve değişiklikler yapılması ve kurumlar arası koordinasyonun güçlendirilmesi gerektiği kaydedildi. Raporda, eksik ve ihmali bulunanlara ilişkin yaptırımlarla ilgili şu önerilere yer verildi: "Kamu kurumlarınca yapılan denetimler sırasında tespit edilen, sağlık ve güvenliği tehlikeye atan eksiklikler konusunda ihmal ve sorumluluğu bulunanlar hakkında uygulanan idari yaptırımların caydırıcılığı artırılmalıdır. 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nda düzenlenen taksirle adam öldürme (öngörülen ceza basit halinde iki yıldan altı yıla kadar hapis cezası), taksirle adam yaralama (öngörülen ceza basit halinde üç aydan bir yıla kadar hapis) ve çevrenin taksirle kirletilmesi (öngörülen ceza basit halinde iki aydan bir yıla kadar hapis cezası) suçlarının madencilik faaliyeti kapsamında işlendiği hallere özgü olmak üzere, hükmün açıklanmasının geriye bırakılması kararı verme yasağı getirilmesi ve bu hallerin Kanunda suçun nitelikli hali olarak düzenlenmesi; böylelikle bu fillerin karşılığında daha ağır cezaların belirlenmesi sağlanmalıdır." "Madencilik Politikaları Üst Kurulu" önerisi Raporda, tüm tabii kaynak yatırım ve işletme süreçlerini kapsayan (ruhsatlandırma, izin-lisans verme ve takip etme, izleme, denetleme, madencilik faaliyetleri için politikalar belirleme) kurul yapısına sahip yeni bir yapılanma inşa edilmesinin, birden çok bakanlığı ve kurumu ilgilendiren madenciliğin stratejik adımlarını kolaylaştıracağı ifade edildi. Tüm tabii kaynak yatırım ve işletme süreçleri için önerilen yeni kurumsal yapılanma oluşturuluncaya kadar Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğünün (MAPEG) teşkilat yapısının güçlendirilmesine ve kurumsal kapasitesinin artırılmasına yönelik önlemler alınması gerektiği vurgulanan raporda, "Madencilik alanındaki stratejileri belirlemek, stratejilerin takibini, koordinasyonu ve uygulamasını sağlamak amaçlı madencilik faaliyetlerine ilişkin yeni bir kurul yapılandırması, 'Madencilik Politikaları Üst Kurulu' oluşturulması hususunda çalışmalar yapılması önerilmektedir." ifadesi kullanıldı. Raporda, madenlerde iş sağlığı ve güvenliği yönetim sisteminin oluşturulması, iş güvenliği ikliminin iyileştirilmesi ve bunun sürdürülebilir kılınması için iş sağlığı ve güvenliği denetim ve izlemelerinin uzmanlaşmış bir çatı kuruluş altında toplanmasını sağlayacak, uluslararası standartlarda bir Maden Güvenlik Kurulu veya Ulusal Maden İş Sağlığı ve Güvenliği Kurumu oluşturulması, altın üretimi yapılacak tesislerin; ulusal ve uluslararası platformda kabul edilen mühendislik standartlarına uygun güvenli tasarım kriterleri kullanılarak tasarlanması, onaylanması ve uygulamadaki eksikliklerin etkin ve bağımsız denetleme ve yaptırımlarla giderilmesi sağlanması, madencilik faaliyetlerinde teknolojik yeniliklerin takip edilerek, en güncel ve güvenli ekipmanların kullanılması, madende kullanılan tüm ekipmanların düzenli bakımlarının yapılması ve gerektiğinde yenilenmesi sağlanması gerektiği belirtildi. Raporda, patlatma kaynaklı sismik dalgaların da deprem dalgaları gibi detaylı şekilde incelenmesi gerektiği kaydedildi. Türkiye'nin, deprem, heyelan, taşkın, çığ, kaya düşmesi gibi birçok doğal tehlike potansiyeline sahip olduğuna dikkat çekilen raporda, bu nedenle metalik maden üreten işletmelerin ek kontrol ve takiplerinin yapılması önerildi. Altın madeni işletme faaliyetlerine yönelik bağımsız denetimin mevzuatta düzenlenmesi gerektiği belirtilen raporda, altın madeni işletmelerinin çeşitli gerekçelerle yaptırdığı bağımsız denetimlere ilişkin raporları ilgili Bakanlıkla paylaşılmalarının zorunlu hale getirilmesine yönelik yasal düzenleme yapılması istendi. "Afet ve Yer Bilimleri" dersi Raporda, "Altın madeni işletme faaliyetlerinin niteliğine ilişkin çerçeve çizilerek bu faaliyetlerin bağımsız denetime tabi olmaları gerektiği hususunda mevzuat düzenlemesi yapılmalı ve uluslararası bağımsız sertifikasyon kuruluşlarının aktif rol oynayacağı ve halihazırda mevcut denetim sistemine katkı sağlayacağı ek bir denetim ve gözetim mekanizması kurulmalıdır." ifadelerine yer verildi. Maden kazalarının önlenmesi amacıyla açık işletme, maden işletme faaliyetleri ile pasa gibi yığınların yüzey hareketlerinin izlenmesinin, İnterferometrik Yapay Açıklıklı Radar, yer kontrol radarı, robotik totalstation gibi teknolojiler ile düzenli takibinin yapılmasının, sınırı aşan sonuçlarda birden çok denetleme, izleme otoritesine anlık bilgi verilmesinin gerektiği kaydedilen raporda, bu çerçevede de yasal düzenlemelerin gündeme gelmesi önerildi. Altın madenciliği özelinde uluslararası kuruluşlarla özellikle siyanür yönetimi noktasında iş birliği sağlanması gerektiği vurgulanan raporda, maden işçiliğinde ihtisasın artırılması amacıyla Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığınca belirlenecek yerlerde yeterli sayıda meslek lisesi ve meslek yüksek okulu kurulması, orta veya uzun vadede bu meslek liselerinden ve yüksek okullardan mezun olanların madenlerde çalıştırılmalarının desteklenmesi tavsiyesinde bulunuldu. İlkokuldan itibaren "Afet ve Yer Bilimleri" derslerinin müfredata dahil edilmesi istenilen raporda, şu önerilere yer verildi: "- Yığın liçi üretim yöntemini uygulayan işletmelerde üretim, iş güvenliği ve iç denetim işlerinin deneyimli ve tesisin risk profili ile uyumlu personel tarafından yönetilmesini sağlayacak düzenlemeler yapılmalıdır. - Maden sahalarının genelinde acil uyarı sisteminin kurulması ile ilgili düzenleme yapılmalıdır. - İlköğretim çağından başlamak üzere her yaştan insanda farkındalık sağlanması amacıyla iş sağlığı ve güvenliği dersleri zorunlu olmalıdır. - Altın madenciliğinde, sahanın eski haline getirme ve dönüştürme maliyeti ile çevresel etki maliyeti gibi rehabilite bedellerinin işletmeciden tamamıyla karşılanmasını sağlayacak maliyetlendirme, bedellendirme ve teminatlandırılma kriterleri ve standartları oluşturulmalıdır. - Madencilik faaliyetlerine, faaliyet sonrası kapatma ve çevre düzenlemeleriyle ilgili yeterli finansal güvencenin mevcudiyeti halinde izin verilmelidir. Firmalar, madencilik faaliyetine ilişkin olarak toplumsal ve çevresel önlemleri içeren bir kapatma planını faaliyetin başlangıcından itibaren hazırlamalı ve bu plan düzenli olarak güncellemelidir. - Altın madenciliğinin sosyal etkileri konusunda da çalışmalar yapılmalıdır. Etki analizleri çerçevesinde sosyal sorumluluk projelerinin yapılması teşvik edilmeli, zorunlu kılınmalıdır. Altın madenciliği sektöründe sosyal sorumluluk projelerinin gönüllüğü, projelerinin sürdürülebilirliği için zorunluluğa dönüştürülmelidir. -İşletmelerin bütçe olanaklarının belli oranını sosyal sorumluluk projelerine ayrılmasını sağlayacak düzenlemeler yapılmalıdır. - Madenlerde arama kurtarma birimlerinin kurulmasına yönelik bir maden arama kurtarma mevzuatı geliştirilmeli, maden kazalarında bu ekipler arasında koordinasyonun nasıl sağlanacağına dair konuların netleştirilmesi sağlanmalıdır. - Liç sahasında görevli personel üzerinde giyilebilir teknolojilerden yararlanılarak tasarlanmış iletişim araçları bulundurulmalıdır. Herhangi bir acil durum anında bu araçlar sayesinde personele ulaşım kolaylaştırılmalıdır. - Altın fiyatlarındaki olası dalgalanmalar ve gelecekte beklenen fiyat artışları göz önünde bulundurularak; 2101 Dolar/Ons üzerindeki seviyeler için yeni dilimler eklenmelidir. Ayrıca devlet hakkı yüzdelik oranlarında da güncellemeler yapılarak altın madenin ekonomiye doğrudan katkısı arttırılmalıdır. - İliç maden sahasında faaliyetlerin devamına; maksimum iş yeri güvenliği ve çevresel etkiler için gerekli tedbirler alınarak ve üretim yönteminin değiştirilmesi dahil farklı alternatifler ve farklı üretim modelleri değerlendirilerek karar verilmelidir. - Hem madenlerde açma, izin, izleme ve işletme süreçlerinin hem maden kazaları riskinin azaltılmasına yönelik uygulamaların yargısal denetimi konularında hem de maden kazalarına ilişkin soruşturma ve kovuşturmalar konusunda uzmanlaşmış mahkemelerin oluşturulması sağlanmalıdır." Raporda, İliç'teki maden kazasının meydana geldiği işletme sahasında yapılması gerekenlerle ilgili tavsiyelere de yer verildi.

Erzincan İliç'teki maden ocağında meydana gelen heyelan bir yılı geride bıraktı Haber

Erzincan İliç'teki maden ocağında meydana gelen heyelan bir yılı geride bıraktı

Erzincan'ın İliç ilçesi Çöpler köyündeki altın madeninin bulunduğu bölgede, geçen yıl 13 Şubat'ta meydana gelen toprak kayması sonucu hem kaybolduan 9 işçi için arama kurtarma çalışması hem de ihmali bulunanların yakalanması için İliç Cumhuriyet Başsavcılığınca soruşturma başlatıldı. Kayıp işçilere bir an önce ulaşmak için Kayan Toprak Güvenli ve geçici depolama depolamada taşınırken, Çevre, Şehircilik ve İklim Bakanlığı, Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı ve farklı üniversitelerden bilim insanları da heyelanın aktivitelerinin araştırılması için su ve toprak analizleri yaptı. İşçilerin çektiği "çatlak fotoğrafları" delil olarak kaydedildi Maden sahasındaki incelemeyi yapan bilirkişi heyetinin 17 Şubat'ta hazırladığı ön raporda, "yığındaki çatlaklar için önceden önlem alınması" süreç yöneticisinin de bulunduğu 5 kişi kusurlu bulunuyordu. Toprak kaymasının yaşandığı gün sabah saatlerinde madenciler tarafından çekilen "çatlak fotoğrafları" da bilirkişi raporunda delil olarak yer aldı. Konuyla ilgili araştırma yapmak üzere Meclis'te grup bulunan tüm partilerin ortak kararıyla TBMM İliç Maden Kazasını Araştırma Komisyonu kuruldu ve komisyon 7 Mayıs'ta Erzincan'daki başlangıç ​​olayının tüm boyutuyla raporlaştırıldı. Maden sahasındaki heyelana ilgili bilirkişi heyeti de mayıs yerinde laboratuvarı tamamlayıp rapor savcılığa sundu. Raporda, proje yönetim oranlarının doğru ve işler şekilde sürdürülmediği, madeni bölümdeki izolasyon sisteminin yetersiz olduğu kanaatinin var olduğu belirtildi. Raporda ayrıca şirket yönetici ve mühendislerinden 13 kişi kusurlu olarak bulunuyordu. Kasım ayında ise heyelana ile ilgili flaş etki değerlendirmesini (ÇED) kapsayan bilirkişi raporu hazırlandı. İstanbul Teknik, Hacettepe, Yıldız Teknik ve Gazi üniversitelerinden çevre, inşaat, jeoloji ve maden yüksek mühendislerinden oluşan heyetin değerlendirmeleri sonucu elde edilen yeni bilirkişi raporunda, "ÇED raporunda onay veya imzası bulunan Çevre, Şehircilik ve İklim Sistemi Bakanlığı ekiplerinin kusursuz olduğu görüş ve kanaatine varılmıştır." ürünün piyasaya sürülmesi. Ayrıca İliç Cumhuriyet Başsavcılığı, soruşturmada heyelana, ÇED raporlarında onay ve imzası bulunan kamu görevlileri hakkında "kovuşturmaya yer olmadığına" karar verdi. 43 şüpheli hakkında iddianame hazırlanıyor Heyelana, 18 Aralık 2024'te 5'i tutuklu 43 şüpheli hakkında "taksirle ölüm ve yaralanmaya neden olmak" ve "çevreyi taksirle bozmak" suçlarından iddianame hazırlanarak mahkemeye sunuldu. Tutuklu şüpheliler IRG, SKS, ARK, S.Ç. ve Ö.A. ile tutuksuz 38 zanlı hakkında 69 sayfalık iddianamede, tüm şüphelilerin "taksirle ölüm ve yaralanmaya neden olmak" suçundan 2 yıldan 15'er yıla kadar hapis cezası talep edildi. Şüphelilerden altın madenini o dönemde işleten şirketin Kanadalı yöneticisi IRG ile CYD ve K.Ö. hakkında ayrıca "çevreyi taksirle kirletmek" suçundan adli para ya da toprak, suda veya havada kalıcı etki bırakması halinde 2 aydan 1 yıla kadar hapis cezası istendi. İddianamedeki bilirkişi raporuna göre, 43 şüpheliden 12'sinin "genel olarak kayıt doğru yönetilememesi, risklerin belirlenmemesi, acil yönetim planının oluşturulamaması, iletişim ve koordinasyonun yeterince sağlanamaması" gibi kusurlu kusurlu oldukları kanaatine varıldı. İddianamede, "Olayın meydana gelmesinde proje akış oranlarının doğru ve işler şekilde kurulmadığı, Faz 4B olarak kapasite artışına gidildiği ve dağıtılan projelerinde hatalarının bulunduğu, işletme aşamasında proje tasarım kriterlerinin yetersiz takip edildiği anlaşılmıştır, Faz 5 inşaatı sırasında yığın liçine yakın mesafelerde ve patlamaların yapıldığı patlamaların liçine risklerinin belirlenmediği anlaşılmıştır." ifadelerine yer verildi. Erzincan 1. Ağır Ceza Mahkemesince 3 Ocak'ta iddianamenin kabul edilmesinin ardından 17 Mart'ta 43 sanığın yargılanmasına başlanacak. Öte yandan kaybedilen işçilerden birinin 5 Nisan'da, diğerinin 19 Nisan'da, kirliliğin 4 Mayıs'ta, beşinin de 10 Haziran 2024'te cenazelerine ulaşıldı.

Çevreci avukat, yargılanmaktan çıkıp aynı suçtan hakkında dava açılan müvekkilini savundu Haber

Çevreci avukat, yargılanmaktan çıkıp aynı suçtan hakkında dava açılan müvekkilini savundu

Erzincan İliç’te 13 Şubat'ta toprak kayması sonucu 9 işçinin kaybolduğu madeni işleten şirketin avukatları tarafından, Adana Barosu avukatlarından İsmail Hakkı Atal aleyhine, İliç Cumhuriyet Başsavcılığı'na, "halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yaymak" iddiasıyla suç duyurusunda bulunulmuştu. Suç duyurusu kapsamında 1 yıldan 3 yıla kadar hapis cezası istemiyle hazırlanan iddianame, Erzincan Asliye Ceza Mahkemesi'nce kabul edilmişti. Bugün Erzincan Asliye Ceza Mahkemesi'nde yargılanmasına başlanan Avukat Atal, hakkındaki iddiayı kabul etmeyerek, yöneltilen suçlamaların asılsız olduğunu ortaya koyan bilimsel delilleri mahkeme heyetine sundu. Beraatını talep eden Atal, ertelenen duruşmadan çıkarak, yine kendisi gibi aynı suçtan hakkında dava açılan müvekkili Sedat Cezayirlioğlu'nun yargılandığı duruşmada hazır bulundu ve savunma yaptı. Duruşma sonrası ilkhaber-gazetesi.com'a Sedat Cezayirlioğlu ile birlikte açıklama yapan Atal, "Daha önce de açıkladığımız gibi açılan dava, söz konusu madenin çevreye verdiği zararı karşı beni ve bu konuda duyarlı olan çevrecileri susturma amacı taşıyor. İddianamede yöneltilen suçlamaların asılsız olduğunu ortaya koyan bilimsel delilleri mahkemeye sunduk. Davanın beraatla sonuçlanmasını umuyoruz" dedi. “Madenin bulunduğu bölge fay hattı üzerinde” Yapılan bilimsel çalışmaların, Erzincan İliç'teki altın madeninin altında en geç 2039’a kadar her an 7’den büyük bir deprem beklendiğini gösterdiğini açıklayan Atal, şunları kaydetti: “En son 1939 yılında yıkıcı deprem gerçekleşen Kuzey Anadolu fayının Yedisu Segmenti, bu fayın en doğusundaki ilk bölümdür ve en geç 100 yıllık periyodlarda yıkıcı deprem gerçekleşmektedir. Son yıkıcı deprem olan 1939 depreminden 84 yıl geçmiş ve burada her an 7’den büyük yıkıcı deprem olabileceği belirtilmektedir. Böyle bir depremin gerçekleşmesi halinde 66 milyon ton 39 çeşit zehirli atık sadece Fırat Nehri'ne karışmakla kalmayacaktır. Aynı zamanda ekteki fay haritasında görülen fay hatları boyunca 60 kilometre kalınlığındaki yer kabuğu kırılarak, bir nevi boru şebekesi gibi fay hattı boyunca tüm bölgenin yeraltına 66 milyon ton zehirli atık karışacaktır. Böyle bir durum ise telafisi mümkün olmayan felakete yol açacaktır.” TCK Md. 217/a "Sırf halk arasında endişe, korku veya panik yaratmak saikiyle, ülkenin iç ve dış güvenliği, kamu düzeni ve genel sağlığı ile ilgili gerçeğe aykırı bir bilgiyi, kamu barışını bozmaya elverişli şekilde alenen yayan kimse, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılır."

Çevreci Avukat Atal'ın yargılanmasına yarın başlanacak Haber

Çevreci Avukat Atal'ın yargılanmasına yarın başlanacak

Erzincan İliç’te 13 Şubat'ta toprak kayması sonucu 9 işçinin kaybolduğu madeni işleten şirketin avukatları tarafından, Adana Barosu avukatlarından İsmail Hakkı Atal aleyhine, İliç Cumhuriyet Başsavcılığı'na, "halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yaymak" iddiasıyla suç duyurusunda bulunulmuştu. Suç duyurusu kapsamında 1 yıldan 3 yıla kadar hapis cezası istemiyle hazırlanan iddianame, Erzincan Asliye Ceza Mahkemesi'nce kabul edilmişti. İsmail Hakkı Atal’ın yargılanmasına yarın Erzincan Asliye Ceza Mahkemesi'nde başlanacağı öğrenildi. Avukat İsmail Hakkı Atal, ilkhaber-gazetesi.com’a yaptığı açıklamada, “Açılan dava, söz konusu madenin çevreye verdiği zararı karşı beni ve bu konuda duyarlı olan çevrecileri susturma amacı taşımaktadır. İddianamede yöneltilen suçlamaların asılsız olduğunu ortaya koyan bilimsel delilleri, yarın yapılacak duruşmada mahkeme heyetine sunacağım. Açılan bu ve benzeri davalar, bu coğrafyada eşsiz bir doğaya sahip olan ülkemizin çıkarlarını korumaktan beni caydırmayacak. Daha önce de ifade ettiğim gibi, vazifemiz, bağımsızlığımızı ve Türk Cumhuriyetini korumaktır" dedi. İsmail Hakkı Atal, aynı suçtan aynı gün müvekkili Sedat Cezayirlioğlu'nun da açılan başka bir davada yargılanmasına başlanacağını kaydetti. TCK Md. 217/a "Sırf halk arasında endişe, korku veya panik yaratmak saikiyle, ülkenin iç ve dış güvenliği, kamu düzeni ve genel sağlığı ile ilgili gerçeğe aykırı bir bilgiyi, kamu barışını bozmaya elverişli şekilde alenen yayan kimse, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılır."

Facia yaşanan madende toprak altındaki diğer işçilerin de cenazelerine ulaşıldı Haber

Facia yaşanan madende toprak altındaki diğer işçilerin de cenazelerine ulaşıldı

Erzincan'ın İliç ilçesindeki Çöpler Altın Madeninde toprak kayması sonucu kaybolan 5 işçinin daha cenazelerine ulaşıldı. Erzincan Valiliği'nin, konuyla ilgili açıklamasında, "İliç ilçemizdeki toprak kayması sonucu göçük altında kalan son 5 kardeşimizin de cansız bedenlerine ulaşılmıştır. Hayatını kaybeden kardeşlerimize Allah'tan rahmet, kederli ailelerine, yakınlarına, sevdiklerine başsağlığı ve sabrıcemil diliyoruz." ifadeleri kullanıldı. İşçilerin cenaze namazlarının, Erzincan Terzibaba Camisi'nde bugün öğle namazının ardından kılınacağı belirtildi. Cenazelerine ulaşılan Fahrettin Keklik ve Şaban Yılmaz'ın cenazelerinin İliç ilçesinde, Hüseyin Kara ve Abdurrahman Şahin'in cenazelerinin Sivas'ta, Mehmet Kazar'ın cenazesinin ise Osmaniye'de toprağa verileceği bildirildi. Olayın yaşandığı altın madeninin ruhsatı ve ÇED raporunun iptaline ilişkin dava açan Adana Barosu Avukatlarından İsmail Hakkı Atal, yaptığı açıklamada şunları kaydettmisti: "Madeni işleten şirket, 66 milyon ton zehirli atık havuzunu 200 milyon tona çıkartmak ve kapasitesini arttırmak istiyordu. Bizim davanın konusu buydu. Malatya, Tunceli, Tunceli'deki Munzur Çevre Koruma Bölgesi, bunların hepsini yok edecek şekilde madeni geliştirmek istiyorlardı. Müvekkil Sedat Cezayirlioğlu ile birlikte yıllardır bu konuda mücadele ediyoruz. Bizim bu kapasite arttırma ile ilgili açtığımız davayla ilgili mücadelemiz başlayalı 3'ü oldu. Müvekkil Sedat Cezayirlioğlu'nun ve benim mücadelemiz olmazsaydı şu andaki facia çok çok daha büyük olacaktı. Yani kapasitesi arttırılmamış haliyle şu anda bu maden atığı çöktü. Bizim bütün davalarla, keşiflerle, burasıyla ilgili söylediğimiz en önemli husus; Burası aktif olan Bingöl Yedisu Fay Zonu'nun tam üzerinde. Ve iki bilim insanının burayla ilgili özel bir çalışması var. Diyorlar ki Bingöl Yedisu Fay Zonu'nda her 100 yılda bir yeniden büyük deprem olur. Ve 1939 Erzincan Depremi'nden sonra buradaki 100 yıllık sürenin dolmasına 14 yıl kaldı. Eğer burada bu önümüzdeki 14 yıl içerisinde bu maden kapatılmayacak olur ise bu durumda burada çok daha büyük bir facia gerçekleşecek. Bütün Fırat, bütün Doğu ve Güney Doğu zehirlenecek.  Yani buranın bir an önce kapısına kilit vurulması gerekiyor.  Felâket, göz göre göre 'geliyorum' dedi."

Erzincan İliç'te üç işçinin daha cesedine ulaşıldı Haber

Erzincan İliç'te üç işçinin daha cesedine ulaşıldı

Erzincan'ın İliç ilçesinde 13 Şubat'ta meydana gelen maden faciasından 4 ay sonra üç işçinin daha cansız bedenine ulaşıldı. Erzincan'ın İliç ilçesinde Çöpler Altın Madeni’nde 13 Şubat’ta siyanürlü toprak kaymıştı. Olayda 9 işçi milyonlarca metreküp toprak altında kalmıştı. Beş işçinin cansız bedenine ulaşılırken, dört işçiyi arama çalışmaları devam ediyordu. İki kişinin daha cansız bedenine gece saatlerinde ve sabaha karşı yapılan tarama çalışmalarına ulaşıldı. Bugün öğle saatlerinde de bir kişinin cesedine ulaşıldı. Ekiplerin toprak altında kalan son işçiyi arama çalışmalarına devam ettiği bildirildi. Olayın yaşandığı altın madeninin ruhsatı ve ÇED raporunun iptaline ilişkin dava açan Adana Barosu Avukatlarından İsmail Hakkı Atal, yaptığı açıklamada şunları kaydettmisti: "Madeni işleten şirket, 66 milyon ton zehirli atık havuzunu 200 milyon tona çıkartmak ve kapasitesini arttırmak istiyordu. Bizim davanın konusu buydu. Malatya, Tunceli, Tunceli'deki Munzur Çevre Koruma Bölgesi, bunların hepsini yok edecek şekilde madeni geliştirmek istiyorlardı. Müvekkil Sedat Cezayirlioğlu ile birlikte yıllardır bu konuda mücadele ediyoruz. Bizim bu kapasite arttırma ile ilgili açtığımız davayla ilgili mücadelemiz başlayalı 3'ü oldu. Müvekkil Sedat Cezayirlioğlu'nun ve benim mücadelemiz olmazsaydı şu andaki facia çok çok daha büyük olacaktı. Yani kapasitesi arttırılmamış haliyle şu anda bu maden atığı çöktü.  Bizim bütün davalarla, keşiflerle, burasıyla ilgili söylediğimiz en önemli husus; Burası aktif olan Bingöl Yedisu Fay Zonu'nun tam üzerinde. Ve  iki bilim insanının burayla ilgili özel bir çalışması var. Diyorlar ki Bingöl Yedisu Fay Zonu'nda her 100 yılda bir yeniden büyük deprem olur. Ve 1939 Erzincan Depremi'nden sonra buradaki 100 yıllık sürenin dolmasına 14 yıl kaldı. Eğer burada bu önümüzdeki 14 yıl içerisinde bu maden kapatılmayacak olur ise bu durumda burada çok daha büyük bir facia gerçekleşecek. Bütün Fırat, bütün Doğu ve Güney Doğu zehirlenecek.  Yani buranın bir an önce kapısına kilit vurulması gerekiyor.  Felâket, göz göre göre geliyorum dedi."

Erzincan İliç’te yeni bir toprak kayması: Arama kurtarma çalışmaları sürüyor Haber

Erzincan İliç’te yeni bir toprak kayması: Arama kurtarma çalışmaları sürüyor

Erzincan'ın İliç ilçesindeki maden sahasında yeni bir toprak kayması meydana geldi. Olay yerine intikal eden arama kurtarma ekipleri çalışmalarını sürdürüyor. Yaşanan toprak kayması, bölgede daha önce meydana gelen benzer olaylarla ilgili soruşturmanın da devam ettiği bir dönemde gerçekleşti. Arama Kurtarma Çalışmaları Devam Ediyor Toprak kaymasının ardından bölgede yoğun bir arama kurtarma faaliyeti başlatıldı. Çalışmalar sırasında, kayan toprağın altından bir kamyonet çıkarıldı. 24 BC 616 plakalı kamyonetin hurdaya dönmüş hali bulundu ve yapılan incelemede aracın içinin boş olduğu tespit edildi. Önceki Olay ve Soruşturma Süreci Erzincan İliç’te 13 Şubat'ta Anagold Madencilik'e ait altın madeni sahasında meydana gelen toprak kaymasında 9 işçi toprak altında kalmıştı. Bu olayın ardından başlatılan soruşturmada bilirkişi raporları doğrultusunda asli kusurlu bulunan 4 kişi daha tutuklandı. Böylece tutuklu sayısı 12’ye yükseldi. Bilirkişi raporunda, iş sağlığı güvenliği müdürü S.Ç, operasyon şefi F.Y, proje koordinatörü Ö.A. ve delme patlatma mühendisi M.K’nın asli kusurlu oldukları belirtildi. TBMM İliç Maden Kazası Araştırma Komisyonu tarafından yapılan incelemelerde, kazanın çevresel etkileri açısından olumsuz bir duruma rastlanmadığı bildirildi. Bakanlık yetkilileri de komisyonda dinlenerek gerekli önlemler ve yapılacak düzenlemeler hakkında bilgi verdi. Kazanın ardından alınan güvenlik önlemleri ve arama kurtarma faaliyetleri de kapsamlı bir şekilde değerlendirildi. Yetkililer, yaşanan olayların ardından bölgede güvenlik önlemlerinin artırıldığını ve benzer kazaların tekrar yaşanmaması için gerekli adımların atıldığını belirtti. Bakan Işıkhan başkanlığında yapılan İl İstihdam ve Mesleki Eğitim Kurulu Toplantısı’nda da bu konular ele alındı ve çözüm önerileri değerlendirildi.

Hakkında dava açılan çevreci avukat Atal'dan CHP ve TBB yöneticilerine sitem Haber

Hakkında dava açılan çevreci avukat Atal'dan CHP ve TBB yöneticilerine sitem

İliç'teki maden faciasıyla ilgili olarak “halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yaymak” iddiasıyla hakkında 1 yıldan 3 yıla kadar hapis cezası istemiyle dava açılan çevreci avukat İsmail Hakkı Atal, CHP ve meslek örgütü Türkiye Barolar Birliği (TBB) yöneticilerine sitemde bulundu. Erzincan’ın İliç ilçesindeki madende 13 Şubat'ta 9 işçinin kaybolduğu toprak kayması ile ilgili olarak Adana Barosu Avukatlarından İsmail Hakkı Atal aleyhine, İliç Cumhuriyet Başsavcılığı'na, madeni işleten şirket avukatları tarafından "halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yaymak" iddiasıyla suç duyurusunda bulunuldu. Suç duyurusu kapsamında 1 yıldan 3 yıla kadar hapis cezası istemiyle hazırlanan iddianame, Erzincan Asliye Ceza Mahkemesi'nce kabul edildi. İsmail Hakkı Atal, yaptığı açıklamada, yargılamanın 4 Eylül 2024 tarihinde başlayacağını söyledi. Şirketin Yönetim Kurulu üyelerini, toprak kayması öncesi siyanürün doğal ekosistemlere karışmasıyla ilgili Uluslararası Ceza Mahkemesi'ne şikâyet ettiklerini anımsatan Atal, "Bu dava bizi susturmak için baskı oluşturma çabasıdır. Açılan bu davalar bizim için bir şey ifade etmiyor. Bizim amacımız, cennet ülkemizin havasının, suyunun ve toprağının zehirlenmesine karşı mücadele etmek." dedi. Adana Barosu'nun 15 Ekim 2022 tarihinde yapılan genel kuruluna "Kuzuların-baroların sessizliği" pankartıyla kürsüye çıkarak konuşma yaptığını ifade eden Atal, şunları aydetti: "Çıkartılan sansür yasasına, yani bugün bana karşı açılan davanın dayanağı olan TCK 217/A kanun maddesi 2022'de Meclisten geçerken itiraz etmeyen, kamuoyu yaratmayan Barolar Birliği başta olmak üzere, baroların sessizliğini ve tepkisizliğini eleştirmiştim. 2 yıl sonra burada konuştuklarımıza karşı dava açılacağını söylemiştim. Türkiye'de  AK Parti'nin korumasındaki sermaye  ve yerli iş birlikçileri salınmış, bunu engelleyecek TBB ve CHP yönetimleri  ise bağlanmış  durumda. Bizi susturacak yasalara karşı bir şey yapmayan, halkın zehirlenerek öldürülmesini, yaşam alanlarının yok edilmesini seyreden TBB ve CHP yönetimleri, ellerindeki gücü ve olanakları kullanmayarak siyasi iktidara görünmeyen destek veriyorlar. Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan'a, geçmişte sıkıştığında  Kılıçdaroğlu can simidi  atardı. Şimdi Tayyip Erdoğan'a can simidi atma görevini Özgür Özel devraldı. Halk suni gündemlerle meşgul edilirken, iktidarın 15 yılda verdiği maden ruhsatı sayısı 386.000'e ulaştı.  Bunlardan biri de Anagold. Bu şirket bizi zehirlemeye, havamızı, suyumuzu, toprağımızı yok etmeye devam ediyor.  Maden işgalleri 'siyasette normalleşme' görüşmeleriyle saklanırken, CHP ve TBB yönetimleri ise bunu seyrediyor." İliç'teki maden faciasında kaybolan işçilerden Uğur Yıldız'ın cansız bedenine 5 Nisan, evli ve 2 çocuk babası Adnan Keklik'in cenazesi ise 19 Nisan tarihinde ulaşılarak çıkarılmıştı. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, bugün yaptığı paylaşımda ise toprak altında kalan 9 işçiden 2'sinin daha naaşına ulaşıldığını duyurmuş, cenazelerin, Ramazan Çimen ve Kenan Öz'e ait olduğu belirtilmişti.

Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
logo
İLKHABER-Gazetesi En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.