SON DAKİKA

#Cuma hutbesi

İLKHABER-Gazetesi - Cuma hutbesi haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Cuma hutbesi haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

21 Mart 2025 Cuma Hutbesi: "İnfak ve Kur’an Ayı Ramazan" Haber

21 Mart 2025 Cuma Hutbesi: "İnfak ve Kur’an Ayı Ramazan"

 21 Mart Cuma Tarihli Cuma Hutbesi: ﷽لَنْ تَنَالُوا الْبِرَّ حَتّٰى تُنْفِقُوا مِمَّا تُحِبُّونَۜ وَمَا تُنْفِقُوا مِنْ شَيْءٍ فَاِنَّ اللّٰهَ بِه۪ عَل۪يمٌ.وَقَالَ رَسُولُ اللّٰهِ صَلَّي اللّٰهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ:وَاللّٰهُ فِى عَوْنِ الْعَبْدِ مَا كَانَ الْعَبْدُ فِى عَوْنِ أَخِيهِ. İNFAK VE KUR’AN AYI RAMAZAN Muhterem Müslümanlar! Ramazan-ı şerifin son on gününün içindeyiz. Bu günler, itikâf günleridir. Hz. Âişe validemiz, Allah Resûlü (s.a.s)’in Ramazan’ın son on gününde itikâfa girdiğini, Kadir Gecesi’ni Ramazan’ın son on gününde aramamız gerektiğini haber vermiştir.[1] İtikâf; Ramazan ayının sünnetlerinden biridir. Ramazan’ın son günlerini ibadet ve tefekkürle, tövbe ve istiğfarla, hamd ve şükürle, dua ve zikirle geçirme fırsatını bizlere vermektedir. Aziz Müminler! Bir defasında Peygamber Efendimiz (s.a.s)’in amcası Hz. Abbas’ın oğlu Abdullah (r.a), Mescid-i Nebevî’de itikâfa girmişti. O günlerde bir adamın üzgün bir şekilde mescide girdiğini gördü. Hz. Abdullah, o adamın borcunu ödeyemediğinden dolayı mahzun olduğunu öğrenince, “Senin için borcunu ödeyemediğin kişiyle konuşayım.” diyerek mescitten çıktı. O adam, “Ey Abdullah! İtikâfta olduğunu unuttun mu?” dedi. Bunun üzerine Abdullah (r.a), “Ben Peygamber Efendimiz (s.a.s)’den, ‘Kim bir Müslümanın ihtiyacını gidermeye çalışırsa, bu onun için on senelik itikâftan daha hayırlıdır.’ dediğini işittim.” cevabını verdi.[2] Kıymetli Müslümanlar! Peygamber Efendimiz (s.a.s)’in bizlere öğrettiği değerlerin başında yardımlaşma bilinci gelmektedir. Bu bilincin canlı tutulmasında en önemli ilke ise infaktır. İnfak; Allah’ın rızasını kazanma arzusuyla, O’nun bahşettiği maddi ve manevi imkânları paylaşmaktır. İyiliğin yeryüzünde yayılması, kötülüklerin ortadan kalkması için çaba göstermektir. Birbirimizin yaşama sevinci ve umudu olmak, sevinçlerimizi paylaşarak çoğaltmaktır. Değerli Müminler! İyiliğe ulaşmanın yolu infaktan geçmektedir. Yüce Rabbimiz, “Sevdiğiniz şeylerden Allah yolunda infak etmedikçe iyiliğe asla eremezsiniz. Her ne infak ederseniz Allah onu bilir.”[3] buyurarak bu hususa dikkatlerimizi çekmektedir. Kadın erkek, küçük büyük, zengin fakir her Müslümanın yapabileceği bir infak çeşidi mutlaka vardır. Dolayısıyla zekât ve sadakalarımızı ihtiyaç sahibi kardeşlerimizle paylaşmak infak olduğu gibi; eşimize sevgimizi, çocuklarımıza merhametimizi, anne ve babamıza güler yüzümüzü göstermek de bir tür infaktır. İnfak; bazen akrabalarımıza ve komşularımıza ikramda bulunmak, yetim ve öksüzlere kol kanat germektir. Bazen de hastaneleri, sevgi ve huzur evlerini ziyaret etmek, kardeşlerimize ilgi ve muhabbetimizi göstermektir. İnfak; kimi zaman ihtiyaç sahibinin halini hatırını sormak, borçlu olanların borcunu ödemektir. Kimi zaman da evlenemeyen gençlerin yuva kurmalarına yardımcı olmak, istihdam alanları oluşturarak insanların nafakalarını temin etmelerine vesile olmaktır. İnfak; başta Gazze olmak üzere mazlumlara olan desteğimizi sürdürmek, onlara bu zulmü yaşatan siyonist zalimlere ve destekçilerine karşı asil duruşumuzu ısrarla devam ettirmektir. Aziz Müslümanlar! Dünyevîleşme ve bireyselleşmenin dünyamızı kuşattığı, mutluluğun tüketimde arandığı, özenti ve gösterişe dayalı bir hayatın öne çıkarıldığı bir çağda yaşıyoruz. Oysaki mal ve mülk adına bizim zannettiğimiz her şey, aslında Rabbimizin bize bir emanetidir. Vakti geldiğinde bu dünyadaki süremiz bitecek, malımız ve mülkümüz el değiştirecektir. Öyleyse Ramazan ayını fırsat bilerek kardeşliğimizi infakla bereketlendirelim. Birlik ve beraberliğimizi infakla güçlendirelim. Rabbimize olan sadakatimizi infakla pekiştirelim. İhtiyaç sahiplerine ve başta camilerimiz olmak üzere toplumsal birlikteliğimizin teminatı olan müesseselerimize yönelik yardımlarımızın bizler için sadaka-i câriye ve ahiret azığı olacağını bilelim. Peygamber Efendimiz (s.a.s)’in, “Kişi, kardeşine yardım ettiği sürece Allah da onun yardımcısı olur.”[4] hadisini asla unutmayalım. Kıymetli Müminler! Önümüzdeki Çarşamba akşamı Kadir Gecesi’ni idrak edeceğiz inşallah. Cenâb-ı Hak, Kadir Gecesi’nin önemini bizlere şöyle haber vermektedir: “Biz Kur’an’ı, Kadir Gecesi’nde indirdik. Kadir Gecesi’nin ne olduğunu sen bilir misin? Kadir Gecesi bin aydan daha hayırlıdır. Melekler ve Cebrail o gecede, Rablerinin izniyle her iş için iner de iner. O gece, tan yerinin ağarmasına kadar bir esenliktir.”[5] Kadir Gecesi’ni bin aydan daha hayırlı kılan Kur’an-ı Kerim; Yüce Rabbimizi bizlere tanıtan, varoluşun ve hayatın gayesini öğreten ilahi bir kitaptır. Hak ile batılı, doğru ile yanlışı ayırt eden ilahi bir kılavuzdur. Bütün insanları hak ve hakikate davet eden ilahi bir çağrıdır. O halde, Kur’an ile bağımızı daha fazla güçlendirmeye, onunla yeniden dirilmeye gayret edelim. Kur’an’ın ölçülerine ve sünnetin rehberliğine göre hayatımızı tanzim edelim. Bu vesileyle Kadir Gecemizi şimdiden tebrik ediyor, gecemizin aziz milletimize, İslam âlemine ve tüm insanlığa hayırlı olmasını Cenâb-ı Hak’tan niyaz ediyorum. [1] Buhârî, Fadlü leyleti’l-kadr, 3. [2] Beyhakî, Şuabü’l-îmân, 3, 424. [3] Âl-i İmrân, 3/92. [4] Ebû Dâvûd, Edeb, 60. [5] Kadir, 97/1-5.

21 Şubat Cuma Hutbesinde sihir ve büyüyle uğraşanlara mesaj! ''Gaybın bilgisi yalnızca Allah'a aittir" Haber

21 Şubat Cuma Hutbesinde sihir ve büyüyle uğraşanlara mesaj! ''Gaybın bilgisi yalnızca Allah'a aittir"

Diyanet İşleri Başkanlığı, 21 Şubat 2025 Cuma günü okunacak hutbenin konusunu "Gaybın bilgisi yalnızca Allah’a aittir" olarak belirledi. Hutbede, sihir, büyü ve batıl inançların İslam'daki yeri ele alınarak, Müslümanlara bu tür uygulamalardan kaçınmaları gerektiği hatırlatıldı. Dini inançların istismar edilmesine karşı uyanık olunması gerektiği vurgulanan hutbede, Kur’an-ı Kerim’in şifa ve rahmet kaynağı olduğu, ancak hurafecilere itibar edilmemesi gerektiği ifade edildi. Müslümanlar, yalnızca Allah’a güvenmeleri ve takdire teslim olmaları yönünde uyarıldı. 21 ŞUBAT CUMA HUTBESİ KONUSU GAYBIN BİLGİSİ YALNIZCA ALLAH’A AİTTİR Muhterem Müslümanlar! Zaman zaman sihir ve büyü yapanlara ve yaptıranlara rastlıyoruz. Dünyevi menfaatler uğruna insanların duygularını ve kazançlarını sömüren cinci, falcı, medyum, muskacı ve üfürükçülere şahit oluyoruz. Bir takım televizyon kanalları ve dijital mecralar bu kötülükleri işleyenlere ortam hazırlıyor. Bugünkü hutbemizde yüce dinimiz İslam’ın bu konulara bakışını hatırlamaya ve hatırlatmaya çalışalım. Aziz Müminler! ''Sihir ve büyü yapmak ve yaptırmak, kul hakkı ihlalidir, zulümdür.'' Dinimize göre sihir ve büyü, büyük bir günahtır. Allah Resûlü (s.a.s), “Allah’a şirk koşmak ve sihir yapmak gibi insanı helâke götüren şeylerden kaçının.” buyurmaktadır. Sihir ve büyü yapmak ve yaptırmak, kul hakkı ihlalidir, zulümdür. Tevhid inancımızla ve tevekkül anlayışımızla bağdaşmayan çirkin bir tutum ve davranıştır. Bu günahı işleyenler, tövbe etmedikçe ve haklarına girdikleri kişilerle helalleşmedikçe Allah’ın gazabından asla kurtulamazlar. “Göklerin ve yerin gaybı yalnızca Allah’a aittir'' Kıymetli Müslümanlar! Cinler de insanlar gibi Allah’ın kullarıdır. İman edenleri de etmeyenleri de vardır. Onlar da insanlar gibi gaybı bilemezler. Allah’ın izni olmadan hiç kimseye zarar veremezler. وَلِلّٰهِ غَيْبُ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِ “Göklerin ve yerin gaybı yalnızca Allah’a aittir.” Bu sebepledir ki, cinlerle irtibat kurup gelecekten bilgi aldıklarını iddia edenler düpedüz yalancıdır. Bu hususta Müslümana düşen; insanların şerrinden Allah’a sığındığı gibi cinlerin şerrinden de Allah’a sığınmak, ibadete ve duaya devam etmektir. Peygamber Efendimiz (s.a.s)’in tavsiyesine uyarak Felak ve Nâs surelerini bolca okumaktır. Ayrıca kahve, çay, tuz ve bakla gibi nimetlerle bakılan fal çeşitlerinin tamamı ayette buyurulduğu üzere, رِجْسٌ مِنْ عَمَلِ الشَّيْطَانِ “Şeytan işi bir pisliktir.” Kartlara, burçlara, el veya yüze bakarak geleceğe ait tahminler yürütmek haramdır, günahtır. Bu kötülükleri; televizyon, gazete ve sosyal medya gibi yerlerde paylaşmak ise hesabı ağır bir vebaldir. Allah Resûlü (s.a.s)’in bu konudaki uyarısı gayet açıktır: “Kim, Allah’ın indirdiklerini kabul etmeyip bir kâhine, medyuma gider ve onun sözlerini tasdik ederse Hz. Muhammed’e indirileni inkâr etmiş olur.” Değerli Müminler! Cenâb-ı Hak, “Biz, Kur’an’ı müminlere şifa ve rahmet olması için indirdik.” buyurmaktadır. Kur’an-ı Kerim; okunmak, anlaşılmak ve yaşanmak için gönderilmiştir. Ferdî ve içtimaî sıkıntılarımızın çaresi ondadır. Bununla birlikte, hastalıklarımızın şifasına yönelik tıbbi tedavi yollarına başvurmakla beraber, Kur’an okumak ve Sevgili Peygamberimiz (s.a.s)’in dualarıyla Allah’a niyazda bulunmak, bedenimize sıhhat, ruhumuza sekinet verir. Ancak Kur’an ayetlerini veya duaları bir kâğıda yazarak veya üfleyerek kazanç elde etmenin dinimizde asla yeri yoktur. ''Bunların hiçbirisi ‘Hoca’ değildir'' Aziz Müslümanlar! Sihir ve büyü yapanlar sihirbazdır, büyücüdür. Cinlerle uğraşanlar cincidir. Fal bakanlar falcıdır. Menfaat elde etmek için muska yazanlar muskacıdır. Üfleyerek insanları iyileştirdiğini iddia edenler üfürükçüdür. Bunların hiçbirisi ‘Hoca’ değildir. Bu kişileri Sevgili Peygamberimiz (s.a.s)’in varisi olan hocalarımızla bir tutmak, bu haram fiillerin meşrulaşmasına ve yayılmasına sebebiyet vermektedir. Bütün bu batıl inanç ve hurafeler, sağlam bir tevhid inancının ve sağlıklı bir din anlayışının oluşmadığı ortamlarda zemin bulmaktadır. Bu da bizlere; sahih ve doğru dini bilginin ne kadar zaruri, Kur’an ve sünnete dayalı din eğitiminin ne kadar vazgeçilmez, din istismarının ise ne kadar tehlikeli olduğunu açıkça göstermektedir. ''Kim Allah’a dayanıp güvenirse Allah ona yeter…” Öyleyse Kıymetli Müminler! Dinimizin değerlerini ve insanımızın duygularını istismar edenlere karşı uyanık olalım. Kendi dertlerine deva, hastalıklarına şifa olamayan hurafecilere asla aldanmayalım. Peygamber Efendimiz (s.a.s)’in saç veya sakalının yıkandığı suyu dağıtacağını ilan ederek sohbetlere çağıran bidatçilere asla itibar etmeyelim. Şifa, başarı, rızık ve kısmet hususunda üzerimize düşen sorumlulukları yerine getirip sonra Rabbimize tevekkül edelim. Unutmayalım ki, Allah’ın izni olmadan hiçbir kimse ve hiçbir yöntem kişiye ne fayda sağlayabilir ne de zarar verebilir. Takdir, sadece ama sadece Allah’a aittir. Sözümüzün sonu Rabbimizin şu ayeti olsun: “…Kim Allah’a dayanıp güvenirse Allah ona yeter…”

31 Ocak 2025 Haftanın Cuma Hutbesi yayınlandı! Bu Hafta Cuma Hutbesi konusu ne? Haber

31 Ocak 2025 Haftanın Cuma Hutbesi yayınlandı! Bu Hafta Cuma Hutbesi konusu ne?

Diyanet İşleri Başkanlığı, her hafta olduğu gibi 31 Ocak 2025 Cuma günü okunacak hutbeyi yayınladı. Müminleri birlik ve beraberlik içinde bir araya getiren Cuma namazı, bu hafta "Ebediyet Yolcusunu Uğurlarken" başlıklı hutbe ile anlam kazanacak. Hutbede, ölümün bir son olmadığı, cenaze adabı ve taziye usullerinin İslam'a uygun şekilde yerine getirilmesi gerektiği vurgulandı. Hutbenin girişinde, İslam’a göre insanın hem yaşarken hem de öldüğünde değerli olduğu belirtildi. Doğumda olduğu gibi ölümde de insanın dualarla uğurlandığına dikkat çekilerek, “Ölüm bir yok oluş değil, ebedi hayatın başlangıcıdır. Müslüman için ölüm, Allah’ın sonsuz lütuf ve ikramlarına ulaşacağı ilk duraktır” ifadelerine yer verildi. İşte bu haftakı cuma hutbesi... EBEDİYET YOLCUSUNU UĞURLARKEN Muhterem Müslümanlar! Yüce dinimiz İslam’a göre insan, yaşarken olduğu gibi öldüğünde de değerlidir ve her türlü hürmete layıktır. Nasıl ki insan, doğduğunda yıkanır, kundaklara sarılır, kucaklarda taşınır, ezan, kamet ve dualarla karşılanırsa; öldüğü zaman da yıkanır, kefenlenir, el üstünde taşınır, salâlar ve dualarla uğurlanır. Çünkü ölüm, bir yok oluş değildir. Ebedi hayatın başlangıcıdır. Müslüman için ölüm, Allah’ın sonsuz lütuf ve ikramlarına ulaşacağı ilk duraktır. Cennete açılan kapıdır. Sevdikleriyle buluşacağı kutlu bir vuslattır. Aziz Müminler! Vefat eden kardeşlerimize karşı yerine getirmemiz gereken dinî ve insanî vazifelerimiz vardır. Bunların başında, mahremiyet sınırlarına dikkat ederek cenazeyi yıkamak ve kefenlemek gelmektedir. Bir diğer vazifemiz ise kardeşimizin cenaze namazını kılmak, sonra da onu huşu içerisinde ebediyet yolculuğuna uğurlamaktır. Cenaze namazı, erkekler önde kadınlar arkada olacak şekilde kılınır. Cenaze başında tartışmak, cenazeyi alkışlarla veya müzikler eşliğinde uğurlamak, namaz kılınacak alanı çelenklerle veya resimlerle donatmak dinimizde yoktur. Bir başka sorumluluğumuz ise ölen kardeşimizin günahlarının bağışlanmasını Allah’tan dilemek, ona dua etmek ve hakkında şahitlik görevimizi yerine getirmektir. Peygamber Efendimiz (s.a.s), “Siz kimi hayırla anarsanız o cenneti, kimi de kötülükle anarsanız o da cehennemi hak eder. Zira sizler, yeryüzünde Allah’ın şahitlerisiniz.”1 buyurarak ölen bir kişi hakkında yapılan şahitliğin önemine işaret etmektedir. Kıymetli Müslümanlar! Vefat edenin yakınlarına taziyede bulunmak, sabır dilemek, acılarını paylaşmak, Kur’an-ı Kerim tilavetiyle gönüllerini ferahlatmak İslam kardeşliğinin bir gereğidir. Bununla birlikte taziyede de dikkat etmemiz gereken hususlar vardır. İslam’a göre taziye üç günden fazla sürmemelidir. Yakınını kaybetmenin üzüntü ve sıkıntısı içinde olan cenaze sahiplerinin taziye için ağır bir masrafa girmesi, misafirlere yemek hazırlaması doğru değildir. Taziye günlerinde akraba ve komşuların, ölenin yakınlarına ve misafirlere yemek ikramında bulunması sünnettir. Nitekim Allah Resûlü (s.a.s), amcasının oğlu Hz. Ca’fer’in Mûte savaşında şehit olduğu haberini alınca, “Ca’fer’in ailesi için yemek hazırlayın...”2 buyurmuştur. Değerli Müminler! Maalesef, ağızların tadını kaçıran ölümü düşünemez hale geldik. Yüce dinimiz İslam’ın emrettiği cenaze adabından gün geçtikçe uzaklaşıyoruz. Kimi insanlar, apartmanında ve sokağında cenaze varken oyun ve eğlencesini devam ettirebiliyor. Kimi insanlar ise televizyonlarda ve dijital mecralarda vefat edenlerin görüntülerine reyting uğruna tekrar tekrar yer vererek acılı insanların hüzünlerini daha da derinleştiriyor. Oysaki Müslüman, çevresinde olup bitenlere duyarsız kalamaz. İnsanların ölüm acısını yok sayıp hiçbir şey olmamış gibi davranamaz. Ölenin yakınlarını üzüntüye sevk edecek söz ve davranışlarda bulunamaz. Aziz Müslümanlar! Ebedi âleme göç eden kardeşlerimizi İslam’ın emrettiği şekilde son yolculuklarına uğurlamanın gayretinde olalım. Ölülerimizi hayırla yâd edelim. Onlar adına, imkânlar ölçüsünde sadakalar verelim, hayır hasenatta bulunalım. Adlarını yaşatacak, kendilerine dua edilecek eserler yapalım. Böylelikle bizler de ahirete göçen yakınlarımızın amel defterlerinin kapanmamasına vesile olalım. Önümüzdeki Perşembe günü, on bir ilimizi etkileyen depremin ikinci yıldönümü. Bu vesileyle ahirete irtihal eden bütün kardeşlerimize Yüce Rabbimden rahmet diliyorum. Cenâb-ı Hak, ülkemizi, milletimizi ve bütün insanlığı her türlü afetten muhafaza buyursun. Hutbemi, hayatın ve ölümün gayesini açıklayan şu ayet-i kerime ile bitiriyorum: “De ki: Benim namazım, her türlü ibadetim, hayatım ve ölümüm âlemlerin Rabbi olan Allah içindir.”3 1 Müslim Cenâiz, 60. 2 Tirmizî, Cenâiz, 21. 3 En’âm, 6/162.

Diyanet İşleri Başkanlığı 17 Ocak 2025 Cuma Hutbesi: "İslam, Varlık Sebebimizdir" Haber

Diyanet İşleri Başkanlığı 17 Ocak 2025 Cuma Hutbesi: "İslam, Varlık Sebebimizdir"

Bugünkü Cuma Hutbesi konusu "İslam, Varlık Sebebimizdir" olarak belirlendi. Tüm camilerde cemaate okunacak hutbede, İslam'ın hayata anlam kazandıran, iyiliği ve güzel ahlakı yaymayı teşvik eden yönlerinin altı çizildi. İşte, 17 Ocak 2025 Cuma hutbesi tam PDF metni... İslam, Varlık Sebebimizdir Muhterem Müslümanlar! Okuduğum ayet-i kerimede Yüce Rabbimiz şöyle buyuruyor: "…Bugün sizin için dininizi kemale erdirdim, size nimetimi tamamladım ve sizin için din olarak İslam'ı seçtim…" (Mâide, 5/3) Okuduğum hadis-i şerifte ise Peygamber Efendimiz (s.a.s) şöyle buyuruyor: "İslam dini kendisine düşmanlık besleyenlere üstün olmaya devam edecektir. İslam'a karşı olanlar ve onu terk edenler ise ona asla zarar veremeyecektir." (İbn Hanbel, V, 100) Aziz Müminler! Yüce Rabbimizin bizlere bahşettiği en büyük nimet İslam'dır. İslam, Hz. Âdem'le başlayan, Peygamberimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.s) ile kemale eren, Allah'ın razı olduğu tek dindir. İslam; insanlığın hidayet ve iyiliği, yeryüzünün imar ve ıslahı için gönderilen rahmet ve merhamet dinidir. Akıllara rehberlik eden, ruhlara huzur veren, kalpleri sükûnete erdiren ilim, hikmet ve irfan dinidir. Yaratılışımızın gayesini öğreten, dünya ve ahiret dengesini nasıl kuracağımızı bildiren hayat dinidir. Kıymetli Müslümanlar! Cahiliye döneminin bütün karanlıklarını aydınlığa çeviren İslam'dır. Diri diri toprağa gömülen kız çocukları İslam'la hayat bulmuştur. Kadınlar, hak ettikleri gerçek saygınlığa İslam'la kavuşmuştur. Ezilen, hor görülen, hak ve hukuku çiğnenen mazlumlar İslam'la özgürlüklerine kavuşmuştur. “Allah katında en değerli olanınız, O'na karşı sorumluluklarını hakkıyla yerine getireninizdir.” (Hucurât, 49/13) ayetinde de ifade edildiği üzere, üstünlüğün; ırk ve cinsiyette, makam ve servette, şan ve şöhrette değil, takvada olduğunu bütün dünyaya İslam ilan etmiştir. Yalana, aldatmaya ve hileye bulaşmadan; fırsatçılık, stokçuluk ve karaborsacılık yapmadan; kul ve kamu hakkına girmeden helal kazanç elde etmenin yollarını insanlığa İslam haber vermiştir. Anne ve babaya hürmet etmeyi, ailemize gereken ilgi ve alakayı göstermeyi, akraba ve komşularımızın haklarını gözetmeyi, iyilik ve hayırda yarışmayı bizlere İslam öğretmiştir. Değerli Müminler! Ne hazindir ki, insanî değerlerin ve ahlakî erdemlerin örselendiği, küresel kötülüklerin her geçen gün dünyayı yaşanmaz hale getirdiği dönemlerden geçiyoruz. Maalesef, Müslümanlar da yaşanan bu olumsuzluklara çare üretmek yerine popüler kültürün etkisiyle kimliklerine yabancılaşıyorlar. Bütün bu sıkıntılar bizi asla umutsuzluğa düşürmemeli, aksine İslam'ın hayat veren ilkelerini bütün insanlıkla buluşturmak için maddi ve manevi alanda daha fazla çalışmaya teşvik etmelidir. Allah'ın vaadi odur ki, insana ancak çalıştığının karşılığı vardır, çalışmasının karşılığı da kendisine gösterilecektir. (Necm, 53/39,40) Aziz Müslümanlar! İslam, bizim dünümüz, bugünümüz ve yarınımızdır. İslam, bizim varlık sebebimizdir. Biz, onunla şeref bulur, onunla yüceliriz. O halde, İslam'ı istediğimiz gibi değil Yüce Rabbimizin emrettiği, Allah Resûlü (s.a.s)'in öğrettiği gibi yaşamaya gayret gösterelim. Giyimden kuşama, yemeden içmeye, alışverişten ticarete, aile hayatından akraba ve komşuluk ilişkilerine, hâsılı hayatın her anına ve her alanına İslamî değerleri aktaralım. İmanımız, ibadetlerimiz ve güzel ahlakımızla insanların örnek alabileceği iyi ve hayırlı bir Müslüman olmaya gayret edelim. Bize bakan, İslam'ın güzelliklerini bizde görsün ve İslam'ı sevsin. İslam'ı öyle güzel ve öyle doğru yaşayalım, olduğumuz gibi görünüp göründüğümüz gibi olalım ki, bizi öldürmeye gelen bizde dirilsin. Unutmayalım ki, bizim vesilemizle bir insanın İslam'a muhabbet beslemesi, hidayete erip onu en güzel bir şekilde yaşamaya başlaması dünya ve içindeki her şeyden daha hayırlıdır. Hutbemi Sevgili Peygamberimiz (s.a.s)'in Veda Hutbesinde bize bıraktığı şu vasiyeti ile tamamlıyorum: "Size iki şey bıraktım. Bunlara sarıldığınız sürece yolunuzu şaşırmazsınız. Bunlar, Allah'ın Kitabı ve Peygamberinin sünnetidir." (Muvatta', Kader, 3)

Adana'da Sabancı Merkez Camii'nde cuma namazı eda edildi Haber

Adana'da Sabancı Merkez Camii'nde cuma namazı eda edildi

Adana’da, 1 Kasım 2024 Cuma günü, Sabancı Merkez Camii'nde gerçekleştirilen Cuma namazına büyük bir katılım oldu. Müslümanlar, haftanın bu manevi gününü, ruhen tazelenme ve arınma vesilesi olarak değerlendirerek camiyi doldurdu. 1 Kasım Cuma Hutbesi: ''HER CANIN DOKUNULMAZLIĞI VARDIR'' Cuma hutbesinde "Her Canın Dokunulmazlığı Vardır" başlığı altında önemli mesajlar verildi. Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından hazırlanan hutbe, dinleyenlerin dikkatini çekerken, insan hayatının kutsallığı, merhamet ve insan hakları konularına vurgu yapıldı. İmam, hutbede Peygamber Efendimiz’in (s.a.s) insan hayatına saygıyı ön planda tutan sözlerini ve Veda Hutbesi'nde yer alan can dokunulmazlığı ile ilgili hikmet dolu mesajlarını hatırlatarak, dinleyicilere önemli öğütlerde bulundu. Hutbede, “Ey insanlar! Bu Zilhicce ayınız, bu Mekke şehriniz, bu arefe gününüz nasıl mukaddes ise canlarınız, mallarınız, ırzlarınız, şeref ve namusunuz da aynı şekilde mukaddestir, dokunulmazdır.” ifadeleri kullanıldı. İmam, insanın yaratılmışların en kıymetlisi olduğunu belirterek, herkesin canının ve bedeninin saygıya layık olduğunu vurguladı. Bu bağlamda, tıbben zaruri bir durum olmadıkça, kürtaj ve intihar gibi uygulamaların dinen kabul edilemeyeceğine dikkat çekti. 1 Kasım Cuma günü bu haftanın hutbesinin tamamı: HER CANIN DOKUNULMAZLIĞI VARDIR Muhterem Müslümanlar! Allah Resûlü (s.a.s) ve ashâb-ı kirâm hicretin onuncu yılında hac ibadetini eda etmek üzere Arafat'ta bir araya gelmişlerdi. Peygamber Efendimiz (s.a.s) o gün, Allah'ın emir ve yasaklarını, İslam'ın evrensel mesajlarını, insan hak ve hürriyetlerini ilan etmişti. Yıllar sonra "Veda Hutbesi" olarak anılacak bu konuşmasında yer alan hikmet yüklü mesajlardan biri de can dokunulmazlığıdır. Nitekim Resûl-i Ekrem (s.a.s) Veda Hutbesi'nde insanlığa şöyle seslenmiştir: "Ey insanlar! Bu Zilhicce ayınız, bu Mekke şehriniz, bu arefe gününüz nasıl mukaddes ise canlarınız, mallarınız, ırzlarınız, şeref ve namusunuz da aynı şekilde mukaddestir, dokunulmazdır." CUMA HUTBESİ TAM METİN PDF OKU! | Diyanet ile 1 Kasım Cuma Hutbesi PDF tam metin konusu ne, neyi anlatıyor? Aziz Müminler! Yüce dinimiz İslam'a göre insan, yaratılmışların en üstünü ve en kıymetlisidir. Her türlü saygı ve hürmete layıktır. Dini, dili ve rengi ne olursa olsun; kadın erkek her insanın bedeni dokunulmazdır, canı mukaddestir. Bu sebepledir ki, tıbben zaruri ve dinen meşru bir sebep olmadıkça anne karnındaki ceninin hayatına kürtajla son verilemez. Hiç kimse kendi canı bile olsa intihar ederek hayatını sonlandıramaz. Örf ve adetlerin arkasına sığınarak töre cinayetine yeltenemez. Namusu gerekçe göstererek hiçbir canı hayattan koparamaz. Kendini devletin yerine koyarak suçluyu cezalandıramaz. Hâsılı hiç kimse bir başkasının canına kastedemez, bedenine zarar veremez, şeref ve haysiyetine dil uzatamaz. Nitekim hutbeme başlarken okuduğum ayet-i kerimede Yüce Rabbimiz şöyle buyurmaktadır: "Kim bir mümini kasten öldürürse cezası, içinde ebedi kalacağı cehennemdir. Allah ona gazap etmiş, onu lânetlemiş ve onun için büyük bir azap hazırlamıştır." CUMA HUTBESİ TAM METİN PDF OKU! | Diyanet ile 1 Kasım Cuma Hutbesi PDF tam metin konusu ne, neyi anlatıyor? Değerli Müslümanlar! Ne acıdır ki, her geçen gün dünyamız yaşanmaz bir hal alıyor. Kendisinden başka hiç kimseye hayat hakkı tanımayan zalimler, başta Gazze olmak üzere İslam beldelerinde tarihte eşine az rastlanır bir soykırım uyguluyorlar. Maalesef, Müslümanlar olarak bizler de günden güne İslâmî duyarlılığımızı, ahlâkî hassasiyetlerimizi kaybediyoruz. İnsanlıktan nasibini almamış, kin ve düşmanlığın, hırs ve tamahın esiri olmuş kimseler yüzünden ailede, okulda, iş hayatında ve trafikte şiddet görüntüleri artmaya devam ediyor. Nice masumlar öldürülüyor, nice yürekler yanıyor. Ancak şu husus asla unutulmamalıdır ki, insanların kalbine Allah korkusu, ahiret bilinci, hesap verme şuuru yerleştirilmedikçe, suçlulara karşı caydırıcı cezalar uygulanmadıkça, kötüler suç işlemeye devam edecektir. Yüce Rabbimizin bu husustaki ikazı gayet açıktır: وَلَكُمْ فِي الْقِصَاصِ حَيٰوةٌ يَٓا اُو۬لِي الْاَلْبَابِ لَعَلَّكُمْ تَتَّقُونَ "Ey akıl sahipleri! Kısasta sizin için hayat vardır. Umulur ki suç işlemekten sakınırsınız." Evet, devlet eliyle ve hukuk önünde suçluya uygulanacak olan caydırıcı cezalar, nice masumların canını kurtaracak, nice kavrulan yüreklere su serpecektir. İşte Kur'an'ın tüm insanlığa çağrısı; "Ey akıl sahipleri! Kısasta sizin için hayat vardır." CUMA HUTBESİ TAM METİN PDF OKU! | Diyanet ile 1 Kasım Cuma Hutbesi PDF tam metin konusu ne, neyi anlatıyor? Kıymetli Müminler! Bizler, merhametlilerin en merhametlisi olan Rabbimize gönülden iman etmiş müminleriz. اَلْمُسْلِمُ مَنْ سَلِمَ النَّاسُ مِنْ لِسَانِهِ وَيَدِهِ "Müslüman, insanların elinden ve dilinden güvende olduğu kimsedir." buyuran Rahmet Peygamberi Hz. Muhammed Mustafa (s.a.s)'in ümmetiyiz. Bize düşen; merhameti elden bırakmamak, elimizle ve dilimizle hiç kimseye zarar vermemektir. Şiddete asla tevessül etmemek, bir insanın canına kıymak şöyle dursun onun kalbini kırmaktan, gönlünü incitmekten bile sakınmaktır. Çocuklarımızı ve gençlerimizi dinine bağlı, milletine ve insanlığa faydalı kişiler olarak yetiştirmektir. Sağlığına kavuşmayı bekleyenlere, hastane köşelerinde hayata tutunmaya çalışanlara kanımızla, organlarımızla can olmaktır. Unutmayalım ki, kendi canımızı aziz bildiğimiz kadar bütün insanların da canını aziz bilirsek, kendimiz için sevip istediğimiz bütün hayırları diğer insanlar için de istersek, işte o zaman kâmil bir mümin, örnek bir Müslüman, iyi bir insan oluruz.

11 Ekim Cuma Hutbesinde iyiliğin teşvik edilmesinden bahsedildi Haber

11 Ekim Cuma Hutbesinde iyiliğin teşvik edilmesinden bahsedildi

Diyanet İşleri Başkanlığı, "Kötülüğe İyilikle Engel Olalım" adlı hutbede, iyilik yapmanın ve kötü davranışlardan kaçınmanın önemine dikkat çekti. Diyanet İşleri Başkanlığı, 11 Ekim 2024 tarihli Cuma hutbesini "Kötülüğe İyilikle Engel Olalım" başlığıyla yayımladı. Hutbede, Yüce Allah'ın "İyilik ve takvâ karşılığında yardımlaşın, günah ve haksızlık yolunda yardımlaşmayın" ayetine ve Peygamber Efendimizin "Hayırlınız, kendisinden iyilik beklenilen ve kötülüğünden emin olunandır" hadisine bulunulmaktadır. Hutbede, İslam'ın temel gayelerinden birinin iyiliğin çoğalması ve kötülüğün ortadan kaybolduğu belirtildi. İslam'ın bu hedefe ulaşmak için doğru ve güzel şeylere teşvik edildiği vurgulandı. Kur'an-ı Kerim'in iyiliği ve bu konuda Müslümanların yarışmalarının gerektiği vurgulandı. Ayrıca, günümüzdeki kötü durumların artmasına ve bu durumun insanlığı tehdit ettiğine dikkat çekildi. İyiliğin yayılımının ve kötülüğe karşı durmanın onun Müslümanın sorumluluğu olduğu ifade edildi. Özellikle insanların ve gençlerin kötü etkilerden korunması ve onlara merhametle yaklaşılması gerektiği vurgulandı. 11 EKİM CUMA HUTBESİ “...İyilik ve takvâ hususunda yardımlaşın, günah ve haksızlık yolunda yardımlaşmayın…” (Mâide, 5/2) ''Muhterem Müslümanlar! Okuduğum ayet-i kerimede Yüce Rabbimiz şöyle buyuruyor: “...İyilik ve takvâ hususunda yardımlaşın, günah ve haksızlık yolunda yardımlaşmayın…”[1] Okuduğum hadis-i şerifte ise Sevgili Peygamberimiz (s.a.s) şöyle buyuruyor: “Hayırlınız, kendisinden iyilik beklenilen ve kötülüğünden emin olunandır. Şerliniz ise kendisinden iyilik beklenilmeyen ve kötülüğünden de emin olunmayandır.”[2] Aziz Müminler! Yüce dinimiz İslam’ın gönderiliş gayelerinden biri de iyiliğin yeryüzüne hâkim olması, kötülüğün ortadan kaldırılmasıdır. İslam, bunun yolunu bizlere göstermiştir. Bu yol, emr-i bi’l-ma’rûf nehy-i ani’l-münker, yani iyiliği emretmek, kötülükten sakındırmaktır. Doğru, güzel ve hayırlı şeyleri yapmak; yanlış, çirkin ve zararlı şeylerden kaçınmaktır. Kıymetli Müslümanlar! Hayat rehberimiz Kur’an-ı Kerim, iyiliğin merkezine, imanı, ibadetleri ve güzel ahlakı yerleştirmiştir. İyilikte, takvada ve hayırda yarışmamızı, her türlü kötülükten uzak durmamızı emretmiştir. Böylelikle iyiliğin; duygu ve düşünceden söz ve davranışlara kadar hayatımızın her alanına yansımasını istemiştir. İyiliğin yeryüzündeki en büyük temsilcisi Peygamberimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.s) ise, herkesin huzur içinde yaşayabileceği bir dünya inşa etmek için çalışmış, ümmetini de bu yönde çalışmaya teşvik etmiştir. Kin ve nefretin esiri olmuş gönülleri, merhametten yoksun vicdanları hikmetle, sevgiyle ve bilgiyle yoğurmuş, bütün insanlığa örnek olacak yeni bir medeniyet inşa etmiştir. Değerli Müminler! Gerçek iyiliğin özünde; Allah’a, ahiret gününe, meleklere, kitaba ve peygamberlere iman etmek vardır. Kulluk ve sorumluluk bilinciyle bir ömür geçirmek vardır. Bilgiyi, sevgiyi, duayı, hüznü ve derdi paylaşmak vardır. Şiddetin her çeşidinden uzak durmak; elimizi haramdan, dilimizi yalandan, kalbimizi öfke ve husumetten korumak vardır. Sevgiden yoksun kalplere, İslam’ın rahmet yüklü mesajlarını ulaştırmak vardır. İnsanın fıtratını bozan, ahlakını zayıflatan, düşmanlığa, kin ve nefrete sevk eden kötülük yollarını kapatmak vardır. Hâsılı; kendimize, ailemize, çevremize ve bütün yaratılmışlara sadece Rabbimizin rızasını umarak şefkat ve merhametle davranmak vardır.  Aziz Müslümanlar! Maalesef, günümüzde kötülük ve kötüler insanlığın gündeminde daha fazla yer tutuyor. Dünyamızı kötülükler kuşatıyor. Yeryüzünü ifsat edenlerin sesi ıslah etmek isteyenlerden daha fazla çıkıyor. Barışın yerini savaş, merhametin yerini şiddet, sevginin yerini nefret almaya başlıyor. Kötülüğü yaygınlaştırmak isteyenler; zararlı akımlar, sapkın ideolojiler ve kötü alışkanlıklar ile çocuklarımızı ve gençlerimizi milli ve manevi değerlerimizden uzaklaştırmak istiyor. Onların tertemiz fıtratlarını bozmaya çalışıyor. Yaşanan bütün bu olumsuzluklar karşısında her birimize görev ve sorumluluklar düşmektedir. Bize düşen, فَاسْتَبِقُوا الْخَيْرَاتِۜ ayetinde emredildiği üzere iyilikte yarışmaktır.[3] Durum ve şartlar ne olursa olsun, her daim iyiliği yaşamak ve yaşatmak, kötülüğün ve kötülerin karşısında durmaktır. Çocuklarımızın ve gençlerimizin hem gerçek hayatta hem de sanal mecralarda iyi insanlarla birlikte olmaları, kötülerden uzak kalmaları için gayret göstermektir.  Onlara şefkat ve merhametle muamele etmektir. Onları sahih ve doğru bilgiyle aydınlatmak, Peygamber Efendimiz (s.a.s)’in güzel ahlakıyla buluşturmaktır. Unutmayalım ki, yeryüzünü iyilik imar edecek, dünyayı yaşanılır hale iyiler getirecektir.'' [1] Mâide, 5/2. [2] Tirmizî, Fiten, 76; İbn Hanbel, II, 368. [3] Bakara, 2/148.

Sivas'ta Cuma Hutbeleri işaret diline çevriliyor Haber

Sivas'ta Cuma Hutbeleri işaret diline çevriliyor

Sivas’ta bir camide işitme engelli vatandaşlara yönelik işaret diliyle cuma hutbe çevirisi uygulaması başladı. Bu uygulama sayesinde işitme engelli vatandaşların hutbeyi anlaması ve ibadet etmesi sağlandı. Halil Rıfatpaşa Mahallesi'nde bulunan Selim Ağa Camii imam hatibi Resul Işık, işaret dili kursu aldı. Bir süre kursa giden imam Resul Işık, kurs tamamlandıktan sonra cuma hutbelerini işaret diline çevirmeye başladı. İmam hatibin okuduğu hutbe, caminin üst katında işitme engelli vatandaşlar için ayrılan bölümde tercüme edildi. Camide başlatılan uygulama takdir toplarken, işitme engelli vatandaşlar da bu uygulamayı memnuniyetle karşıladı. “Selim Ağa Camii olarak her cuma bir görevlimiz tarafından engelli kardeşlerimize çevirilere başladık” Selim Ağa Cami imam hatibi Resul Işık, “Engelli kardeşlerimiz fabrikada çalışıyorlardı. Kendi aralarında Atölye Cami dedikleri camide işaret dili bilen biri tarafından kendi aralarında konuşuyorlardı. Biz de bu durumu Sivas Müftülüğü olarak öğrendik. Müftülüğümüz bizlere bu konu ile ilgili kurslar açtı. Bu kursu biz de Selim Ağa Camii'ne alarak kapsamını genişlettik ve duyurular yaptık. Selim Ağa Camii olarak her cuma bir görevlimiz tarafından engelli kardeşlerimize çevirilere başladık. Tepkiler çok olumlu şekilde oldu. Engelli kardeşlerimiz böyle bir hizmetten dolayı bizlere teşekkür ettiler” şeklinde konuştu. “İşaret diline çevrildiğinde daha iyi anlıyoruz” İşaret dili uygulamasının ardından hutbeleri anlayabildiğini söyleyen işitme engelli Paşa Mehmet Çakırer, “Bu uygulamayı güzel ve rahat buluyoruz. Eskiden hocamız hutbe okurken ne dediğini anlamıyorduk. İşaret diline çevrildiğinde daha iyi anlıyoruz. Çeviri yapılmadan önce masumca anlamadan oturuyorduk. İşaret diline çeviri olduktan sonra anlıyoruz” diye ifade etti.

Diyanet İşleri Başkanı Erbaş, Kahramanmaraş'ta cuma hutbesi verdi Haber

Diyanet İşleri Başkanı Erbaş, Kahramanmaraş'ta cuma hutbesi verdi

Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş, gençliğin önemine işaret ederek, "Geleceğimizin teminatı evlatlarımızı milli ve manevi değerlerine bağlı, topluma ve insanlığa faydalı nesiller olarak yetiştirmek boynumuzun borcudur. Bunu asla ihmal etmememiz lazım." dedi. Erbaş, Abdulhamithan Camisi'nde verdiği hutbede, Hazreti Muhammed'in insanları tevhit inancına davetinin ilk günleri ve Müslüman olanların sayısının gün geçtikçe arttığı dönemde, müşriklerin, Müslümanları inançlarından döndürmek için her yolu denediğini söyledi. Hazreti Muhammed'in duruşuyla insanlığa İslam'ın bir mefkuresi, bir ideali olduğunu öğrettiğini belirten Erbaş, şöyle devam etti: "Bu ideal, insanların zihnini ve gönlünü Allah'a imanla aydınlatma gayretidir. Allah'ın yüce ismini yeryüzünün dört bir tarafına duyurma kararlılığıydı. Dünyada hiçbir beşere Efendimizin dışında hiçbir Peygambere nasip olmayan kısa bir zamanda Allah'ın Resulü Hazreti Muhammed Mustafa'ya büyük zaferler nasip oldu. Son peygamber Hz. Muhammed Mustafa'nın örnek ahlakıyla insanlığı buluşturma çabası kısa zaman içerisinde sonuç verdi. Bu ideal, yeryüzünde ilim ve hikmete, sevgi ve saygıya, şefkat ve merhamete dayalı bir medeniyet oluşturma azmidir. Zulme ve kötülüğe engel olma, adalet ve iyiliği dünyaya hakim kılma iradesidir. Nitekim yüce Rabb'imiz bu iradeye sahip çıkmamız için şöyle buyurmaktadır: 'İçinizden hayra çağıran, iyiliği emreden kötülükten men eden bir topluluk, bir ümmet bulunsun. İşte feraha kurtuluşa ulaşanlar onlardır.' İslam mefkuresinin dayanağı Kur'an-ı Kerim ve Peygamber Efendimizin sünnet-i seniyyesidir. Zira Allah Resulü Efendimiz, Arafat'ta Kur'an ve sünnetini bizlere emanet etmiştir. Bu ümmete emanet etmiştir." Erbaş, Hazreti Muhammed'in emaneti olan Kur'an-ı Kerim ve sünnete sahip çıkıldığı sürece Müslümanların yolunu şaşırmayacağına, söz konusu iki kavramdan beslenildiği sürece başarının kaçınılmaz olduğuna dikkati çekti. Hazreti Ömer'in Kudüs'ün ilk fatihi olduğunu, ondan sonraki Fatih'in ise 88 yıllık Haçlı işgalinden Kudüs'ü kurtaran Selahaddin-i Eyyubi komutasındaki İslam ordusu olduğunu belirten Erbaş, şunları kaydetti: "O işgal 88 yıl sürmüştü ama bugünkü siyonist işgal inşallah 88 sene sürmeyecektir Allah'ın izniyle. Buna inancımız tamdır. Hemen 7 yıl sonra Peygamber Efendimizin vefatından 7 yıl sonra Diyarbakır surlarına İslam sancağını dikerek Anadolu'ya İslam güneşinin doğmasına vesile oldu o ilk Müslümanlar. Efendimizin ashabı. Kahraman milletimiz de İslam ile şereflendikten sonra asırlarca İslam'ın sancaktarlığını yapmış ecdadımız, bu kutlu dava uğrunda yılmadan ve yıkılmadan seferden sefere, zaferden zafere koştu. Allah'ın izni ve yardımıyla Malazgirt'te de destan yazdı. Anadolu'nun kapılarını hiç kapanmamak üzere İslam'a açtı. İçinde bulunduğumuz bu güzel beldeyi kahraman yaptı. İşte Kahramanmaraş'tayız. Allah hepsine rahmet eylesin. Maraş'ı kahraman yapan şehitlerimize rahmet eylesin. Antep'i 'gazi' yapan şehit ve gazilerimize rahmet eylesin." İstiklal Marşı mısralarından örnekler veren Erbaş, üstünde bulunulan her karış toprağın şehitlerin emaneti olduğunu vurguladı. Ecdadın, aşılmaz denen burçları aştığını, yıkılmaz denen kaleleri yıktığını ve İstanbul'u fethettiğini hatırlatan Erbaş, şunları aktardı: "Bugün bizlere düşen, İslam'ın öğrettiği yüce idealleri diri tutmaktır. Birlik ve beraberliğimize, kardeşlik ve muhabbetimize her daim sahip çıkmaktır. Ülkemize ve milletimize kurulan tuzakları boşa çıkartmak için her alanda güçlü olmaktır. Dini ve ahlaki konularda gençlerimize ve çocuklarımıza sahip çıkıp vatan, millet, ezan ve bayrak sevgisiyle onları yetiştirmektir. Alçakları, dahili ve harici düşmanları bilip ona göre tavır almak, ona göre tedbir almak her zaman bizim vazifemizdir. Ecdadına layık, ahlaklı bir gelecek için hep birlikte çalışmak zorundayız. Ülkemize ve milletimize kurulan her türlü tuzakları boşa çıkartmak için birlik beraberlik içerisinde çalışmamız lazım, kötülüğün yerine iyiliği, zulmün yerine adaleti, nefretin yerine sevgiyi hakim kılmamız lazım. Bu ulvi değerlerin yaşandığı ve öğretildiği güçlü aile yuvaları kurmamız lazım. Geleceğimizin teminatı evlatlarımızı milli ve manevi değerlerine bağlı, topluma ve insanlığa faydalı nesiller olarak yetiştirmek boynumuzun borcudur. Bunu asla ihmal etmememiz lazım." Erbaş, hutbeyi başta Gazze ve Filistin olmak üzere tüm mazlumların zafere ulaşıp aziz olacağını, işgalci zalim ve siyonistlerin mağlup olup zelil kılınacağını haber veren hadis-i şerifle bitirdi. Diyanet İşleri Başkanı Erbaş, daha sonra cuma namazını kıldırdı.

İstanbul Havalimanı’nda İşaret Dili ile Cuma hutbesi Haber

İstanbul Havalimanı’nda İşaret Dili ile Cuma hutbesi

İstanbul Havalimanı’nda İşitme engellilerin de cuma hutbesini anlayabilmesi "İşaret Dili" ile vatandaşlara anlatıldı. Hutbenin "İşaret Dili" ile anlatılması en çok işitme engelli vatandaşları mutlu etti. İmamın okuduğu cuma hutbesi İstanbul Eyüpsultan Müftülüğüne bağlı Hicret Kuran Kursu'nda görevli Kuran Kerim öğreticisi Bekir Baş tarafından engelliler için minberin yanından işaret diliyle aktarıldı. İstanbul Havalimanı’nda çalışan işitme engelliler, "İşaret Dili" ile hutbenin tercüme edilmesinin devam etmesini istiyor. “Daha önce Cuma namazından hiçbir şey anlamıyorduk” Cuma hutbesinin işaret diliyle aktarılmasının kendileri için çok önemli olduğunu söyleyen İrfan Beyhan, ”Cuma namazına geldiğimiz zaman hiçbir şey anlamıyorduk, hocamızla iletişim kuramıyorduk. Ama bir tercümanın olması, Cumanın önemini, hutbedeki ayet ve hadisleri anlamamıza vesile oldu. Çok güzel duygular hissediyoruz. Tercüman olmadan önce hiçbir yeş anlamıyorduk, çok sıkılıyorduk. Namazı kılıp çıkıyorduk hiçbir şey hissetmeden. Bugün bu duygu anlatılmaz ancak yaşanır” dedi. "Daha önce namaz kılıp çıkıyorduk” Daha önce hutbeden bir şey anlamadıklarını sadece hocayı seyrettiklerini söyleyen Günay Bozkoç, ”Cuma gelip duygusuz bir şekilde ayrılıyorduk. Hutbeden hiçbir şey anlamıyorduk. Namazı kılıp çıkıyorduk. Bu gün ilk defa bu mekanda cumanın hutbesini anlamak beni gerçekten duygulandırdı. Bunun devamını arzu ediyoruz. Hocamız çok güzel anlatıyor olabilir ancak biz işitme engelli olduğumuz için hocamızı sadece seyrediyoruz. Bir zaman sonra sıkılıyorduk. Bu hutbenin anlamını tercümanla beraber bu hutbenin anlamını öğrenebildiğimiz için bize ayrı bir anlam katıyor. Bunun sadece burada değil her camiye yayılmasını istiyoruz. Burada hutbenin çevrildiğini gören işitme engelliler bu camiye gelecekti” şeklinde konuştu.

Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
logo
İLKHABER-Gazetesi En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.