SON DAKİKA

#Adana Ekoloji Platformu

İLKHABER-Gazetesi - Adana Ekoloji Platformu haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Adana Ekoloji Platformu haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Okay: Türkiye su kıtlığı yaşayan bir ülke Haber

Okay: Türkiye su kıtlığı yaşayan bir ülke

Adana Ekoloji Platformu, 22 Mart Dünya Su Günü dolayısıyla Abidin Dino Parkı’nda bir araya gelerek basın açıklaması yaptı. Açıklamayı platform adına Nejat Okay okudu. Su krizine dikkat çeken Okay, Türkiye’nin su kriziyle karşı karşıya olduğunu belirten Okay, su kaynaklarının korunması gerektiğini belirtti.  “Su kaynaklarının yağmalanmasına son verilmeli”  Nejat Okay , Türkiye’nin su stresi ve su kıtlığı yaşayan bir ülke olduğunu ifade ederek, “Türkiye su stresi, su kıtlığı yaşayan bir ülkedir, giderek artan doğa ve emek sömürüsü, altın madenciliği, su ve güvenli gıdaya erişimi olumsuz etkiliyor. İklim krizi derinleştikçe, kuraklık yıllarının suyu olan yeraltı suyu kaynakları giderek daha kritik hale gelecektir” şeklinde konuştu.  "Sağlıklı i̇çme suyu herkes i̇çin ücretsiz olmalı"  Nejat Okay, sağlıklı içme suyunun yüzey ve baraj sularından elde edilmesi gerektiğini vurgulayarak, “Sağlıklı içme suyu yüzey suyudur, baraj suyudur. Sağlıklı içme suyunun herkes için erişilebilir olması ve vatandaşa parasız sunulması gereklidir. Merkezi ve yerel yönetimler topluma güvenli, içilebilir ve ekonomik musluk suyu sağlamakla yükümlüdür. Su hizmetlerinin özelleştirilmesi, alınır satılır ve ticari amaçlarla işletilebilir bir kaynak olarak görülmesi kabul edilemez. Su temini, arıtılması, dağıtımı, atık suyun toplanması ve arıtılması genel ve yerel yönetimlerin önemli görevleri arasındadır” diye ifade etti.  "İklim krizi kış aylarında daha belirgin hissediliyor"  Küresel ısınmanın etkilerine dikkat çeken Okay, bilimsel çalışmaların iklim krizinin derinleştiğini ve kuraklık riskinin arttığını gösterdiğini belirterek şunları söyledi:  “Çok sayıda bilimsel çalışma, küresel ölçekte hem gözlenen hem de öngörülen gelecek dönemler için iklim krizinin derinleştiğini ve kuraklık riskinin arttığını gösteriyor. Kış aylarında küresel ısınma etkilerinin hissedilir derecede arttığını belirten uzmanlar kış mevsiminin normallerine göre yaklaşık 0 ila 2-2,5 derece daha sıcak geçtiğini söylüyor. Sonbahar ve kış ayları  kurak ve sıcak geçti. Önümüzdeki bahar ve yaz aylarının da 2023 ve 2024’te olduğu gibi kurak geçeceği öngörülüyor.”                         "İklim krizi ve kuraklık kapıda"  Nejat Okay, yeni bir kurak dönemin başladığını belirterek çağrıda bulundu: “Yeni bir kurak dönemin içindeyiz, kurak yıllar başladı. Toplumcu, kamucu su politikalarıyla su kaynakları kamu yararına kullanılmalı, su havzalarında madencilik yapılması yasaklanmalı, yer altı su kaynaklarının yağmalanması önlenmeli, su kaynaklarında özelleştirme uygulamalarından vaz geçilmelidir. İklim krizi ve kuraklık etkilerinden doğanın, toplumun korunabilmesi için gerekli önlemler merkezi ve yerel yönetimler tarafından alınmalıdır.”

Okay: Adana'daki yeşil alanlar, betonlaşmaya kurban edilmemeli Haber

Okay: Adana'daki yeşil alanlar, betonlaşmaya kurban edilmemeli

Adana Ekoloji Platformu insanların vakit geçirdiği park ve yeşil alanların betonlaşmalarına dur demek Kurtuluş Çocuk Parkında bir araya geldi. Kurtuluş Çocuk Parkı içerisinde bulunan elektrik trafosu, kafelere tepki gösterdi. Açıklamayı katılanlar adına Adana Ekoloji Platformu Sözcüsü Nezat Okay okudu. Nezat Okay, açıklamasında, Adana'nın yeşil alanlar konusunda ciddi bir eksiklik yaşadığını ve kentsel yaşamın iyileştirilmesinde önemli bir rol oynadığını vurguladı. Ayrıca, Adana’nın yeşil alan konusunda yerinde adımlar atılmadığını ve parkların koruma ve geliştirme amacıyla yapılan işlemlerin aksine, betonlaşma ve yapılaşma sürecine kurban gittiğini dile getirdi. "Kentsel parklar ve yeşil alanlar iyileştirilmelidir" Adana Ekoloji Platformu Sözcüsü Nezat Okay, “Bu gerçeği defalarca dile getirdik, belediye yetkilileri ile yüz yüze görüştük, basın açıklamaları yaptık, videolar yayınladık, sonuç alamadık. Konuyu bir türlü anlamıyor ve yanlış uygulamalarda ısrar ediyorlar. O yüzden sabırla, bir kere daha ve “Bilal’e anlatır gibi” tekrar edelim. Kentsel açık yeşil alanlar ve parklar kent insanı ve kent ekosistemi için, yaşanabilir bir kent için önemli bir role sahiptir. Yeşil alanlar ve parklar, insan ve doğa arasında bozulan ilişkiyi dengelemede ve kentsel yaşam koşullarının iyileştirilmesinde önemli bir işleve sahiptir. Yaşamsal bir gerekliliktir, kente ekolojik, sosyokültürel, psikolojik, estetik açısından önemli katkılar sağlar ve kentsel yaşam kalitesini yükseltir. 2014 yılında yayınlanan Mekansal Planlar Yapım Yönetmeliğinde ve 2017 yılında yayınlanan Planlı Alanlar İmar Yönetmeliğinde yeşil alanlar; toplumun yararlanması için ayrılan park, çocuk bahçesi, oyun alanı, meydan, rekreasyon alanı şeklinde tanımlanmaktadır” şeklinde konuştu. Nezat Okay, “Yeşil alan ve parkların önemi ve işlevlerini hakkında şunları sıraladı: “Mikroklimayı kontrol eder, karbon tutma ve depolama görevi üstlenir, havayı temizler, oksijen miktarını arttırır, tozu ve havadaki kirli materyalleri tutar, ısı yükselmesini önler, havayı serinletir. İnsan psikolojisine olumlu katkı sağlar, kent hayatı ortamının neden olduğu stresin olumsuz etkilerini azaltır. İnsan ilişkilerini olumlu yönde etkileyerek, bireylerin sosyalleşmesine yardımcı olur. Gürültüyü emer ve azaltır. Kentte doğal yaşam ortamına olanak sunar. Kent kimliğinin oluşmasına katkı sağlar Deprem, sel gibi doğal afetlerde toplanma ve barınma imkânı sağlar.” "Kentte kişi başına düşen yeşil alan yetersiz" Nezat Okay, Adana'nın yeşil alan konusunda ciddi bir eksiklik yaşadığını ifade etti. Dünya Sağlık Örgütü ve uluslararası standartlara göre, bir kentte kişi başına düşen yeşil alan miktarının en az 10 metrekare olması gerektiğini belirten Okay şunları söyledi: “Kentlerin sahip olduğu kişi başına düşen yeşil alan miktarı konusu da medeniyet göstergesi olarak kabul edilmektedir. Dünya Sağlık Örgütü ve uluslararası standartlara göre, bir kentte olması gereken yeşil alan miktarı en az kişi başına 10 metre karedir. 2014 yılında yayınlanan yönetmeliğe göre, ülkemizde de aynı miktarın olması öngörülmektedir. Oysa, Adana Büyükşehir Belediyesi 5 yıllık stratejik planında belirtildiğine göre, bu miktar Adana ilinin tümünde kişi başına 5-6 metre kare kadardır. Kırsal ilçeler düşünüldüğünde, Adana kent içinde bu miktarın çok daha düşük olduğu açıktır. Kısacası, kentimiz yeşil alan ve parklar bakımından oldukça yoksul durumdadır.” "Parklar, boş arsa olarak görülmemeli" Nezat Okay, Adana’daki yeşil alanların korunması ve geliştirilmesi adına yapılan çalışmalara tepki gösterdi. Okay, “Bu gerçeğe rağmen, şehrimizde yeşil alan ve parklar, onları korumak ve geliştirmekle yükümlü belediyeler tarafından “koruma ve geliştirme” kavramına aykırı biçimde hoyrat işlemler uygulanıyor. Bunun en açık örneğini Adana’nın en eski çocuk parkı olan Atatürk Çocuk Parkında görüyoruz. Otuzlu yılların sonlarında Alman şehir plancısı Yansen tarafından planlandı. Yansen, iklimi çok sıcak olan Adana’ya, Seyhan Nehrinden şehir içine kadar uzanan ve yapılaşmaya kapalı olacak bir hava koridoru bırakmak istemişti. Bu anlamda, çocuk parkı Atatürk Parkının doğal bir uzantısıdır. Seyhan Belediyesi önceki başkanı döneminde çocuk parkı Seyhan Belediyesi tarafından “yenileme çalışması” yapılacağı için kapatıldı ve inşaat çalışması başladı. Açıldığı zaman gördük ki, parkın yarısı yapılaşmaya kurban edilmiş. Çocuk parkının tam ortasına muhtarlık binası, kalan kısımlarına da güvenlik kulübesi, elektrik trafosu, glutensiz kafe, kadın emeği ürünleri satış mağazası gibi ilgisiz binalar yapılmış. Çocuk parkı, yapılan binalar arasında sıkışıp kalmış. Bizlere göre, yapılan bütün bu binalar “kaçak yapı” niteliğindedir ve derhal yıkılmalı, park tekrar çocuklara verilmelidir. Yeni Seyhan Belediyesi yöneticilerini defalarca uyardığımız halde,  duymazlıktan gelerek, işlenen kamusal suça ortak olmaktadırlar. Sayın belediye başkanları ve yetkilileri; parklar ve yeşil alanları “boş arsa” olarak görmekten vazgeçin. Parklarımızı ve Yeşil Alanlarımızı koruyun. Yeni yeşil alan ve park projeleri yapın ve kamuoyu ile paylaşın. Son olarak bir öneride bulunmak istiyoruz. Kentteki kamusal yeşil alanların yönetiminden sorumlu olan belediyelerde halen mevcut Park ve Bahçeler Müdürlüğü yerine, “Kamusal Yeşil Alanlar Müdürlüğü” kurulmalı ve daha etkin ve yetkin hale getirilmelidir” diye ifade etti.

Adana Büyükşehir Belediyesi'nden "Ağaç kesimiyle hiçbir ilgimiz yok" açıklaması Haber

Adana Büyükşehir Belediyesi'nden "Ağaç kesimiyle hiçbir ilgimiz yok" açıklaması

Adana'da, Yaşar Kemal Yürüyüş Parkuru'nda yapılan ağaç kesimi tartışmalara yol açtı. TMMOB Adana İKK ve Adana Ekoloji Platformu, ağaçların kesilmesinden dolayı Adana Büyükşehir Belediyesi'ni suçladı. Ancak belediye, yaptığı açıklamada ağaç kesimiyle hiçbir ilgilerinin olmadığını belirterek iddiaları reddetti. TMMOB ve Adana Ekoloji Platformu'ndan Yaşar Kemal Yürüyüş Parkuru'nda gerçekleştirilen ağaç katliamına tepki TMMOB Adana İKK ve Adana Ekoloji Platformu temsilcileri, İMO Adana Şubesi'nde düzenlenen basın toplantısında ağaç kesimiyle ilgili suçlamalarını dile getirmişti. TMMOB Adana İKK Sekreteri Kerem Şahin tarafından okunan açıklamada, “Ağaçların kesildiği yer, mülkiyeti Adana Büyükşehir Belediyesi’ne ait olup, Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü’ne tahsis edilmiş bir alandır. Bu nedenle, bu katliamda Adana Büyükşehir Belediyesi neden yer alıyor, anlamakta zorlanıyoruz” ifadeleri kulllanmıştı. "Biz Yıkan Değil, Yapan ve Yaşatan Bir Belediyeyiz" Adana Büyükşehir Belediyesi'nden yapılan yazılı açıklamada, "Yaşar Kemal Yürüyüş Parkuru'nda yapılan ağaç kesimiyle belediyemizin hiçbir ilgisi yoktur. Bahse konu alan Adana Büyükşehir Belediyesi'nin yetki alanında değildir. Biz yıkan, yok eden değil, yapan ve yaşatan bir belediyeyiz. Asılsız haberlere ve iftiralara itibar etmeyin," denildi.

Gökoğlu: Sel ve kuraklık felaketlerine karşı acil önlemler alınmalı Haber

Gökoğlu: Sel ve kuraklık felaketlerine karşı acil önlemler alınmalı

Adana'nın 6 Şubat depremlerinden derin yaralar aldığı bir dönemde, Seyhan Belediyesi'nin afete yönelik çalışmaları hız kesmeden devam ediyor. Bu kapsamda düzenlenen "Seyhan Belediyesi 2025-2029 Stratejik Planı ve Afet Yönetimi Çalıştayı"nda, sivil toplum kuruluşları ve TMMOB'a bağlı odaların yanı sıra Adana Ekoloji Platformu da yer aldı. Çalıştayda konuşan Adana Ekoloji Platformu sözcüsü Yaşar Gökoğlu, olası afetlere hazırlık ve iklim krizine karşı alınması gereken önlemler üzerine görüşlerini paylaştı. Yaşar Gökoğlu, “Yaşanan iklim yıkımı ‘afet’ olarak kabul edilmelidir. Kentsel ısı adası etkisinin azaltılmasına yönelik çalışmalar yapılmalıdır. Artan sıcaklıklardan en çok etkilenecek olan yaşlılar ve kronik hastalıkları olanlar için özel bir çalışma yürütülmelidir” dedi. “Yaşanacak olan kuraklık afetine karşı önlemler alınmalıdır” Sel felaketlerine karşı belediyenin hazırlık yapması gerektiğini belirten Yaşar Gökoğlu şunları söyledi: “İklim krizi sonucu ani ve olağan dışı yağışlar sonucu oluşacak sel afetine karşı belediye araç ve ekipman hazırlığı yapmalıdır. Yaşanan ve giderek artış göstererek yaşanacak olan kuraklık afetine karşı önlemler alınmalıdır. Seyhan İlçe sınırlarında yaşayan ve tarımsal üretim yapanlarla Seyhan Belediyesi güçlü bir organizasyon ile bağ kurmalıdır. Kuraklığa dayanıklı ürünlere geçilmesi, kapalı sistem sulama gibi konularda teşvik ve ikna yoluyla üreticilerle görüşmeler yapılmalıdır.” “Kent içinde ve kırsal alanlarda yağmur suyu depolama sistemleri kurulmalı” Yaşar Gökoğlu, “Kent içinde ve kırsal alanlarda yağmur suyu depolama sistemleri kurulmalı, Seyhan Belediyesi örnek olabilecek uygulamalar yapmalıdır. Kuraklığa uygun peyzaj ile ilgili çalışmalar yapılmalı, çok fazla su isteyen çim uygulamasından vazgeçilmelidir” diye ifade etti.

Sokak hayvanları için, bebek arabasında köpeğini getirdi Haber

Sokak hayvanları için, bebek arabasında köpeğini getirdi

Adana Ekoloji Platformu’ndan Yaşar Gökoğlu, sorunu çözecek mercilerin belediyelerin olduğunu söyledi. Belediyelerin görevlerini yerine getirmesi durumunda bu yasaya gerek kalmayacağının altını çizen Gökoğlu, “Belediler sorumluluklarını yerine getirerek, kısırlaştırma yapabilirler. Bu hayvanların bakımını yapabilirler. Ancak yapılamadığı için, yada yapılanın yetersiz kaldığı için bu gün durum bu hale geldi” dedi. İlkhaber Gazetesi'nden Bayram BULUT'un haberine göre; Adana Ekoloji Platformu Üyesi Avukat Sevil Aracı Bek ise, kendilerinin merhamet değil, adalet istediklerini söyledi. Yerel yönetimlerin yapamadıklarını, yıllardır hayvanseverlerin kendi imkanları ile yaptıklarına dikkat çeken Bek, “Diğer taraftan, Türkiye'de sokakta yaşayan hayvanları gerektiği gibi yaşatmak için yıllardır elini taşın altına koymayan devlet kurumlarının ve yerel yönetimlerin yapmadıklarını, hayvan severler ve hayvan hakkı savunucuları, ekonomik ve fiziksel tüm zorluklara rağmen, kısıtlı imkanları dahilinde yapmaya çalışıyor. Biz elimizi taşın altına yıllardır koyuyoruz. Barınaklara hapsetmeyi planladığınız köpekleri, zaten evleri ağzına kadar dolu olan hayvanseverlerin kurtarmasını beklemeniz, hayvanlarla birlikte hayvanseverleri de bir kez daha hedef tahtası haline getirmenin bir başka örneğidir” diye konuştu.   Kanunla bakım evi açma ve kısırlaştırma konusunun var olduğuna vurgu yapan Bek, “Geçicibakımevi açma ve kısırlaştırma zorunluluğu 5199 sayılı kanunun çıktığı 2004 yılından beri var. Yasanın güncellendiği 2021 yılında da, nüfusu 25 bin ile 75 bin arası olan belediyelere 31 Aralık 2024, 75 binin üstündekilere ise 31 Aralık 2022'ye kadar bakımevi kurma zorunluluğu getirilmişti. Halihazırda Türkiye’de 1389 belediyenin 1130’unda geçici bakımevi yok. Birçok belediyede Veteriner İşleri Müdürlükleri bile yok. Varolanların çoğu kısırlaştırma ve rehabilitasyon görevlerini yapmadığı gibi, köpekleri dağ başlarına, ormanlara, çöplüklere atarak köpek nüfusunun artmasına, açlık ve susuzluktan travmatize olmalarına neden oluyorlar” şeklinde konuştu. Tek sorunun köpeklermiş gibi davranılmasının doğru olmadığını söyleyen Bek, “Örnek gösterilen Konya Barınağı olmak üzere Türkiye’nin neredeyse tüm barınakları, belediye çalışanları eliyle ve başkanların talimatlarıyla köpekleri kapalı kapılar ardında işkenceyle öldürüyor, hastalık ve açlık sonucu ölmelerine göz yumuyor. Barınaklarda türlü şekillerde katliam yaşanırken, şimdi milyonlarca köpeğin hapsedilmesi durumunda, yeterli bakım sağlanacağına, veteriner hekim istihdam edileceğine bize kimse inandıramaz. Türk Veteriner Hekimler Birliği Merkez Konseyi üyeleri basına verdikleri demeçlerde Türkiye’de kuduz hastalığının artmasıyla ilgili hiçbir bilimsel veri olmadığını vurgulayarak, bu söylemin hayvan düşmanlığını körüklemekten başka hiçbir işe yaramadığını söylüyor. Dahası, bugün ülkede başka hiçbir ekonomik, siyasi ve sosyolojik sorun yokmuşçasına, açlık sınırında yaşamıyormuşuz gibi, barınma en temel sorunlarımızdan biri değilmiş gibi, sokak köpekleri Türkiye’nin en önemli sorunu olarak lanse ediliyor, koskoca mecliste günlerdir sokak köpekleri konuşuluyor” ifadelerini kullandı.

Hayvanseverlerden sokak hayvanlarının uyutulmasını öngören yasa teklifine tepki Haber

Hayvanseverlerden sokak hayvanlarının uyutulmasını öngören yasa teklifine tepki

Sokak hayvanlarının uyutulmasını öngören yasa teklifine karşı çıkan hayvanseverler, hayvanlarıyla birlikte geldikleri Atatürk Parkı’nda bir açıklama yaptı. Hayvanseverler, yapılmak istenenin uyutmak değil, öldürmek olduğunu ileri sürerek, "Sokak hayvanlarının uyutulmasına izin vermeyeceğiz. Önce bizi uyutsunlar" diyerek yasanın geri çekilmesini istedi ve yasa geri çekilene kadar sokakta olacaklarını ve eylemlerini sürdüreceklerini açıkladı. Adana Ekoloji Platformu'nun çağrısıyla Atatürk Parkı’nda toplanan hayvanseverler, ellerinde hayvanlara yaşam hakkı isteyen pankartlarla toplantıya katıldı. Yaşam hakkının vazgeçilmez ve dokunulmaz bir hak olduğunu belirten hayvanseverler, herkesin üzerine düşen görevi yapmasını ve hayvanların yaşam hakkına dokunulmamasını istedi. Toplantıda grup adına açıklamayı Adana Ekoloji Platformu Sözcüsü Gamze Aktaş yaptı. Aktaş, TBMM komisyonunda görüşülmeye başlanan yasa tasarısının, sokakta yaşayan hayvanların toplanıp, öldürülmesini öngördüğünü belirterek, "Bu durum açık bir yaşam hakkı ihlalidir. Türcülüğün ırkçılıktan farkı yoktur. Tüm canlılar yaşam hakkına sahiptir. Sokak köpeklerini tamamen ortadan kaldırmak için yıllardır akla ve vicdana aykırı, kirli bir kampanya sürdürüldüğünü biliyoruz. 2000'li yılların ortalarından bu yana sokakta yaşayan hayvanları toplamak, hapsetmek ve öldürmek için şimdi, bu ırkçı ve ölümcül kampanyalarını gerçeğe dönüştürmek istiyorlar. İktidar partisinin grup toplantısında “bitirin artık bu işi” talimatının verildiğini hatırlıyoruz" dedi. Yıllardır 5199 sayılı Hayvanları Koruma Kanunu'nun "kısırlaştır, aşılat, yerinde yaşat" ilkesini temel alan 6. maddesini delmek isteyenlerle mücadele ettiklerini aktaran Aktaş, “Hayvanların haklarını korumakla yükümlü olanlar onları korumak yerine öldürmeyi hedefleyerek suç işliyor. Halkın oyları ile seçilmişler halkı kutuplaştırmaya ve halkın dengesini bozmaya çalışıyor. Provokasyon ve dezenformasyonla köpekleri ve yaşam savunucularını canavarlaştıran ama bir türlü kapatılmayan sözde dernekler de, adeta sözcülük yapıyor” ifadelerini kullandı. Yerel yönetimleri görevlerini yerine getirmemekle suçlayan Aktaş, "20 yıldır kanunda yer alan yükümlülüklerini yerine getirmeyen, yani hayvanları kısırlaştırmayan, besleme, bakım ve rehabilitasyonlarını yapmayan, onları başka ilçelere, ormanlara, çöplüklere atan ve popülasyonun artmasına sebep olan belediyelerin suçunu köpeklere atamazsınız. Hissiz birer eşyaymış gibi, hayvanların kataloglardan, internetten, merdivenaltından yasal ve yasadışı üretimine, satışına ve ticaretine izin verip hayvan terk etme fiillerine caydırıcı cezalar getirmeyen yasa yapıcıların sorumluluğunu köpeklere yıkamazsınız.” dedi. Aktaş, belediyelerin katliam planı olarak tanımladığı yasa tasarısına karşı olduklarını açık şekilde beyan etmelerini istedi. "Yerel yönetimler bölgemizdeki hayvanların korunması, beslenmesi, doğal ortamlarında, yani sokaklarda, insanlarla, bizlerle rahatça yaşamlarını sürdürebilecekleri şartları sağlayacak çalışmaları yapmak zorundalar. Yıllardır yapılması gereken tek şey kısırlaştırıp, aşılatıp, yaşatmakken ilk bütçe kesintisi her zaman ölüm kampları barınaklar oluyor. Belediyelerin sözde yüklü borçlarının cezasını her zaman olduğu gibi hayvanlar çekiyor. Bugün bu katliam yasasının çıkmasının tek sebebi görevini yapmayan belediyelerdir" ifadelerini kullandı. Sokaktaki canları asla bırakmayacaklarını anlatan Aktaş, "Bizler, hayvanlarla 12 bin yıldır devam eden ortak yaşamımızı korumaya kararlıyız. Sokaktaki her bir canı canımız pahasına savunmaktan asla vazgeçmeyeceğiz. Hayvanlarla birlikte sokakta özgürce yaşamaya devam edeceğiz. Tüm hayvanseverlerle, doğa severlerle, bütün platformlarla birlikte hayvan cinayetlerinin başlatılmak istenmesine bugün burada "Dur" dediğimiz gibi her gün her alanda, sonucu ne olursa olsun mücadele etmeye yılmadan devam edeceğiz."

Adana’da bisiklet ulaşım aracı olmalı Haber

Adana’da bisiklet ulaşım aracı olmalı

Adana Ekoloji Platformu üyesi Yaşar Gökoğlu,  Adana, bisikletin ulaşım aracı olarak yaygınlaşması gerektiği belirtti. İLKHABER Gazetesi'nden Bayram Bulut'un haberine göre; Gökoğlu, seçilecek yerel yönetimlerden beklentilerini gazetemize açıkladı. Adana, bisikletin ulaşım aracı olarak yaygınlaşması gerektiğinin altını çizen Gökoğlu, “Kent içi ulaşımda bisikletin yaygınlaşması belediyeler tarafından teşvik edilmeli ve bisiklet yolları çoğaltılmalıdır. Adana, bisikletin ulaşım aracı olarak yaygınlaşması için ideal düzlükte bir şehir özelliğine sahiptir. Yapılan bisiklet yollarının işgal edilmesi önlenmelidir” dedi. Gökoğlu, tüketici ile küçük üreticiyi buluşturan, gıda güvenliğini sağlayan ve, Bisiklet dostu yerel yönetimler istediklerini söyledi. Kırsal alanda yaşayan ve geleneksel üretim yapan küçük üretici ile kentte yaşayan tüketicilerin buluşmasını sağlayıcı pazarlar açılmalısı gerektiğini anlatan Gökoğlu, “Sağlıklı gıda üretim ve tüketim kooperatifçiliği teşvik edilmeli, belediyeler bu konuda öncü rol oynamalıdır. Bu tür girişimlerin aynı zamanda yörede işsizliği önleyici etkisi de olacaktır. Kentimizde bu konuda yaşanan bazı güzel, fakat küçük ölçekli örnekler yaygınlaştırılmalıdır” diye konuştu. Yerel yönetimlerin güvenli gıdalar sağlamada da önemli bir üstlenmesi gerektiğini işaret eden Gökoğlu, “Belediyeler sebze ve meyve hallerinde kimyasal ilaç kalıntılarını belirleyebilecek ölçüm cihazları bulundurmalıdır. Başka ülkelerin almadığı tehlikeli gıdaların halkımıza yedirilmesi önlenmelidir. Gıda güvenliği konusunda ilgili bakanlığın il müdürlüğü görevli olsa da, belediyeler sadece fiyat denetimi yapmamalı, sağlıklı gıdaya erişim hakkımızı sağlamak adına lokanta, kafeterya ve gıda ürünleri satan işyerlerini sıklıkla kontrol etmelidir” ifadelerini kullandı.

Adana’da soba dumanından kaynaklanan hava kirliliği korkutucu seviyelere yükseldi Haber

Adana’da soba dumanından kaynaklanan hava kirliliği korkutucu seviyelere yükseldi

Adana’da Ekoloji Platformu üyeleri ve vatandaşlar kış aylarında yaşanan hava kirliliğine dikkat çekerek, ücretsiz kömür yardımı yerine insanlara elektrik yardımı yapılarak kömür yakılmasının önüne geçilmesi gerektiğini söyledi. İLKHABER Gazetesi'nden Bayram Bulut'un haberine göre; Kış aylarının akşam saatlerindeki en büyük sorunlarından olan soba bacalarından çıkan dumanlar, her yıl olduğu gibi bu yılda etkisini göstermeye devam ediyor. Dünya Sağlık Örgütü standartlarına göre 20 miligram olması gereken havadaki kirlilik miktarı, Türkiye'de yayınlanan Sağlık Bakanlığı standartlarına göre de 80 miligram civarında. Adana'da ise 2018 yılında 534 mikrogram olarak ölçüldü. En son ölçülen rakam ise  170 mikrogram olarak ölçümlere yansıdı. Akşam belirli saatlerde yoğunlaşan soba dumanı vatandaşlara neredeyse nefes bile aldırmıyor. Özellikle kentte müstakil evlerin bulunduğu mahallelerde duman daha fazla hissediliyor. SUNTUR: ELEKTRİK YARDIMI YAPILSIN Adana Tabip Odası Başkanı Uzman Doktor Ahmet Suntur, Adana Ekoloji Platformu üyeleri ve vatandaşlar dağıtılan kömürler yerine soba yakan yurttaşlara elektrik yardımı yapılmasını istedi. Ekoloji Platformu Üyesi Avukat Tugay Bek, havaların soğumasıyla birlikte her kış olduğu gibi hava kirliliği oranının bu yılda arttığını söyledi. Halka ücretsiz dağıtılan kömürlere vurgu yapan Bek, “Bunun temel nedenlerinden birisinin de özellikle dar gelirlilerin, yoksulların yaşamış olduğu semtlerde belediyelerin veya merkezi hükümetin halka kömür dağıtıyor olması. Yani ısınma halen ilimizde doğal gaz olmasına rağmen kömürle çözmeye çalışan bir yoksul halk kitlesi var” dedi. BEK: ELEKTRİK ENERJİSİ ÖNERİLDİ Kendilerinin bir önerilerinin olduğunu belirten Bek, “Bizlerin önerisi şu. Evvela Devlet Sosyal Yardım adı altında belediyeler veya merkezi hükümet eğer halka kömür dağıtıyorsa bunun yerine elektrik tüketiminde kış döneminde faturalarda bir indirim veya bir miktarını karşılama şeklinde sosyal yardımı daha çevreci bir boyutta değiştirebilir diye düşünüyoruz. Çünkü kömür yerine şayet aynı evlerde elektrik yoluyla klimalar veya ısıtıcılar vasıtasıyla ısınma sorununu halk çözerse  çevre kirliliğinin kısmen hava kirliliğinin azalacağı düşüncesindeyiz” diye konuştu. GÖKOĞLU: ADANA HAVASI EN KİRLİ ÜÇÜNCÜ ŞEHİR Ekoloji Platformu Sözcüsü Yaşar Gökoğlu ise, Adana’nın Türkiye'de havası en kirli üçüncü şehir ilan edildiğine dikkat çekti. Yoksullar üşümesinler diye aralık, ocak, şubat aylarında aile başına 500 kilogram kömür dağıtıldığını anlatan Gökoğlu, “Kömürler kısa sürede yakılıyor. Sonra insanlar ne bulursa onu yakıyor. Plastik atık, araba lastikleri yakılıyor. Bunlardan çıkan gazlar Adana'nın üstüne çöküyor. Kömürün esası karbondur. Yani yüzde 90’ı karbondur. Bunu yapacaklarına madem yoksulları soğuktan korumak istiyorlar,  Aralık, Ocak ve Şubat aylarında elektrik faturalarının yarısını devlet ödesin. Yani bu kömürü maden ocağında çıkartmak onu paketlemek, onu nakletmek. Adana'da evlere kadar dağıtma masrafından daha düşük bir parayla aynı şeyi yapabilirsiniz diyoruz” şeklinde konuştu. GÖKOĞLU: ARTIK YETER Kömür kullanımına son verilmesi gerektiğine vurgu yapan Gökoğlu, “Adana Ekolojik Platformu olarak buna artık bir son verilmesi gerektiğini, Adana'nın Türkiye'nin havası en kirli şehirlerarasından çıkarılması gerektiğini düşünüyoruz. Çünkü bizim yumurtalık ilçesinde, su gözünde Zaten iki kömür santrali bir saatte bin ton kömür yakarak ortalığı zehirliyor. Kış aylarında Adana'da her aileye yarım ton kömür dağıtarak buna tuz biber ekiyorlar. Artık yeter. Adana'da yaşayan bir yurttaş olarak kışın kömür  kullanıma son verilsin istiyorum” ifadelerini kullandı. KAYA: NEFES ALAMIYORUZ Akşam saatlerinde bazı mahallelerde nefes bile alınmadığını anlatan vatandaşlardan Ahmet Kaya ise, “Akrabalarımızın yaşadığı semte gittiğimde oradaki yoğun hava kirliliğini iliklerimize kadar hissediyoruz. Ciğerlerimize kadar hissediyoruz. Kömür yakıyorlar. Oradaki o kötü koku gerçekten rahatsız ediyor nefes alamıyoruz. Doğalgaz kullanımının yaygın olduğu bir semtte oturuyorum. Kendi evimize gittiğimizde hava birden değişiyor. Bundan dolayı Adana'da elektrik tüketiminde yoksul mahallelere elektrik tüketim desteği vermelerini istiyoruz.  Sosyal yardımlaşma vakfından kömür dağıtımı yerine elektrik tüketimine destek olmalarını istiyoruz” dedi. BEK: AİLELERİN ISINMALARINA TEK BAŞINA YETEBİLECEK BİR MİKTAR DA DEĞİL Avukat Sevil Aracı Bek’de,  oluşan hava kirliliğinin Sosyal Yardımlaşma Vakfı tarafından yoksul ailelere dağıtılan kömür olduğunu düşündüğünü belirtti. Sosyal yardımlaşma vakfı aile başına 500 kilogram kadar olmak üzere her yıl kömür yardımında bulunulduğunu söyleyen Bek, “Ancak bu kömürü aslında ailelerin ısınmalarına tek başına yetebilecek bir miktar da değil” dedi. BEK: ADANA'DA HAVA KİRLİLİĞİ EN SON 534 MİLİGRAM Dünya Sağlık Örgütü standartlarına göre 20 miligram olması gereken havadaki kirlilik miktarının Türkiye'de yayınlanan Sağlık Bakanlığı standartlarına göre de 80 miligram civarında olduğunu dile getiren Bek sözlerini şöyle sürdürdü; “Adana'da ise 2018 verilerine göre 534 miligram olarak ölçülmüş durumda. Yalnız bu ölçüm aslında hatalı bir ölçüm. Çünkü bu kömür dağıtımı yapılan yerler daha çok yoksul halkın yaşadığı yerler ve oralarda oluşan hava kirliliği tek başına ölçülmediği için tüm il ve tüm ilçelerin ortalaması alınarak verildiği için böyle bir rakam gözüküyor. Aslında bizim hissettiğimiz özellikle o mahallelerde hava kirliliği çok daha yoğun. Ve insan sağlığını çok olumsuz etkiler nitelikte. Biz buna bir çözüm getirilmesi gerektiğini düşünüyoruz. Bu kömürün üretiminden,  sağlanmasından, dağıtılmasına kadar pek çok maliyete neden olan bir yakıt zaten üstelik pek çok kazalarla da gündeme geliyor.  Ülkemizde maden kazaları da çok fazla yaşanıyor ve ölümlerle sonuçlanan maden kazaları çok yaşandı. Bu nedenle aslında çıkarılmaması gereken bir maden olduğunu düşünüyoruz biz. Çok daha kolaylıkla alternatifleri üretilebilir, doğal gaz getirilebilir bu mahallelere de yine devlet katkısıyla getirilebilir” POLAT: SOBA DUMANI BELİRLİ SAATLERDE YOĞUNLAŞIYOR Vatandaşlardan Mustafa Polat’da,  akşamları soba dumanından çok rahatsız olduklarını belirterek,  “Akşam belirli saatlerde dışarıda nefes alamayacak duruma geliyoruz. Her zaman olmasa da sobaların yakıldığı belirli saatlerde duman çöküyor. Yakılan ucuz kömürlerden olduğunu düşünüyorum. Elektrikle çalışan soba ve klima çalıştıramıyoruz. Çünkü elektrik aşırı zamlandı. Soba yakıyoruz. Odun ve kömür fiyatları da aşırı yükseldi. Ne yapacağımızı bilmiyoruz. Mahallelerde çıkan soba dumanlarına bakarsanız insanların artık atacakları yakılabilinecek durumda olan eşyalarını çöpe atmak yerine parçalayarak sobada yaktıklarını anlayabilirsiniz” dedi. SUNTUR: KAPALI ORTAMLARDA OLMAYA DİKKAT ETMELİYİZ Adana Tabip Odası Başkanı Doktor Ahmet Suntur ise, soba dumanları nedeniyle havanın   kirli olduğu saatlerde özellikle kapalı ortamlarda bulunmaya dikkat edilmesi gerektiğini belirterek, “Adana şehir merkezinde özellikle güney taraflarında dağıtılan kömürlerle soba yakılmaktadır. Bu sobalardan sadece kömür değil, naylon poşet, lastik ne bulursa insanlar yakabiliyorlar. Bu da çevre kirliliğine, solunan havanın kirlenmesine neden oluyor. Solunan havanın kirlenmesi neticesinde de. Tabii ki KOAH (Kronik Obstrüktif Akciğer Hastalığı), astım gibi hastalıklar sıklıkla artmaktadır. Vatandaşlar özellikle sabahın, erken saatlerinde havanın temiz olduğu saatlerde evlerini havalandırsın. Havanın kirli olduğu saatlerde özellikle kapalı ortamlarda bulunmaya dikkat etmelidir. Kirli havalardan en çok yaşlı ve kronik hastalığı olanlar etkilendiği için mutlaka bu kişilerin bu havalarda çok dikkatli olmaları gerekiyor” diye konuştu.

Gökoğlu: Hayvan Hakları Denetleme Birimi kurulmalıdır Haber

Gökoğlu: Hayvan Hakları Denetleme Birimi kurulmalıdır

Kış ayları içerisinde bulunduğumuz şu günlerde soğuklar her geçen gün giderek artmaya devam ediyor. Soğuk havalardan insanlar kadar hayvanlar da olumsuz yönde etkileniyor. Çoğunlukla barınacak bir yeri, bir kulübesi olmayan sokak hayvanları, güneşi gördükleri yerde yatarak uyumaya başlıyor. Soğuklardan olumsuz yönde çok fazla etkilenen sokaktaki canlıların hepsi için çözüm bulunamıyor. Adana Ekoloji Platformu Sözcüsü Yaşar Gökoğlu, sokak hayvanlarının durumu ve sokak hayvanlarıyla ilgili yapılması gerekenlerle ilgili konuştu. Gökoğlu, insanların dünyanın efendisi olmadığını, doğanın bir parçası ve diğer canlı türleri gibi bir tür olduğunu vurguladı. Bu konuda en büyük sorumluluğun belediyelere düştüğünü belirten Gökoğlu, sokaktaki canlıların en başta belediyelerin himayesinde olduğunu bildirdi. GÖKOĞLU: İNSANLAR, KENDİ HAKLARINI SAVUNAMAYAN HAYVANLARIN DA HAKLARINI SAVUNMAKLA YÜKÜMLÜDÜR Hayvanların da insanlar gibi etraflarında olanları algıladığını, hissettiğini ve acı çektiğini kaydeden Gökoğlu, “İnsanlar, kendi haklarını savunamayan hayvanların da haklarını savunmakla yükümlüdür. Yerel yönetimler hayvanların doğal yaşamlarına uygun şekilde yaşayabilmeleri için imkanlar yaratmakla yükümlüdür” cümlelerini kullandı. GÖKOĞLU: BELEDİYELERDE “HAYVAN HAKLARI DENETLEME BİRİMİ” KURULMALIDIR Kent içinde yaşayan hayvanların insanlara bağımlı olduklarını ve insanlarla birlikte yaşamak istediklerini dile getiren Gökoğlu, konuşmasını şu şekilde sürdürdü: “Onları barınaklarda tecrit etmek doğru çözüm değildir. İnsanların kentleri birlikte paylaştığı sokak hayvanlarının rahat bir şekilde yaşayabilmeleri ortamını yaratmak belediyelerin görevleri arasındadır. Belediyelerde “hayvan hakları denetleme birimi” kurulmalıdır.”

Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
logo
İLKHABER-Gazetesi En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.