Ömre ve mala bereket vesilesi… Akrabalık bağları
Dr. Zeki Uyanık

Ömre ve mala bereket vesilesi… Akrabalık bağları

Bu içerik 101 kez okundu.
Reklam

Ömre ve mala bereket vesilesi… Akrabalık bağları

     Yüce dinimiz İslâm, bizlere, Allah’a ibadet etmenin yanı sıra, çeşitli konularda bazı görev ve sorumluluklar da yüklemiştir. Hısım ve akrabalarımıza karşı hak ve görevlerimiz de bu tür yükümlülüklerimizdendir.

     Bu bağlamda, kısaca “akrabalık bağı” demek olan sıla-i rahim, dinimizin üzerinde önemle durduğu bir toplumsal iletişim ilkesidir.

     Sıla-i rahim, kan veya evlilik bağıyla oluşan akrabalıklarda, onlara iyilikte ve yardımda bulunma, ziyaret etme, ilgilenme ve akrabalık bağlarını güçlendirip koruma şeklinde kendini gösterir.

      Bilindiği gibi, insana en yakın olanlar; anne, baba, dede, nine, kardeşler, torun, amca, dayı, hala, teyze ve diğer yakınlardır. İmkânlarımız ölçüsünde maddî ve manevî yönden akrabalarımıza faydalı olmak, hizmet etmek, ilgi ve alâka göstermek, yerine göre iletişim araçlarıyla da olsa onlarla irtibatı devam ettirmek, dinî bir görevimizdir.

     Nitekim Allah Teala Kur’an-ı Kerimde bu hususta mealen şöyle buyurmaktadır:

“Allah’a ibadet edin ve O’na hiçbir şeyi ortak koşmayın! Ana-babaya, akrabaya, yetimlere, yoksullara, yakın komşuya, uzak komşuya, yakın arkadaşa, yolcuya, idare ve himayeniz altında olanlara iyi davranın! Allah, kendini beğenen ve daima böbürlenip duran kimseyi sevmez.”

     Toplumun çekirdeğini oluşturan aile ve onun etrafını sıkıca saran akrabalar arasındaki bağ ne kadar sağlam olursa, toplum da o kadar sağlam ve güçlü olur. Çünkü fert ve toplumların birbirlerini sevmelerinin mayası sıla-i rahimdir. Bu yüzden Yüce Allah, akrabalık bağını koparmaktan kesinlikle bizi sakındırmaktadır. Muhammed Suresi 22. ve 23. ayetlerde şöyle buyrulmaktadır:

“Demek, yüz çevirdiğinizde yeryüzünde bozgunculuk çıkaracak ve akrabalık bağlarını koparacaksınız, öyle mi? İşte bunlar, Allah’ın lânetleyip kulaklarını sağır, gözlerini kör ettiği kimselerdir.”

      Peygamber Efendimiz de bir hadîs-i şeriflerinde şöyle buyurmuşlardır: “Hayırlar içerisinde sevabı en çabuk olanı, iyilik yapmak ve akraba ziyaretinde bulunmaktır. Şerler içerisinde cezası en çabuk olanı ise, zulmetmek ve akrabalarla alakayı kesmektir.”

      Sıla-i rahim, ziyaret edene de edilene de pek çok faydalar sağlayan bir davranıştır. Sıla-i rahim yapıldıkça manevî bağlar kuvvetlenir, ilişkiler düzelir, muhabbet ve sevgi artar, aradaki kin ve düşmanlıklar sona erer, kalplerdeki bencillik ve yalnızlık duyguları da ortadan kalkar.      

     Nitekim Peygamber Efendimiz şöyle buyururlar:

“Nesebinizden sıla-i rahim yapacaklarınızı öğrenin (Yani yakın akrabalarınızı tanıyın). Zira sıla-i rahim, akrabalarda sevgi, malda bolluk, ömürde uzamadır.”

       Akrabalık bağlarına önem vermenin bir diğer güzelliği de insanı, Allah Teâlâ’nın muhabbetine eriştirmesidir. Bir Kutsi hadiste şöyle buyrulur:

“…Akraba ve dostlarıyla irtibatını kesmeyenlere ve Ben’im için ziyaretleşenlere benim de muhabbetim hak olmuştur.”

      Peygamber Efendimiz de: “Akrabasıyla ilgiyi kesen (cezasını çekmeden veya affedilmeden) cennete giremez.” buyurmuştur.

      Ömrümüzü bereketlendiren, sevgiyi arttıran, rızkımızı bollaştıran, Allah’ın sevgisini ve rızasını kazandıran, bencilliği körelten, yalnızlığı ve terk edilmişliği gideren sıla-i rahimi her vesileyle çokça yapalım. Akrabalarımızın bizi ziyaret etmediklerinden yakınmak yerine, biz gidip onlarla irtibat kuralım.

      Unutmayalım ki, Allah Resulü şöyle buyurmuştur:

     “Akrabadan gelen iyiliğe dengiyle karşılık veren kimse, tam manasıyla akrabasına sıla etmiş değildir. Gerçek sıla, kendisiyle ilgiyi kesenleri görüp gözetmektir.”

      Bir başka hadisinde de “Rahm, arşa tutunmuş, akrabalık Arşın Rabb’ine sığınmış ve şöyle demiştir: Beni görüp gözeteni, Allah gözetsin! Benimle ilgiyi kesenden de Allah rahmetini kessin!”buyurmaktadır.

  O halde bu bayramı vesile bilerek akrabalık bağlarını koruyup güçlendirelim.

 

Soru ve Cevaplar

İki bayram arası düğün olmaz sözü neden söylenmiştir?        

        İslam dini, Müslümanların evlenip, yuva kurmalarına büyük önem verir. Kur'an-ı kerim'de evliliği teşvik eden birçok ayet olduğu gibi Hz. Peygamber de evlilik için bir çok söz sarf etmiştir.

Ama ne Kur'an-ı kerim'de ne de peygamberlerin sünnetinde iki bayram arasında evlenmeyi yasaklayan bir nass(delil) yoktur.

         Bu yöndeki inanış ve söylentiler İslam dininin nikah bağı ile bağdaşmaz. Bağdaşmadığı gibi hurafeden öte gitmez. Kaldı ki, iki bayram arası olmayan bir zaman da söz konusu değildir. Ramazan bayramı ile kurban bayramı arası olduğu gibi, Kurban Bayramı ile Ramazan Bayramı arası da bir zaman dilimidir.

Buna göre her zaman nikah akdini şartlar oluştuğu vakit yapmak caizdir.

 

Ramazandan kaza orucu kalan kişi şevval ayında kaza orucu mu nafile orucu mu tutmalı?

      Oruç, namaz gibi dinin farz kıldığı ibadetleri yerinde ve zamanında yerine getirmek gerekir. Bir özür olmadan bunları sonraya, kazaya bırakmak dinen büyük bir günahtır. Fakat bir özür varsa özre binaen geciktirilebilir.

     Ama özür ortadan kalkınca en yakın zamanda kaza etmek gerekir. Oruç borcu olan (hastalıktan, yolculuktan)  Ramazan ayının bitmesi ile bayramdan sonra bunları kaza etmesi gerekir.

     Şayet kaza etmeden ölürse ahiret gününde bunlardan sorulur. Allah affetmezse azapta görür.

     Buna göre kaza borcu olan kimse sorumlu olmadığı ve ahiret gününde azap görmesine vesile olmayacağı nafile orucu tutacağına, üzerinde borcu olan kaza orucunu tutmalıdır. Kaza oruçları bitince istediği kadar nafile orucu tutabilir.

 

Ramazandan kalan kaza oruçları aralıksız olarak mı tutulması gerekir?

      Ramazan ayında tutulmayan oruçların ve başlanıp da bozulan oruçların kaza edilmesi gerekir. Kur'an-ı Kerim'de, "İçinizden hasta olan veya yolculukta bulunan, tutamadığı günlerin sayısınca diğer günlerde tutar." buyrulmaktadır (Bakara 2/184).

      Kaza oruçlarının aralıksız tutulması hakkında herhangi bir hüküm bulunmamaktadır. Bu itibarla, kazaya kalan oruçlar ardı ardına veya ayrı ayrı günlerde de tutulabilir. Ancak ister peşi sıra tutulsun, ister ayrı ayrı günlerde tutulsun bu oruçların geciktirilmeden bir an önce tutulması gerekir.

 

Ramazan ayında tutamadığımız oruçları, istediğimiz zaman kaza edebilir miyiz?
     

      Evet, zamanında tutulmayan ya da tutulamayan oruçlar her zaman kaza edilebilir. Kişi fırsat bulduğu anda hemen kaza etmelidir. Bu oruçları imkan bulup da daha fazla geciktirmek uygun değildir.

     Hanefi mezhebinde bu oruçları sadece kaza etmek kafidir. Şafii mezhebinde ise gelecek Ramazana kadar kaza edilmezse, hem oruç tutmak, hem de fidye vermek gerekir.

 

Bayramda mezarlıklarda para karşılığında Kur’an okumak caiz mi?

       Ölüye faydası dokunan ibadetlerden bir tanesi de Kur’an okumaktır. Kur’an okuyup veya  okutmakla sevabını ölen kişiye bağışlamak dinimizce uygun bir davranıştır.

       Cumhuru ulemaya göre bir kimse hiçbir maddi menfaat beklemeden ve almadan Kur’an-ı okur ve bunun sevabını ölüye bağışlarsa yaptığı bu davranış sünnete uygun ve faydalı bir davranıştır. Fakat pazarlıklı menfaat karşılığında başkalarına Kur’an okumak dinen uygun değildir.

 

Günün Ayeti

Sana ölüm gelinceye kadar rabbine ibadet

 

Günün Hadisi

En hayırlı amel azda olsa sürekli olandır.

 

Günün Sözü

Nice sevinçler vardır ki, sonları keder; nice hüzünler vardır ki, sonları kurtuluştur!

Ebû Bekr-i Dükkî

 

Günün Duası

Ya rabbi bugün hiçbir gönlü kırık ve mahzun bırakma

 

Bunları biliyor muyuz?

Eyyâm-ı Bid Nedir?

"Eyyâm-i bîd", kamerî ayların 13., 14. ve 15. günlerine denir. Peygamberimiz, Ramazan orucu farz kılınmadan önce bu günlerde orucu tutmuş. Ramazan orucu farz kılındıktan sonra da bu orucu nafile olarak tutmaya devam etmiş ve "Kim her aydan üç gün oruç tutarsa ömür boyu oruç tutmuş gibi olur" (Tirmizî, Savm, 54, III, 135) sözleriyle bu orucun tutulmasını teşvik etmiştir. Bu itibarla eyyâm-i bîd orucu tutmak müstehaptır.

 

Günün Nüktesi

Bayram Sabahı…

Resulullah efendimiz şöyle buyurmuştur.

Ramazan Bayramı sabahı melekler yollara dökülür ve şöyle seslenirler:

 "Ey Müslümanlar topluluğu! Keremi bol olan Rabbinizin rahmetine koşunuz. O, bol iyilik ve ihsanda bulunur. Sonra onlara bol bol mükâfatlar verilir. Siz gece ibadet etmekle emrolundunuz ve emri yerine getirdiniz. Gündüz oruç tutmakla emrolundunuz, orucu tuttunuz ve Rabbinize itaat ediniz, mükâfatınızı alınız.

Bayram namazını kıldıktan sonra bir münadi şöyle seslenir:

"Dikkat ediniz, müjde size! Rabbiniz sizi bağışladı, evlerinize doğru yola ermiş olarak dönünüz. Bayram günü mükâfat günüdür. Bugün semâ âleminde mükâfat günü olarak ilan edilir."

 

 

Bayram Manileri

Bayram geldi hoş geldi

Evlere neşe geldi

Kalkın gidin kapıya

Dostlar bayramlaşmaya geldi

 

Bayramınız hoş olsun,

Eviniz neşe dolsun,

Dua eksik etmeyin,

Hastalar şifa bulsun.

 

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Karalar:
Karalar: "Adanalıyı çok büyük hizmetlerle buluşturacağız"
   Adana’da hastanede korkutan yangın
Adana’da hastanede korkutan yangın