hediye patlayan kutu

Yiyiniz içiniz ama israf etmeyiniz…
Dr. Zeki Uyanık

Yiyiniz içiniz ama israf etmeyiniz…

Bu içerik 244 kez okundu.


İsraf, insanın sahip olduğu nimetleri gereksiz ve aşırı tüketmesi, lüzumsuz ve gereksiz harcama yapması anlamına gelir.

İslam’da israf ayet ve hadislerle yasaklanmıştır. Nitekim:

Yiyiniz, içiniz, fakat israf etmeyiniz. Çünkü Allah israf edenleri sevmez.”,

Bir de akrabaya, yoksula, yolcuya hakkını ver. Gereksiz yere saçıp savurma. Zira böyle saçıp savuranlar şeytanların dostlarıdır. Şeytan ise, Rabbine karşı çok nankördür.” Ayetleri bu yasağı dile açıkça dile getirmektedir.

Bu ayet-i kerimedeki tebzir kavramı, malı, mülkü saçıp savurmak, akılsızca harcamak, gerektiği yere sarf etmemek anlamındadır. Ayet, saçıp savurmayı nankörlükle, bu davranışı sergileyenleri ise şeytanın kardeşi olmakla nitelemektedir ki bu, israf olayının ve müsrif olmanın ne denli kötü bir şey olduğunu ortay koymaktadır. Kur’an’ı Kerim’de “meşrûiyet sınırını aşanlar” için sık sık “müsrif”, “müsrifîn, müsrifûn” kelimeleri kullanılmaktadır.

Hazreti Peygamber de: “Kibirsiz ve israf etmeden yiyiniz, giyiniz ve sadaka veriniz.” sözü ile israfın yasaklığını ortaya koymuştur.

Yine Rasulullah’ın hayatından dikkat çekici bulduğumuz şu olay, İslam’ın israf konusunda ne denli titiz olduğunu ortaya koymaktadır:

Bir defasında Hazreti Peygamber Sa’d’a uğradı. Sa’d bu esnada abdest alıyordu. Rasulullah, onun suyu aşırı kullandığını görünce “Bu israf nedir?” diye sordu. Sa’d da, abdestte de israf olur mu? dediğinde, Peygamber de: “Evet hatta akmakta olan bir nehirde abdest alsan bile”, şeklinde cevap verdi.

Yüce Allah, bütün varlıkları insanların hizmetine sunmuştur. Ve insanoğluna sayamayacağı kadar nimet vermiştir.

Allah’ın nimetlerini saysanız onları sayamazsınız.”

Keza göklerde ve yerde bulunan şeylerin hepsini yine O, sizin emrinize amâde kılmıştır.”

İnsanlar, Allah’ın bu sayısız nimetlerinin bir kısmından emek sarf etmeden yararlansalar da, bir kısmından yararlanabilmeleri için ancak çalışıp çabalamaları gerekmektedir. Çünkü:

insan için ancak çalıştıklarının karşılığı vardır.”

Allah da, çalışanların, işlerini iyi ve sağlam yapanların, emeklerini zayi etmez, onları mükafatsız bırakmaz.

İman edenler ve iyi amel işleyenlerin mükafatlarını elbete zayi etmeyiz.”

Çalışıp servet sahibi olmak kadar serveti doğru bir şekilde harcamak, aile fertlerinin, akrabanın, yoksulların ve toplumun haklarını vermek de önemlidir.

Yüce Allah, her şeyi bir ölçü ve denge ile yaratmıştır. İnsanlar da hayatın her alanında olduğu gibi, harcamalarında da ölçülü ve dengeli olmak durumundadırlar.

İslam, mal, mülk ve para harcamakta ihtiyacı ölçü almış, gereksiz ve faydasız yerlere yapılan lüzumsuz harcamaları yasaklamıştır. Masraf gelire göre değil ihtiyaca göre yapılmalıdır. Gelirimiz artsa bile harcama ihtiyaç hududunu aşmamalıdır.

Her konuda olduğu gibi bu hususta da İslam, israf v e cimriliğe kaçmadan itidali emretmektedir. Dinimizde bu ölçü olgun mümin olabilmenin vasıflarından biri olarak kabul edilmiştir. Kuran-ı Kerimde bu hususta şöyle buyrulmaktadır:

Eli sıkı olma; büsbütün eli açık da olma” diğer bir ayet-i kerimede:

Onlar ki harcadıkları vakit ne israf ne de sıkılık yapmazlar. (harcamalarında) ikisi arasında orta bir yol tutarlar.” Ayette israf ve cimriliğin yerilmesine karşılık, ölçülü ve dengeli olma övülmekte ve bu tutum Rahmanın kullarının özelliği olarak zikredilmektedir.

Kısacası buraya kadar zikrettiğimiz ayet-i kerimelerde ve hadis-i şeriflerde servetin, mal-mülkün, para ve ekonomik değerlerin, ihtiyaç maddelerinin harcanmasında israf yapılmaması istenmektedir. Ve bu davranışın, olgun müminin davranışları arasında yer aldığı belirtilmektedir.

 

Soru ve Cevaplar

 

Uzman bir doktorun oruç tutamasın dediği kimse oruç tutmalı mıdır?

Uzman doktorların, oruç tutmasının sağlık açısından zararlı olacağı teşhisini koyduğu bir hasta ramazanda oruç tutmayabilir. Şayet hastalığı geçici ise tutmadığı oruçlarını iyileşince kaza eder. Hastalığı kalıcı ise tutamadığı oruçlar için fidye verir.

Oruç tutmaya gücü yetmeyen yaşlılar ile iyileşme ümidi olmayan hastalar, ileride tutabilecek duruma gelirlerse, fidyelerini vermiş bile olsalar tutamadıkları oruçları kaza etmeleri gerekir. Önceden verdikleri fidyelerin hükmü kalmaz, bunlar nafile bağış sayılır.

Buna göre uzman bir doktor tıbbi bir rahatsızlığı olan bir kimseye sağlığın oruç tutmaya el verişli değildir. Oruç tutamazsın diyorsa o kimse orucunu tutmaz bunun yerine fidyesini verir. İlerde işleşirse orucunu kaza eder. İyileşmezse fidyesini ödediğinden her hangi bir iş yapması gerekmez. Dinen de caizdir.

 

İtikaf nedir?

İtikâf fıkıhta bir mescitte belirli kurallara uyarak ibadet niyetiyle kalmak demektir. Buradaki kalma zaruri ihtiyaçlar olmadıkça dışarıya çıkılmayacak şekilde olmaktadır.

İtikâfın meşruiyeti Kur’an ve sünnetle sabittir. Nitekim Allah’u Teala bu hususta Kur’an-ı Kerim’de mealen şöyle buyurmaktadır:

“ … Mescitlerde itikâf halinde iken eşlerinizle birleşmeyin. Bunlar Allah’ın koyduğu sınırlardır. Onlara yaklaşmayın. Allah ayetlerini insanlara böyle açıklar, belki sakınırlar.” (Bakara, 2/187)

Ayetten de anlaşıldığı gibi itikâf, Allah Teala tarafından uygun görülmüş ve belli kurallara uyarak bu itikafın yerine getirilmesi istenmiştir.

Hz. Peygamber de Medine'ye hicret ettikten sonra vefat edinceye kadar her yıl Ramazan ayının son on gününde itikâfa çekilirdi.

Bu delillerden hareketle bir Müslüman’ın Ramazan ayının son gününde itikâfa girmesi, sünnet-i müekkede olarak kabul edilmiştir. İmkân bulabilenler Peygamberimizin bu güzel sünnetini yaşatırlarsa büyük bir ecre nail olurlar.

 

Ergenlik çağında olmayan zengin kimse zekat çıkarması gerekir mi?

Zekat ibadeti. İslam’ın beş temel esası arasında yer alan bir ibadet olması sebebiyle namaz ve oruçla mükellefiyetle söz konusu olan şartlar ilke olarak zekatta da aranır.

Ancak zekat, sosyal yardımlaşma ve dayanışma içeriği de taşıyan mali bir mükellefiyet olması ve üçüncü şahısların haklarını da ilgilendirmesi sebebiyle, diğer ibadetlerde aranan akıl ve buluğ bunda aranıp aranmayacağı fıkıhçılar arasında tartışma konuşu olmuştur.

Ebu Hanefi akıllı ve baliğ olmayanları zekatta mükellef tutmamıştır. Yani ergenlik çağında olmayan zengin kimse zekat çıkarması gerekmiyor

Şafii ve diğer fıkıhçılar ise akıl hastalarının ve buluğa erişmemiş çocuğun malları zekata tabidir. Bu borçlarını da veli vasileri çocuğun malından öder.

Bu iki farklı görüşten, çoğunluğun yani Şafii ve diğerlerinin görüşü daha güçlü ve tercihe şayan görünmektedir. Çünkü zekat netice itibariyle zenginliğin borcudur, topluma karşı bir yükümlülük mahiyetindedir ve sosyal adaletin gerçekleşmesine hizmet etmektedir.

 

Kişi evli damadına zekat verebilir mi?

Zekat verecek olan kimse bakmakla yükümlü olduğu anne, baba, nine, dede, çocuk ve torunlarına zekat veremez. Aynı şekilde kızı evli de olsa ona zekat veremez. Çünkü bu kızı ona mirasçı olmaktadır. Ancak damadı fakir ise damadına zekat verebilir.

 

Şeker hastalarının uyguladıkları insülin iğnesi orucu bozar mı?

İğnenin orucu bozup bozmayacağı, kullanılış amacına göre değerlendirilebilir. Gıda ve keyif verici olmayan enjeksiyonlar, yemek ve içmek anlamına gelmediklerinden orucu bozmazlar. Ancak gıda ve/veya keyif verici enjeksiyonlar orucu bozar. Şeker hastalarının kullandıkları insülin iğnesi bu nitelikte olmadığı için orucu bozmaz.

 

 

Günün Ayeti

Biz emaneti dağlara taşlara teklif ettik, onlar bu emaneti taşımaya yanaşmadılar bunu insan yüklendi.”

 

Günün Hadisi

Kardeşinin derdine sevinip gülme, sonra Allah ona merhamet eder de, seni onun sahip olduğu dertle müptela kılar

 

Günün Sözü

Keşke evlatlarım sıhhatli olsaydı da bu kadar servetim olmasaydı.

Sakıp Sabancı

 

Günün Duası

Allah’ım beni elden ayaktan düşürme senden başka kimseye muhtaç etme.

 

Ramazan Kavramları

Salvele nedir?

Hz. Peygambere salâvat okumak demektir. Allah'a hamd ve senâ ettikten sonra Hz. Peygamber hakkında "... Ve's-Salatü ve's-selâmu alâ Seyyidinâ Muhammedin ve alâ âlihi ve sahbihi ecmain" şeklinde yapılan dua demektir.

Peygamberimize imanın ve muhabbetin bir ifâdesi olan bu duayı mü'minlere Allah Teâlâ emretmiştir. Allah Teâlâ Ahzab süresinde mealen şöyle buyurmaktadır: Hiç şüphesiz, Allah ve melekleri peygambere salat etmektedirler. Ey İman edenler, siz de ona salat edin ve tam bir teslimiyetle ona selam verin.


 


 


 


 

Günün Nüktesi

Beni İsrail arasında bozgunculuğun başlangıcı…

Sevgili Peygamberimiz Beni İsrail arasında bozgunculuğun başlangıcını şöyle ifade eder:

“Beni İsrail arasında bozgunculuk şöyle başladı. Onlardan biri günah işleyen bir adama rastladığı zaman: “ Be adam Allah’tan kork, yapmakta olduğun işi bırak; zira o iş sana helal değildir.” der. Ertesi gün yine o adama aynı halde rastlar. Bununla beraber; o adamla yiyip içmekten ve onunla düşüp kalkmaktan çekinmezdi. Sonra, İsrailoğulları içinde kafir olanlar, isyanları ve hududu aşmaları yüzünden, Davud ve Meryemoğlu İsa diliyle lanetlendiler. Onlar yaptıkları günahlardan birbirini men etmeye uğraşmazlardı.” ayetini okudu. (Mâide 5/77)

Arkasından şöyle dedi: “Ya marufu (iyiliği) emreder ve münkerden (kötülükten) nehyeder, zalimi zulmetmekten men eder, onu hakka çevirir, hak üzerinde durursunuz; yahut Allah kalplerinizi birbirinize benzetir de sonra sizi de beni İsrail’i lanetlediği gibi lanetler. (Ebu Davut, Melahim, 17)

 

Allah’ın sıfatları

Tekvin

Tekvin, icad ve yaratma demektir. Tekvin'i yok olan bir şey'i yokluktan çıkarmak, vücûda getirmek diye îzah etmişlerdir.

Tekvin, Ehl-i Sünnet'in iki hak itikadî mezhebinden biri olan Mâtüridîlere göre, ilim, irade ve kudret sıfatından ayrı bir sıfattır.

 

Kısa Surelerin Mealleri

ASR SURESİ:

1 - Asra yemin olsun ki,

2 - İnsan mutlaka ziyandadır.

3-Ancak iman edenler, salih amel (iyi işler) işleyenler, birbirlerine hakkı tavsiye eden ve sabrı tavsiye edenler bunun dışındadır

 

 

Kutsal Mekanlar:

Cennetü’l-Mualla

 

Kabe' ye 2 km uzaklıkta, cin mescidine oldukça yakındır. İslamiyet’ten önce ve İslamiyet’in ilk yıllarında ismi Hacun olan bu kabristan. Hz. Peygamber Efendimizin ''Bu kabristan ne güzeldir'' demesi üzerine Cennet-ül Mualla adıyla anılır olmuştur.

Bu kabristanda İslamiyet’e hizmet etmiş birçok şahsiyetin yanında Hz. Peygamber Efendimizin dedesi Abdülmuttalip, zevceleri Hz. Hatice validemiz oğulları Kasım, Abdullah ve Abdullah b.Zübeyr, amcası Ebu Talip' in de kabirleri bulunmaktadır.

Önceki yıllarda bu kabirler kubbeli türbeler olsa da, 1926 yılında bütün kubbeler yıkılarak mezarların kimin olduğunu belirleyen taşlar kaldırılmıştır. Günümüzde Cennet-ül Mualla içinde hiç bir mezar taşı bulunmamaktadır. Kabir taşları, tazimde ziyarette aşırılığa meydan vermemek için kaldırılmış olup 591 mezar taşı riyaddaki müzede sergilenmektedir.

 

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Karataş sahilinde ücret tartışması
Karataş sahilinde ücret tartışması
Babalar Günü'nü şehitlikte kutladı
Babalar Günü'nü şehitlikte kutladı