hediye patlayan kutu

İnsanın fıtratındaki cevher… Sevgi
Dr. Zeki Uyanık

İnsanın fıtratındaki cevher… Sevgi

Bu içerik 132 kez okundu.

Sevgi, insanın yaratılışında var olan güzel bir haslettir. İnsanın fıtratına yerleştirilen bu haslet insana verilmiş en büyük nimetlerin başında gelmektedir.

İnsan için olmazsa olmaz olarak kabul edilen sevgiyi herkes istemekte ve arzulamaktadır. Bunun için çocuk sevilmek, genç sevilmek ister, yaşlı sevilmek ister, kısaca her kes sevilmek ister, sevilmekten de hoşlanır.

Ama şüphesiz başkaları tarafından sevilmek, başkalarının sevgisine mahzar olmak için öncelikle sevmek gerekir. Çünkü seven sevilir, sevilmek istiyorsak sevmeliyiz.

Peki sevilmeye vesile kabul ettiğimiz sevgi pusulasını öncelikle kime yönlendirmeliyiz? Tabi ki sevgi pusulasını tereddütsüz bir şekilde öncelikle bizi yoktan var edip her türlü güzel özelliği ve güzelliği veren Allah'a yönlendirmeliyiz.

Zira bizleri yoktan var eden ve çeşit çeşit nimetleriyle donatan Rabbimize karşı görevlerimiz vardır. Bu görevlerimizden bir tanesi de O’nu sevmektir. Çünkü Allah-u Teala bizlere sayısız ihsanda bulunmuş, bizleri en güzel şekilde yaratmış, akıl, göz, kulak, el, ayak… vermiş  Kur’an’ın ifadesiyle “ sayısız nimet vermiştir”

Onun için akıl sahibi bir kimse bütün bunları kendisine lütfeden Allah’ı sevmeli, hem de her şeyden daha çok sevmeli.

Bu Allah sevgisi de anne, baba, evlat, mal… gibi varlıklardan üstün olmalıdır. Nitekim Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyrulmaktadır:

De ki: "Eğer babalarınız, oğullarınız, kardeşleriniz, eşleriniz, hısım akrabanız, kazandığınız mallar, düşmesinden korktuğunuz ticaret(iniz), hoşlandığınız konutlar, size Allah'tan, Elçisinden ve O'nun yolunda cihâd etmekten daha sevgili ise o halde Allâh emrini getirinceye kadar gözetleyin (başınıza gelecekleri göreceksiniz)! Allah, yoldan çıkmış topluluğu (doğru) yola iletmez.”

Bu hitap dünyada herhangi bir şeyi Allah’tan ve onu insanlara anlatıp sevdiren peygamberinden daha çok sevenler için bir uyarıdır. Tabi şunu da iyi bilmek lazım. Allah-u Teala bu ayette anne, baba, evlat, mal… sevgisini yasaklamıyor. Yasaklanan şey, bunların sevgisinin Allah ve Resulünün sevgisinin önüne geçmesidir.

Çünkü Allah ve Resulünün sevgisi her şeyin üstünde olmalıdır. Hatta bu sevgi kişinin kendi nefsini sevmesinden de öte olmalıdır.

Peki, Allah’ı Sevmenin Belirtisi Nedir?

Allah’ı sevmek öncelikle O’na ve gönderdiği peygambere iman edip, ikisini de sevip emirlerine uymakla olur. Peygamber bu dinin tebliğcisi ve önderi ise ki öyledir. Öyleyse Allah’ı daha çok sevebilmemiz için Hz. Peygamberin yolundan yürümemiz lazım.

Hz. Peygamberi örnek almayan onun sünnetini uygulamayan kimsenin Allah’ı seviyorum demesinin bir anlamı yoktur. Çünkü Kur’an-ı Kerim’in ifadesiyle

Rasulullah’a itaat eden Allah’a itaat etmiş olur.”

 “De ki: "Eğer Allâh'ı seviyorsanız bana uyun ki Allah da sizi sevsin ve günahlarınızı bağışlasın…"

Demek ki mümin ilk önce kendisini yaratan ve enva-i çeşit nimetlerle donatan Allah’ı sevecek, sonra da Allah’ın emirlerini bizlere tebliğ eden Resulünü sevecek, hem de her şeyden daha çok sevecek.

Onun için Allah’ı sevdiği iddiasında bulunan bir kimsenin bu sevgisini ispat etmesi gerekir. Bu ispatının ölçüsü ise Allah’ın emirlerine ve Rasulullah’ın sünnetine bağlılıktır. Bu da ancak Allah’tan korkma ile olur. Yani tasavvufi mana ile ehl-i takva ile mümkün olur.

Takva, yani Allah’tan korkma, Müslüman için çok şey ifade eden bir kavramdır.   Yüce Rabbimiz Kur’an-ı Kerim’de buna şöyle değinmektedir:

 “Andolsun, sizi korku, açlık, mallar(ınız)dan canlar(ınız)dan ve ürünler(iniz)den eksiltmek gibi şeylerle deneriz; sabredenleri müjdele. O sabredenler, kendilerine bir belâ geldiği zaman: Biz Allah'ın kullarıyız ve biz O'na döneceğiz, derler. İşte Rablerinden bağışlamalar ve rahmet hep onlaradır. Ve doğru yolu bulanlar da onlardır.” Demek ki Allah, bizi bu dünyada korku ile, açlık ile, mallarımızı ve canlarımızı eksiltmek suretiyle imtihan etmektedir.

Ayette sözü edilen korku da Allah korkusudur. Fakat bu korku insanın vahşi hayvanlardan, yılandan, aslandan, insandan kokması gibi bir korku türü değil, ta’zim, saygı ve sevgi neticesinde meydana gelen korkudur. Yani insan Allah’tan O’nu sevdiği ve saydığı için korkar. O’nun sevgisinden mahrum kalmamak için korkar. Dolayısıyla içinde saygı ve sevgi bulunan bu tür korku sadece Allah için duyulur. Bundan dolayı Kur’an-ı Kerim’de

İnsanlardan korkmayın benden korkun” buyrulmaktadır.

Allah’tan gereği gibi korkan Allah’ın en sevdiği kul olma şerefine nail olur. Nitekim, “İnsanların en değerlisi ve hayırlısı kimdir? Sorusuna Hz. Peygamber, “Allah’tan en çok korkandır” cevabını vermiştir.

İnsanları kötülüklerden cezai müeyyidelerle uzaklaştırmak zordur. Her insanın başına bir polis veya jandarma dikmek de mümkün değildir. İnsanları kötülüklerden ancak Allah korkusu uzak tutar.

Allah korkusundan mahrum olan kimseler her türlü kötülüğü işleyebilirler. Onun için bir atasözümüzde: “Kork Allah’tan korkamayandan” denilmiştir. Allah korkusu, insanı her türlü hayırlı işe sevk eder. Hikmetin başı Allah korkusudur. Allah’tan korkan insanın kimseye zararı dokunmaz. Aksine herkese yararı dokunur.

Allah’tan korkmayan kimsenin ise herkese zararı dokunur.

Milli Şairimiz M. Akif Ersoy'un dediği gibi:

Ne irfandır veren ahlaka yükseklik ne vicdandır.

Fazilet hissi insanlarda Allah korkusundandır.

 

Soru ve Cevaplar

 

Zekat, kurban ve fıtır sadakası için belirlenen nisap miktarı aynı mıdır?

        Zekat dinen zengin sayılan Müslümanlara farzdır, temel ihtiyaçlarından ve borcundan başka 85 gram altın veya bu altın değerinde temel ihtiyaçlardan fazla malı yahut parası olan kimseler dinen zengin sayılırlar. Bu miktara nisap denir. Zekatın farz olması için ölçü kabul edilen bu miktar, fıtır sadakası ve kurban için de aynıdır. Fakat Şafii de fıtır sadakası farz olduğundan zenginlik aranmadan herkese nisap olmadan farzdır. Aynı şekilde Şafii mezhebinde kurban kesmek sünnet olduğundan onlarda bir zenginlik aranmaz, isteyen keser, istemeyen kesmez.

 

Zekatın hepsi bir kişiye verilir mi?

        Hanefi mezhebi fıkıhçılarına göre, zekat çıkaran kimse zekatını yukarıda geçen ayetteki sekiz sınıf insanın her birine verebileceği gibi sadece bir sınıfa da ödeyebilir. Hanefi fıkıhçılarına göre zekatın sarf yerlerinde söz eden bu ayet, zekatta her bir grubun ayrı ayrı ve eşit hakkı olduğunu ve bunlar arasında bölüştürülmesi gerektiğini açıklamak değil, zekatın bu yerlere verilebileceğini açıklamak içindir. Dolayısıyla Hanefi fıkıhçılarına göre zekat bir kişiye tek olmak üzere de verilebilir. Şafii fıkıhçılarına göre ise, söz konusu bu ayette geçen sınıflara bulunabilenlere eşit olarak dağıtılmalı ve her sınıftan en az üç kişiye verilmelidir. Çünkü Şafiilere göre, ayette zekat verilecek sınıfların ayrı ayrı hak sahibi oldukları belirtmek

 

Zekatta zekat malı hesaplanırken borç zekattan düşülür mü?

Hanefilere göre ticaret mallarının zekatı hesap edilirken borçlar çıkarılır. Şafii fıkıhçılarına göre ise borç zekatı etkilemez. Mevcut malın zekatı borç dikkate alınmadan hesap edilip verilir. Ayrıca ticaret mallarının zekatı, Hanefilere göre mal olarak verilebileceği gibi bu malın tutarı para olarak da ödenebilir. Şafiilere göre hangi mal zekata tabi ise zekatın o maldan çıkarılıp verilmesi gerekir.

 

Zekat illaki ramazan ayında mı verilmelidir?

       Zekat vermenin belli bir zamanı olmayıp, farz olduğu andan itibaren verilmesi gerekir. Bunun için belli bir  ayı veya Ramazanı beklemeye gerek yoktur. Yani zekat vermekle yükümlü olanların, yükümlü oldukları andan itibaren en kısa zamanda zekatlarını vermeleri uygun olur.  Dinen bu böyle olmakla beraber ramazan ayında hayırlı ibadetlerin sevabı daha fazla olduğu için Müslümanlar zekat ödemeyi bu aya denk getirmektedirler.

 

Fıtır sadakası kimlere verilir?

     Fıtır sadakasının sarf yerleri ile zekatın sarf yerlerinin aynı olduğu hususunda fakirler görüş birliği içindedir.

     Buna zekat verilmeyen kimselere fıtır sadakası da verilmez. Anne, baba, dede, nine, çocuk, torun gibi akrabalara normal zekat verilemediği için fıtır sadakası da verilemez. Her ne kadar İslam fıkındaki durum ve fetva bu ise de maalesef halk pek buna uymamaktadır. Fıtır sadakası zengin olanlara verilemeyeceği halde fetva olmasına rağmen günümüzde sırf borcundan kurtulmak için zengin arkadaşına, komşusuna, akrabasına fıtır sadakasını vermektedir.

     Bu davranış dinen yanlış ve sakıncalıdır. Böyle bir ödeme fıtır sadakası borcunu düşürmez bilakis normal zekat gibi kişinin boynunda ve vebalinde kalır. Bunun için her müslüman ister normal zekat ister fıtır sadakası, zekatı olsun yerine getirirken hak eden dost, akraba ve komşularına vermesi gerekir, hak etmiyorsa vermemelidir.

 

Hayır kuruluşlarına zekat vermek caiz mi?

     Zekat cami, Kur'an Kursu, okul, medrese gibi tüzel kuruluşlara verilemez. Verilse de dinen uygun değildir. Aynı zamanda kişinin zimmetinde borç kalır. Zekatı alacak kişi kabul ettim diyeceği için zekat ancak insanlara verilebilir. Dolayısıyla saydığımız bu ve benzeri kuruluşlara zekat verilemez. Ama burada okuyan fakir çocuklara, öğrencilere bizzat verilebilir.

 

Günün Ayeti

Ey iman edenler! Allah’tan gerçek bir korku ile korkun ve İslam dışında bir dine intisap ederek ölmeyin

 

Günün Hadisi

Kul bir hayra niyet ettiğinde bir sevabı var. Onu işlediğinde de bir sevabı var.

 

Günün Sözü

Sadakalarınızı başa kalkarak ve eziyet ederek boşa götürmeyin.

Kur’an-ı Kerim

 

Günün Duası

Allah’ım bizi duaları kabul edilen kullarından eyle.

 

Bunları Biliyor muyuz?

Müezzin-Kayyım Kimdir?

 Namaz vakitleri girince ezan okuyup, cami ve cemaatle ilgili hizmetleri gören kimsedir.

 

Günün Nüktesi

Efendimiz Sordu:

"Hanginiz mirasçısının malını kendi malından çok sever?"

Sahabeler:

"Ey Allah'ın Elçisi! Hepimiz kendi malımızı daha çok severiz" dediler.

Resul-i Ekrem şöyle buyurdu:

"Hayır. Mirasçısının malını kendi malından daha çok sevmeyen kimse yoktur.

İnsanın kendi malı, ahirete gönderdiğidir; göndermedikleri ise mirasçıların malıdır."

 

Allah’ın Sıfatlar

Kelâm

Allah Teâlâ'nın harfe ve sese muhtaç olmadan tekellüm etmesi demektir. Bu sıfat ezelî ve ebedîdir. Bu sebeble Allah'a Mütekellim denilir. Kur'ân-ı Kerîm'e de Kelâmullah tabir edilir. Allah'ın peygamberlerine bildirdiği vahiyler, onlara verdiği İlâhî kitablar, mahlûkatına gönderdiği ilhamlar, hep O'nun Kelâm sıfatının bir tecellîsidir.

 

 

Kısa Surelerin Mealleri

TEKASÜR SURESİ:

1-  Çoklukla övünmek,

2-  Sizi kabirlere varıncaya kadar oyaladı.

3 - Hayır! Yakında bileceksiniz.

4 - Yine hayır! Yakında bileceksiniz (hatanızı).

5- Hayır! Eğer kesin bilgi ile bilseniz,

6-elbette cehennemi görürsünüz.

7 - Sonra, yemin olsun ki, cehennemi yakin gözüyle göreceksiniz.

8 - Sonra, yemin olsun ki, o gün (size verilen) her nimetten sorulacaksınız

 

 

Kutsal Mekanlar:

SEVR MAĞARASI

       Hz. Peygamberin Mekke'den Medine'ye hicreti sırasında Hz. Ebu Bekir ile birlikte müşriklerden gizlendikleri ve üç gün süreyle kaldıkları mağaradır.

      Efendimiz ve Hz. Ebu Bekir mağaradayken bir örümcek mağaranın giriş kısmına ağ örmüş, ayrıca iki güvercin de hemen yanı başında bir çalı bitkisi üzerinde bir yuva yapmışlardı

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Karataş sahilinde ücret tartışması
Karataş sahilinde ücret tartışması
Babalar Günü'nü şehitlikte kutladı
Babalar Günü'nü şehitlikte kutladı