hediye patlayan kutu

En Hayırlı kazanç…
Dr. Zeki Uyanık

En Hayırlı kazanç…

Bu içerik 119 kez okundu.

 

 

Allah-u Teala, bize armağan ettiği bu dünyanın üzerinde ve derinliklerinde her kese yetecek kadar nimetler ihsan etmiştir. Her ferdin ve canlının, nimetlerle donatılmış bu sofradan nasibini almaya ve aramaya hakkı vardır.

 

      Bu nasibi arayan ve kovalayan her kes Allah’ın takdir ettiği oranda rızkına nail olur ki bu rızkı Allah-u Teala her canlıya vermeyi üstüne almıştır. Nitekim Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyrulmuştur:  “Yerde rızkı Allah'a ait olmayan hiçbir debelenen yoktur” (Hud, 11/6)

 

      İnsanoğlu, bilgi, kültür, çalışma, emek Eylemi sonucunda sözü edilen bu rızkı kaynaklardan çıkararak kazanma yoluna gitmelidir. Çünkü yüce dinimiz İslam, insanlara mutlu bir hayat yaşamaları için rızıklarının peşinden gitmeyi emretmiştir.

 

      İslam’da emek sarf edilerek mal kazanma, kişinin kimseye muhtaç olmadan hayatını sürdürebilmesi, çoluk çocuğunun nafakasını temin etmesi maksadıyla meşru yoldan çalışıp kazanması ibadet ve kutsal bir davranış olarak nitelendirilmiştir.

 

       İslam dininde, aslı ve tabii kazanç yolu emektir, alın teridir. Sevgili Peygamberimiz emeğin kutsallığına işaret eden veciz bir sözünde şöyle buyurmaktadır: “Hiç kimse elinin emeğinden daha hayırlı bir şey yemiş değildir.” (Buhari, Bûyû, 15)

 

          Emeğe ve alın terine büyük önem verip teşvik eden Resul-u Ekrem efendimiz bu emeği veren insanı da Allah’ın sevdiği kullar arasında göstermiştir.

 

         Söz konusu bu hadis de buna işaret etmektedir: “Bir defasında Resulullah Tebük dönüşünde Sa’d b. Muaz ile karşılaşıp tokalaşmış, ellerinin nasırlanmış olduğunu görünce bunun sebebini sorumuş, o da “çoluk çocuğumun nafakasını temin için hurma bahçemde çalışıyorum.” Cevabını verince Hz. Peygamber Sa’d b. Muaz’ın elini öpmüş ve “İşte bu eller Allah’ın sevdiği ellerdir.” Buyurmuştur.

 

        Bu hadislerde övgüyle sözü edilen çalışmayı, sadece tarlada, bağ ve bahçede bedenen çalışma şeklinde algılamamak lazım. Bu emeği gerek beden gerekse zihin gücüne dayalı olarak sarf edilen her türlü emek ve çalışma şeklinde anlamak gerekir.

 

        İslam helal lokma kazanma uğruna verilen emeği, akıtılan alın terini kutsal olarak kabul etmiştir. Kur’an-ı Kerim’de: “İnsan için kendi çalışmasından başka bir şey yoktur.” (Necm, 53/39) buyrulmuştur.

 

        Bu ayet esasen ahirette her kesin dünyada yaptığının karşılığını göreceğini ifade etmekte ise de aynı kuralın dünyevi çalışmalar hakkında da geçerli olduğu sonucu çıkarmak zor olmasa gerek.

 

       Söz konusu bu ayetlerden ve hadislerden anlaşıldığı gibi kişinin yiyeceği ve dolayısıyla aile fertlerine yedireceği en hayırlı ve helal lokma emek ve alın teri ile kazandığı lokmadır.

 

Allah’ın bizden istediği ve rızasına uygun olan kazanç ta budur ki Peygamber efendimiz; “Muhakkak sizden birinizin sırtında odun toplaması, her hangi bir kimseden dilenmesinden hayırlıdır.” (Buhari, Bûyû, 15) demek suretiyle buna işaret etmektedir. Dinimiz emeği, çalışmayı, alın teri akıtmayı kutsal kabul ettiği gibi bunu aynı zamanda ibadet olarak kabul etmiştir.

 

       Sevgili Peygamberimizden nakledilen bu hadis-i şerif İslam’ın ve de İslam peygamberinin emeğe, alın terine, helal lokma ve kazancına ne kadar önem verdiğini, tembelliği, gücü olduğu halde başkalarına muhtaç bir şekilde el açıp dilenmeyi, tasvip etmediğini en çarpıcı örneklerinden bir tanesidir: “Ensardan biri Peygambere gelip kendisinden dilendi. Peygamber efendimiz o kişiye: “Evinde bir şey yok mudur? Diye sordu. Adam: “Evet bir hasır ve bir de su kabımız vardır. dedi. Resulullah: “Git onları bana getir.” Dedi. Onları getirince iki dirheme satmış. Dirhemleri de adama vererek dedi ki: “Bir dirhemle çocuklarına yiyecek al, diğer dirhemle de bir balta satın al ve bana getir.” Adam baltayı getirince peygamber baltaya bir sap taktıktan sonra adama: “Al götür onunla odun kes sat, geçimini sağla, seni on beş güne kadar görmeyeyim.” Buyurdu.

 

Adam da gidip odunculuk yapmaya başladı ve peygamberin yanına on dirhem kazanmış olarak döndü. Peygamber efendimiz adama “Bu senin için, yüzünde dilencilik lekesi olduğu halde yanımıza gelmekten daha iyidir.” (İbn Mace, Ticaret, 25) buyurdular.

 

        Buna göre her Müslümana yakışan ve kendisinden beklenen meşru yollardan emek sarf ederek, alın terini akıtarak mal mülk kazanarak geçimini sağlayarak kimseye muhtaç olmamasıdır. Bu durum hem bir ibadet hem de onurlu davranış ve yaşam şeklidir aynı zamanda.

 

       Fakat İslam bu çalışmaya, emeğe, alın terine dayanan kazanıma bir çerçeve koymuş onu da Hz. Peygamber şu hadisinde ifade etmektedir. “Helalinden kazan kimse Allah’ın sevgili kuludur.” (Acluni, Keşfü’l-Hafa, I, 349)

 

      İslam’da mal mülk sahibi olmanın tek yolu çalışmaksa aynı şekilde helal kazancın yegane yolu da yine helal yoldan çalışmaktır.

 

      Gerek Kur’an ayetlerinde gerekse Sevgili Peygamberimizin hadislerinde, inanan insanlar, helal yoldan ve alın teri ile kazanmaları teşvik edilmiş, helal ve temiz olan şeylerden yiyip-içmeleri ilgili ayet ve hadislerde şöyle tavsiye edilmiştir: “Ey insanlar! Yeryüzünde bulunanların helâl ve temiz olanlarından yeyin, şeytanın peşine düşmeyin; zira şeytan sizin açık bir düşmanınızdır.” (Bakara, 2/168)

 

 “Ey inananlar, Allâh'ın size helâl kıldığı güzel ve temiz şeyleri harâm etmeyin, sınırı aşmayın. Çünkü Allâh, sınırı aşanları sevmez. Allah'ın size helâl ve temiz olarak verdiği rızıklardan yeyin ve kendisine iman etmiş olduğunuz Allah'tan korkun.” (Maide, 5/87-88)

 

       Hz. Peygamber de Zekeriya’nın marangoz olduğuna, Davud’un da el emeğiyle geçindiğine değindikten sonra alın teri helal yoldan rızık temin etmenin kıymetine işaretle şöyle buyurmuştur: “Hiç kimse el emeğiyle kazandığından daha hayırlı bir lokma yememiştir.” (Buhari, Bûyû, 15)

 

      İslam dini meşru çerçevede kalmak koşulu ile rızkın peşine gitmeyi emrettiği gibi emelsiz kazanç demek olan faiz, haksız kazanç temin etmenin başlıca yolları olan hırsızlık, gasp, rüşvet, ölçü ve tartıda hile, kumar haram kılınmış, zina gibi doğrudan haram işleyerek veya içki satımı gibi haramın işlenmesine yardımcı olunarak gelir elde edilmesi yasaklanmış, bu yollardan elde edilen gelir de değersiz ve hukuken korumasız mal kabul edilmiştir.

 

       İslam Peygamberi: “İki günü birbirine eşit olan hüsrandadır.” Diyerek İslam’ın çalışmaya, emeğe, kazanmaya verdiği değeri ortaya koymuştur.

 

        Biz müminlere düşen Hz. Peygamberin yolundan giderek hem dünyamız hem de ahiretimiz için emek sarf ederek, alın teri akıtarak, kimseye muhtaç olmamak için rızkımızı aramamızdır.

 

 

 

Soru ve cevaplar

 

 

 

Oruçlu iken ihtilam olan veya cünüp olarak sabahlayan kişinin durumu nedir?

 

     Oruçlu iken rüyada ihtilam olmak orucu bozmadığı gibi, gusletmeyi geciktirerek cünüp olarak sabahlamak da oruca bir zarar vermez. Ancak, sabah namazını kaçırmamak için güneş doğmadan önce yıkanmak lazım.

 

 

 

Cünüp olan sahur yemeği yiyebilir mi?

 

      Cünüp olan kimsenin elini ağzını yıkamadan yiyip içmesi güzel görülmemiştir. Fakat yinede boy abdesti almadan kişi elini yüzünü yıkayarak sahur yemeğini yiyebilir. Fakat bir Müslüman’a yakışan her zaman temiz olmasıdır.

 

       Hele Ramazan ayı gibi bir ibadet ve taat ayında geceleyin de olsa cünüp kalmak yakışmaz. Her zaman ibadete hazır olması için gusül abdestini sahurdan önce alması uygundur. Fakat almaması demek haram işliyor demek değildir.

 

 

 

Teravih namazı Hz. Peygamber döneminde cemaatle mi kılınıyordu?

 

       Hz. Peygamber döneminde teravih namazı sadece bir kaç defa kılınmış. Kılınan teravih namazı bazen cemaatle bazen de münferit olarak kılınmıştır.

 

       Hz. Peygamberin vefatından sonra teravih münferit olarak kılınmış. Bir ramazan gecesi Hz. Ömer mescide çıktığında halkın dağınık bir şekilde teravih namazı kıldığını görmüş. Ve dağınık bir şekilde kılmak yerine insanları bir imamın arkasında toplayıp teravih namazının cemaatle daha derli, toplu ve düzenli bir şekilde kılınmasının uygun olacağınışünmüş ve ertesi gün teravih namazının cemaatle kılınmasını emretmiş.

 

      Dolayısıyla teravih namazının cemaatle kılınması Hz. Ömer döneminden günümüze kadar böyle gelmiştir.

 

 

 

Arabaya zekat düşer mi?

 

        İnsanın zaruri ihtiyaçları arasında ev, ev eşyası, giyeceği, yiyecek ve içeceği yanında binek vasıtası da sayılmaktadır. Meseleye zaruri ihtiyaç maddeleri açısından bakıldığında, arabaya zekat düşmeyeceği anlaşılmaktadır. Ev ve işyerinin işleri için kullanılan arabanın zekatı yoktur. Ama bir araba ticaret için alınmış ise ona zekat düşer. Aynı şekilde ticari taksinin, halk otobüsünün gelirine de zekat düşer.

 

 

 

Kiraya verilen eve zekat gerekir mi?

 

      Ticaret için olmayan ev, arsa gibi malların zekatı gerekmez. Ama bunların bir kazancı varsa (kira gibi) ve bunların kazancı da zekat nisabına erişiyorsa o zaman kazanılan bu paranın zekatını vermek gerekir. Tabi bu kazancın üzerinde de bir yıl geçmesi lazım. Fakat bu mallar ticaret için alınıp satılıyorsa o zaman da zekatlarını çıkarmak lazım. Kiraya verilen evinde durumu buna göre ayarlanır.

 

 

 

Hayatta olan kimseye ramazanda hatim indirmek caiz mi?

 

        İnsan imanlı olmak kaydı ile hayattayken yapmış olduğu bütün ibadetlerden sevap alır. Kur’an-ı Kerim okumakta bir ibadet olduğuna göre kişi Kur’an okuyarak bir hatim indirebilir. Kişi indirdiği hatmin sevabını başkasına da bağışlayabilir kendisine de bıraka bilir.   

 

        Dolayısıyla kişi hatim indirdiği zaman onun sevabına nail olur amel defterine de yazılır.

 

 

 

Kişi evli kızına zekat verebilir mi?

 

       Zekat verecek olan kimse bakmakla yükümlü olduğu anne, baba, nine, dede, çocuk ve torunlarına zekat veremez. Aynı şekilde kızı evli de olsa ona zekat veremez. Çünkü bu kızı ona mirasçı olmaktadır. Ancak damadı fakir ise damadına zekat verebilir.

 

 

 

Günün Ayeti

 

Ey İnsanlar! Yeryüzündeki temiz ve helal şeylerden yiyin, şeytana ayak uydurmayın, zira o sizin için apaçık bir düşmandır.

 

 

 

 

 

Günün Hadisi

 

İyilik görenlerin iyilik gördükleri kimseler hakkında ettikleri hayır duaları reddolunmaz.

 

 

 

Günün Sözü

 

İstediğin bir şey olmuyorsa ya daha iyisi olacağı için ya da gerçekten de olmaması gerektiği için olmuyordur

 

Mevlana

 

 

 

Günün Duası

 

Allah’ım bizi razı olmadığın kazançlardan, işlerden ve fiillerden uzak tut.

 

 

 

 

 

Günün Nüktesi

 

Cennet'e götüren amel:

 

   Muaz İbni Cebel anlatıyor: Bir seferinde, Peygamber Aleyhisselamla beraberdim. Bir gün yakınında sabah etmiştim. Yürüyorduk: "Ya Allah'ın Nebisi! Bana bir amelden haber ver ki beni cennete koysun, cehennemden uzaklaştırsın" dedim. Buyurdular ki: "Büyük bir şey sordun. Ancak Allah-u Tealanın müesser kıldığı kimseye kolaydır. Allah'a ibadet edersin, O'na hiç bir ortak koşmazsın, namaz kılarsın, zekat verirsin, ramazan orucunu tutarsın, haccedersin.

 

    Allah Rasulu şöyle devam ettiler: "Sana hayrın kapılarını göstereyim mi? Oruç kalkandır, sadaka günahı söndürür.  Ve Rasulullah şu ayetleri okudular: "Görsen o vakit ki mücrimler, R abb'lerinin huzurunda başlarını eğmişler: Ey Rabbimiz! Gördük, dinledik. Şimdi bizi geri çevir, iyi bir amel işleyelim. Zira yakinen bildik derler. Eğer dilemiş olsaydık her nefse hidayet verirdik. Fakat Ben’den şu söz hak oldu: Elbet ve elbet cehennemi cinlerden ve insanlardan dolduracağım. O halde, tadın unuttuğunuz için bu gününüzün çatmasını. İşte biz de seni unuttuk. Yapıp durduğunuz işler yüzünden tadın ebediyet azabını. Bizim ayetlerimize öyle kimseler iman ederler ki, onlarla kendilerine nasihat verildiği vakit secdelere kapanırlar ve Rabb'lerine hamd ile tesbih ederler de kibirlenmezler." (secde 12-15)

 

 

 

Allah’ın Sıfatları:

 

Vahdaniyet?

 

Vahdaniyet, Allah'ın bir olması demektir. Vahdaniyet, Allah Teâlâ'nın kemal sıfatlarının en önemlisidir. Çünkü bu sıfat, Allah Teâlâ'nın zatında, sıfatlarında, fiillerinde bir olduğunu; saltanat ve icraatında ortaksız bulunduğunu ifade etmektedir.

 

 

 

Ramazan Kavramları

 

Tövbe namazı nedir?

 

    İşlediği bir günahtan tövbe etmek isteyen kimse her zaman ve her mekanda bunu yapabilir, ancak abdest alıp iki rekat veya daha fazla namaz kıldıktan sonra tövbe etmesi müstehaptır.       İşte bu namaza tövbe namazı denir.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Kısa Surelerin Mealleri:

 

Kureyş Suresi:

 

1 - Kureyş'in ilâfı (güven ve barış andlaşmalarından faydalanmalarını sağlamak) için.

 

2 - Kış ve yaz seferlerinde (faydalandıkları andlaşmaların) kadrini bilmiş olmaları için.

 

3 - Bu Beyt (Kâbe)nin Rabbine kulluk etsinler.

 

4 - O, kendilerini açlıktan kurtararak beslemiştir ve her tehlikeye karşı onlara emniyet vermiştir.

 

 

 

 

 

 

 

Kutsal Mekanlar:

 

Mina:

 

Mekke’nin doğusundaki dağların eteğinde Arafat’a giden yol üzerinde bulunan Müzdelife ile Mekke arasında kalan bir bölgenin adıdır. Hac ibadeti esnasında kurban kesmek ve şeytan taşlama (büyük ve küçük cemreler) burada yapılır.

 

 

 

Hz. İbrahim, kurban etmek için oğlunu Mina'ya götürür, sonra Hz. İbrahim'e Allah tarafından bir kurbanlık verilir.

 

Hz. İbrahim, kendisine engel olmak isteyen şeytanı burada taşlar, burada kurban keser. Hac ibadeti yapanlar da burada kurban keserler ve şeytan taşlarlar.

 

 

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Karataş sahilinde ücret tartışması
Karataş sahilinde ücret tartışması
Babalar Günü'nü şehitlikte kutladı
Babalar Günü'nü şehitlikte kutladı