hediye patlayan kutu

Niçin “Eyyüb sabrı” denmiştir?
Dr. Zeki Uyanık

Niçin “Eyyüb sabrı” denmiştir?

Bu içerik 116 kez okundu.

Niçin “Eyyüb sabrı” denmiştir?

Hz. Eyyüb ilk insan ve ilk peygamber olan Hz. Adem'den Hz. Muhammed'e kadar gelen peygamberlerin içinde yer alan  ve Allah’ın dinini tebliğ eden ve peygamberler içinde sabrı ile örnek olmuş bir şahsiyettir.          

Hz. Eyyüb, malı, serveti, çocukları bol olan zengin bir peygamberdi. Bu zenginliği, malı, mülkü, çocukları, onu ibadetten, züht ve takvadan alıkoymadı. Allah onun malını, mülkünü, çocuklarını elinden aldı ve mahiyeti belirtilmeyen ama ağır bir hastalık olan bir rahatsızlığı verdiği halde kendisini ibadetten, zuhtden ve takvadan geri bırakmadı.      

Yaşadığı bunca ağır hastalık, fakirlik, çocuklarının ölümü dahi onu yıldırmadığından, sabrından bir şey alıp götürmediğinden, sabrını, tevekkülünü, metanetini koruduğundan günümüze kadar darbı misal olan Eyyüb Sabrı ile anılır olmuştur. 

Şunu da ifade edelim ki halk arasında "batıl inanç ve itikat" olan Eyyüb Peygamberin kurtlanması ve vücudunu kurt yediği inancı İslam'ın peygamber sıfatları ve hayatlarıyla uzaktan, yakından bir ilgisi yoktur. 

Hastalanması doğrudur ama vücudunu kurt yediği batıl ve hezeyandır. Nitekim Enbiya Suresi 83. ve 84. Ayetleri buna işaret etmektedir:” Eyüp de; hani o Rabbine çağrıda bulunmuştu: "Şüphesiz bu dert (ve hastalık) beni sarıverdi. Sen merhametlilerin en merhametli olanısın. Böylece onun duasına icabet ettik. Kendisinden o derdi giderdik; ona indimizden bir rahmet ve ibadet edenler için bir zikir olmak üzere ailesini ve onlarla birlikte bir katını daha verdik.” 

 

İnsan kabirde dünyada yaptıklarından dolayı sorgulanır mı?

Dinen ölümle başlayıp yeniden dirilmeye kadar devam edecek hayata, kabir hayatı denir. Hz. Peygamber, “Kabir, ahiret duraklarının ilkidir. Bir kimse o duraktan kurtulursa, sonraki durakları daha kolay geçer. Kurtulmazsa, sonrakileri geçmek daha zor olacaktır.” (Tirmizi, Zühd 5) şeklinde buyurarak, ahiret hayatının ölümle başladığını bizlere bildirmiştir.

İnsanı öldükten sonra kabirde sorgulayacak melekler Münker ve Nekirdir. Bu melekler ölünün kendisine gelerek “Rabb’in kimdir?”, “Peygamberin kimdir?” “Dinin nedir?” diye soracak, iman ve güzel amel sahipleri, bu sorulara doğru cevaplar verecekler ve kendilerine cennet kapıları açılarak gösterilecektir.

Kâfir ve münafıklar ise bu sorulara doğru cevap veremeyecek, onlara da cehennem kapıları açılarak cehennem gösterilecektir. Kâfirler ve münafıklar kabirde acı ve sıkıntı içinde azap görürlerken, müminler nimetler içerisinde mutlu ve sıkıntısız bir hayat süreceklerdir.

Ancak insan, bu dünyadayken yaptıkları veya yapmadıklarından dolayı mahşerde mahkeme-i kübrada hesap verecektir. Buradaki hesaptan sonra insanlar mükâfatlandırılmak için cennete cezalandırılmak içinse cehenneme gönderilecektir.

 

Nazar boncuğu nazara engel olur mu?

Nazar, nazar etme, nazara gelme İslamiyet’te vardır. Yani insan bu olumsuz durumla karşı karşıya kalabilir. Onun için nazar değmesine karşı Allah'a sığınılmalıdır, ondan yardım dileyip ona ibadet edilmelidir. Nitekim Peygamber efendimiz nazar ile ilgili şöyle buyurmaktadır:" Bir kimsenin kendisini veya kardeşlerinin bir şeyi hoşuna giderse, bereketle ona dua etsin. Çünkü göz değmesi haktır"

Nazarın vaki olduğu bir hakikattir. Bundan sakınmak için çeşitli yollar denemekte fayda vardır. Ayet-el kürsi, Nas, Felak, İhlas sûrelerini okumak bunun bir yoludur. Ama nazar değmesin diye, çocukların elbisesine boncuk işlenmesi ve nazarlıklar takılması caiz değildir. Böyle şeylerin İslam ile bağdaştırılması düşünülemez. Bunlar daha çok cahiliye devrine ait adetlerdendir. Bunlardan kaçınmak lazımdır.

 

Günün Ayeti

Kitabı sol tarafından verilen ise der ki: "Keşke kitabım verilmeseydi de, hesabımın ne olduğunu bilmeseydim.

HAKKA, 25-26.

 

Günün Hadisi

“Müslüman, Müslümanın kardeşidir. Kardeşine, kusurlu bir şeyi kusurunu ona açıklamadan satması helal olmaz.”

İbni Mace 2/754.

 

Günün Sözü

Batan güneş için ağlamayın. Yeniden doğduğunda ne yapacağınıza karar verin.

(Dale Carnegie)

 

Günün Duası

Allah’ım günü ve haftaya rızan ile başlamayı ve rızan ile bitirmeyi nasip et.

 

Bunları biliyor muyuz?

Yemin-i Gâmûs

Bir konuda bile bile yalan söyleyerek yemin etmek demektir.

 

Günün Nüktesi

Balık bilmezse Hâlık bilir…

Bir gün Cüneyd-i Bağdadi  bir deniz kenarına gitmiş. Bir Mecusi bol miktarda yem almış, denizdeki balıklara yem atıyormuş.

Cüneyd-i Bağdadi, ne yapıyorsun? demiş.

Mecusi; yem atıyorum, sevap kazanacağım demiş.

Cüneyd-i Bağdad-i, senin sevap kazanman için, evvela iman etmen lazım. Sen Müslüman değilsin, hangi sevaptan bahs ediyorsun, demiş.

Mecusi; peki benim bu balıklara yem verdiğimi o bahs ettiğin Allah görüyor mu? demiş. Cüneydi Bağdadi görüyor, Onun bilmediği, Onun görmediği bir şey yoktur ki, demiş.

Mecusi, bu da bana yeter, demiş.

Aradan seneler geçmiş. Cüneyd-i Bağdadi hacca gitmiş, tavaf ederken bakmış, Mecusi de tavaf ediyor, gözyaşı döküyormuş.

Cüneyd-i Bağdadi, burada ne işin var, demiş. O beni gördü demiş. Nasıl gördü deyince, sen gittikten sonra içimde bir nur parladı. Baktım balıkların hepsi kelime-i şehadet getiriyor, ağaçlara baktım, kelime-i şehadet getiriyor, ben de kelime-i şehadet getirmeğe başladım. 

Sana bir nasihat vereceğim: " İyilik yap, denize at, balık bilmezse, Hâlık bilir." İşte Hâlık bildi ve beni Mecusi iken mümin yaptı." demiş.

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
TSYD’den Ekici’ye ödül
TSYD’den Ekici’ye ödül
Karalar;  “Suyu iki aşamada indirelim”
Karalar; “Suyu iki aşamada indirelim”