hediye patlayan kutu

Yapılan her vasiyet yerine getirilmeli mi?
Dr. Zeki Uyanık

Yapılan her vasiyet yerine getirilmeli mi?

Bu içerik 541 kez okundu.

Yapılan her vasiyet yerine getirilmeli mi?

    

Ölen kimsenin ölmeden önce yapacağı vasiyetin üç şartı vardır. Birincisi vasiyet, mal varlığının üçte birini (1/3) geçemez. İkincisi mirasçıya böyle bir vasiyet yapılamaz. Çünkü miras paylarını bizzat Allah belirlemiştir. Üçüncüsü de vasiyetten maksat bir insanın ihtiyacını gidermek, bu yolla Allah’ın rızasını kazanmak olmalıdır. Mirasçıların paylarını azaltmak niyetiyle yapılması yasaktır. Bu bir maddi vasiyettir.

       Ancak maddi vasiyetten başka bir de mecazi ya da manevi diyeceğimiz vasiyet vardır. Örneğin: “Bir kimse anne-baba öldükten sonra çocuklarından bir şeyin yapılmasını ya da yapılmamasını talep ediyorsa sadece kendilerini ilgilendiren ve imkân dâhilinde olanlar yerine getirilir.

      Ama tamamen sorumluluğun çocuklara ait olduğu ve sadece kendilerini ilgilendiren bir konuda ise çocuklar buna uymak zorunda değiller. Mesela anne veya baba “falancayla konuşmayacaksın” dese ya da mubah bir iş için “şu işi yapmayacaksın” dese çocuklar bunlara uymak zorunda değildir ve anne-babalarına saygısızlık etmiş olmazlar.
 
 
Bütün İnsanlar sırat köprüsünden geçecek mi?
    Sırat Köprüsü vardır. Varlığı da hadisi şeriflerde geçmektedir. Sırat köprüsü ahiret gününde cehennemin üzerinde var olan bir köprüdür. Gelmiş geçmiş bütün insanlar bu köprüye vuracaklar ve geçmeye çalışacaklardır. Ancak  köprüyü geçebilenler cennete gidecek, geçemeyenler cehenneme düşeceklerdir.
     Bir hadisi şerifte Hz. Peygamber bu köprü ile ilgili olarak şöyle buyurmaktadır "... Sonra Cehennemin iki yakası üzerine bir köprü kurulacaktır. Nasıl köprüdür bu? Diye sordular. Kaygan bir köprüdür. Çengelleri ve dikenleri vardır. Müminler onun üzerinden göz açıp kapayıncaya kadar ve şimşek gibi geçeceklerdir. Rüzgar ve yarış atları gibi uçacak olanları olacaktır. İnsanların bir kısmı kurtulacak, cennete gidecek, bir kısmı yara bere içinde Cehenneme yuvarlanacaktır.
     Allah’u Teala da bu hususta Kur’an-ı Kerimde mealen şöyle buyurmaktadır: "Sizin hiç oraya (cehenneme) uğramayacak olanınız yoktur. Sonra biz Allah'a karşı saygılı olanları kurtaracağız, zalimleri ise orada yüzüstü bırakacağız". (Meryem 19/71, 72).
      Tabi herkes cehenneme gitmeyeceğinden oraya uğramaktan kasıt sırat köprüsünden geçmektir. Buna göre Ehli Sünnet Akidesinde Sırat Köprüsüne inanmak imanın gereğidir. Her mümin sıratın varlığına inanmak zorundadır. Halkımızın sırat köprüsünü kıldan ince, kılıçtan keskin olarak vasıflandırması onun üzerinden geçmenin zorluk ve meşakkatine bir işarettir.
 
 
Kuşluk namazı ne zaman kılınır?
     Güneşin doğuşundan takriben 45-50 dakika geçmesinden zeval vaktine kadar olan süreye kuşluk vakti ve bu süre içinde kılınan nafile namaza da kuşluk (duha) namazı denir.
       Duha namazının vaktine Türkçe'de kuşluk vakti denir. Kur'ân-ı Kerim'de duhâ namazı diye bir namazdan bahsedilmemektedir. Bu namaz bazı hadislerde konu edilmektedir. Taberânî Mu'cemü'l-Kebir adlı eserinde Ebu'd-Derdâ yoluyla Peygamber Efendimizin şöyle dediğini naklediyor: "Kim iki rekât duhâ namazı kılarsa o kimse gafil kimselerden olmaz. Kim duhâ namazını dört rekât kılarsa Allah'a ibadet eden kimselerden olur. Kim bu namazı altı rekât kılarsa o gün ona duhâ namazı olarak kâfi gelir. Kim yine bu namazı sekiz rekât kılarsa, Allah o kimseyi kendisine itaat eden kimselerden kabul eder. Ve kim ki bu duhâ namazını oniki rekât kılarsa Allah ona Cennet'te bir köşk yapar.
      Dolayısıyla kuşluk vaktinde en az iki rekat namaz kılmak çok sevaptır. Nitekim sevgili Peygamberimiz: ”Günde iki rekat kuşluk namazı kılanın günahları denizlerin köpüğü kadar olsa, affedilir.” Demektedir. Buna göre kişi imkan bulması halinde bu namazı kılmaya çalışmalıdır.
 
Kişi ismini değiştirirse mevlit okutmak zorunda mı?
      Kişi sahip olduğu isimden memnuniyetsizlik duyuyorsa yeni bir isim almasında bir sakınca yoktur.  Bunun için ezan okumak, kurban kesmek veya mevlit okutmak gibi herhangi bir merasimi düzenlemeye de gerek yoktur.
       Peygamberimizin, isimlerini değiştirdiği sahabelere bu tür bir merasim yaptırdığı bilinmemektedir. Ancak yine de ezan okumak, mevlit okutmak veya kurban kestirmek isterse dinen bir sakıncası yoktur.
 
Günün Ayeti
Başınıza gelen herhangi bir musibet kendi ellerinizle kazandıklarınız yüzündendir.
 
Günün Hadisi
Dikkat! Kuşkusuz ki insanda bir organ vardır. Eğer o iyi olursa, bütün vücut iyi olur. Eğer o bozuk olursa, bütün vücut bozulur. Dikkat edin! O, kalptir!
 
Günün Sözü
Kimse geçmişini geri satın alabilecek kadar zengin değildir
Oscar Wilde
 
Günün Duası
Allah'ım! zenginliğin ve fakirliğin şerrinden sana sığınırım.
 
Bunları biliyor muyuz?
La havle vela kuvvete illa billah’ın anlamı nedir?
Güç ve kuvvet ancak Allah'a mahsustur. "Allah'a âsi olmak ve günah işlemekten dönüş, ancak Allah'ın verdiği ismet (günahlardan uzak olma hâli) ile, O'na itâate kuvvet ve iktidar da, ancak O'nun yardımı ile hâsıl olur" demektedir.
 
Günün Nüktesi
Kelin de bir sahibi var…
        Vaktiyle bir derviş, nefisle mücadele makamının sonuna gelir. Meşrebin usulünce bundan sonra sadeliği seçecektir. Saç, sakal, kestirmek üzere berbere gider. Vur usturayı berber efendi, der.
        Berber dervişin saçlarını kazımaya baslar. Derviş aynada kendini takip etmektedir. Başının sağ kısmı tamamen kazınmıştır. Berber tam diğer tarafa usturayı vuracakken, bıçkın bir kabadayı girer içeri. Doğruca dervişin yanına gider, başının kazınmış kısmına okkalı bir tokat atarak:
       Kalk bakalım kel, kalk da tıraşımızı olalım, diye kükrer. Dervişlik bu... Sövene dilsiz, vurana elsiz gerek. Kaideyi bozmaz derviş.
       Ses çıkarmaz, usulca kalkar yerinden. Berber mahcup, fakat korkmuştur. Ses çıkaramaz.
Kabadayı koltuğa oturur, berber tıraşa başlar. Fakat kabadayı tıraş esnasında da sürekli aşağılar dervişi, alay eder:
"Kel aşağı, kel yukarı."
       Nihayet tıraş biter, kabadayı dükkandan çıkar. Henüz birkaç metre gitmiştir ki, gemden boşanmış bir at arabası yokuştan aşağı hızla üzerine gelir. Kabadayı şaşkınlıkla yol ortasında kalakalır. Derken, iki atın ortasına denge için yerleştirilmiş uzun sivri demir karnına dalıverir. Kabadayı oracığa yığılır, kalır. Ölmüştür.
      Görenler çığlığı basar. Berber ise şaşkın, bir manzaraya, bir dervişe bakar, gayri ihtiyarî sorar:  Biraz ağır olmadı mı derviş efendi?
Derviş mahzun, düşünceli cevap verir:
- Vallahi gücenmedim ona. Hakkımı da helal etmiştim. Gel gör ki kelin de bir sahibi var.
 
 

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
TSYD’den Ekici’ye ödül
TSYD’den Ekici’ye ödül
Karalar;  “Suyu iki aşamada indirelim”
Karalar; “Suyu iki aşamada indirelim”