hediye patlayan kutu

İslam dininde çalışmanın ibadet sayılması için hangi şartlara riayet edilmesi gerekir?
Dr. Zeki Uyanık

İslam dininde çalışmanın ibadet sayılması için hangi şartlara riayet edilmesi gerekir?

Bu içerik 80 kez okundu.

İslam dininde çalışmanın ibadet sayılması için hangi şartlara riayet edilmesi gerekir?

Çalışmak meşru bir işte olduğunda ve ibadetler ihmal edilmediğinde evet ibadettir. Yani çalışmanın ibadet olabilmesi için farzların yerine getirilmesi konusunda ihmal ve tembellik gösterilmemesi ve haramlardan kaçınılması şartına bağlıdır.    

Nitekim iki namaz vakti arasında kalan diğer saatlerin, vakit namazları kılındığı takdirde bir ibadet şekline geleceği ve iki namaz arasında işlenen günahların affedileceği verilen müjdeler arasındadır.

Meselenin bir başka yönü de, farzlarını yerine getiren, haramdan kaçınan kimsenin ailesi için çalışmasının da ibadet olduğudur. Bir hadislerinde kişinin kendisi, ailesi, çocukları ve hizmetçisi için harcadığı paranın birer sadaka olacağını bildiren Peygamberimiz başka bir hadislerinde de bununla ilgili olarak şöyle buyurur:

“Allah yolunda sarf ettiğin, bir kölenin hürriyetine kavuşturulması için harcadığın, fakire sadaka olarak verdiğin, bir de ailen için harcadığın paranın hepsi hayırlıdır. Fakat bunlar içinde ailen için sarf ettiğin paranın sevabı hepsinden daha çoktur.”

Buna göre farz ibadetlerini yerine getiren, günahlardan uzak kalan kimsenin meşru yani helâlinden olan çalışması ibadet hükmüne geçer.

 
Müslüman kimseye kızgınlıkla kafir demek caiz mi?

Tekfir, Müslüman olduğu bilinen bir kişiyi, inkâr özelliği taşıyan inanç, söz veya davranışından ötürü kafir saymak demektir. İrtidad ise Müslümanın dinden çıkması anlamına gelir.

Bu itibarla tekfir bir şahsın başkaları tarafından küfrüne hükmedilmesi, irtidad ise kişinin kendi irade ve ifadesiyle İslâm'dan ayrılmasıdır.

Bir müslümanın kâfir olduğuna hükmedilmesi onu pek ağır dünyevî ve uhrevi sonuçlara, müeyyide ve mahrumiyetlere mahkûm etmek anlamına geldiğinden, tekfir konusunda çok titiz davranmak gerekir.  .

Çünkü yersiz yapılan tekfir, fert açısından ağır sonuçlar doğurmasının yanında toplum hayatında kapatılamayacak yaraların açılmasına, birlik ve bütünlüğün zedelenmesine ve parçalanmaya sebep olur. Zira bu durumdaki bir kimse, gerçek durumunu Allah bilmekle birlikte, toplumda Müslüman muamelesi görmez, selâmı alınmaz, kendisine selâm verilmez, kestikleri yenilmez. Müslüman bir kadınla evlenmesine müsaade edilmez. Öldüğünde cenaze namazı kılınmaz. Müslüman kabristanına gömülmez.

Tekfir bu denli ağır sonuçlar doğurduğu içindir ki, Hz. Peygamber pek çok hadiste  "Ben müslümanım" diyeni küfürle suçlamaktan sakınmayı tavsiye etmiştir. Bir hadiste "Kim bir insanı kâfir diye çağırırsa  veya öyle olmadığı halde ey Allah düşmanı derse söylediği söz kendisine döner" (Müslim, Îmân 27) buyurulurken, bir başka hadiste de şöyle denilmiştir: "Bir insan müslüman kardeşine ey kâfir diye hitap ettiği zaman, ikisinden biri bu sözü üzerine almış olur. Şayet söylediği gibi ise küfür onda kalır, değilse söyleyene döner" (Müslim, Îmân 26).

Bu hadislerden de anlaşılacağı gibi bir kimseyi küfürle itham ederken göz önünde bulundurulması gereken husus, o kimsenin küfür olan bir inancı yapıp yapmadığı veya küfür olan bir sözü söyleyip söylemediği ya da küfür ve irtidad gerektiren bir inanca inanıp inanmadığına dikkat etmek gerekir.

Onun için birine kızarken ya da şaka ile ona gelişi güzel olarak kafir demek uygun değildir. Şayet kişi bu sözü sadece o davranışa binaen kafir birisinin hareketlerine benzeterek söylüyorsa haram bir iş yapmış olur. Şayet bu sözünü söylerken Müslüman olan birisini kafir sayıyorsa o zaman Hz. Peygamberin yukarıdaki hadisinin hükmü kendisine döner.      

Dolayısıyla günlük hayatta kullandığımız söz ve ifadelere dikkat etmemiz gerekir. Yoksa hafazanallah telafisi olmayan yola girebiliriz.

 

Cenaze yıkanmadan bulunduğu yerde ona Kuran okumak caiz mi?

Vefat eden kimse yıkanmadan olduğu mekanda kendisine Kuran okumak mekruh görülmüştür. Ancak ölünün olduğu mekandan başka bir mekanda kendisine Kur’an okunmasında dini bir mahzur yoktur.

 

Günün Ayeti

Allah hainleri sevmez.

Enfal 58

 

Günün Hadisi

"Kim mü'mine zarar verirse Allah da onu zarara uğratır. Kim de mü'mine meşakkat verirse, Allah da ona meşakkat verir."

Tirmizi, Birr 27,

 

Günün Sözü

En karanlık gece bile sona erer ve güneş tekrar doğar

Victor Hugo

 

Günün Duası

Allah’ım ülkemize, milletimize ve de inancımıza ihanet etmekten bizi koru.

 

Bunları biliyor muyuz?

Kelime-i Tenzih Nedir?

Allah Teâlâ’nın her türlü noksan sıfatlardan temiz ve uzak olduğunu ifade eden "Sübhânellah" sözü demektir.

 

 

Günün Nüktesi

Benim sünnetim budur…

Hz. Enes, anlatıyor: Hz. Peygamber'in hanımlarının hâne-i saâdetlerine üç kişi gelerek Resûlullah’ın (evdeki) ibadetini sordular.

Kendilerine sordukları husus açıklanınca kendi ibadetlerini az bularak: "Resûlullah  kim, biz kimiz? Allah O'nun geçmiş ve gelecek bütün günahlarını affetmesine rağmen bu kadar ibadet ediyor. O halde bizim daha fazla ibadet etmemiz gerekir.

Bunun üzerine içlerinden biri: "Ben artık hayatım boyunca her gece namaz kılacağım" dedi. İkincisi: "Ben de hayatım boyunca hep oruç tutacağım, hiç bir gün terk etmeyeceğim”dedi. Üçüncüsü de: "Kadınları ebediyen terk edip, onlara hiç temas etmeyeceğim" dedi.

Aradan bir zaman geçtikten sonra hanımları bu durumdan rahatsız olarak kocalarını Hz. Peygambere şikayet ettiler. Hz. Peygamber onları bularak: "Sizler böyle böyle söylemişsiniz. Halbuki Allah'a yemin olsun Allah'tan en çok korkanınız ve yasaklarından en ziyade kaçınanınız benim. Fakat buna rağmen, bazen oruç tutar, bazen tutmam, bazen gece namazı kılarım, bazen uyurum, kadınlarla da beraber olurum. (Benim sünnetim budur), kim sünnetimi beğenmezse benden değildir" buyurdu. (Buhârî, Nikah 1).

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
TSYD’den Ekici’ye ödül
TSYD’den Ekici’ye ödül
Karalar;  “Suyu iki aşamada indirelim”
Karalar; “Suyu iki aşamada indirelim”