hediye patlayan kutu

Almanya’da ölen kimsenin cenazesini Türkiye’ye getirmek caiz mi?
Dr. Zeki Uyanık

Almanya’da ölen kimsenin cenazesini Türkiye’ye getirmek caiz mi?

Bu içerik 304 kez okundu.

Almanya’da ölen kimsenin cenazesini Türkiye’ye getirmek caiz mi?

 

       Dinimize göre cenazeyi öldüğü yere defnetmek menduptur. Cenazeyi defnetmeden önce başka yere nakletmek mekruh olmakla beraber caizdir. Definden sonra kabrinden çıkararak nakil ise kesin zaruret olmadıkça mutlak suretle caiz değildir.

 

      Buna göre yurtdışında ölenlerin, bulundukları yerde bir Müslüman kabristanı varsa, orada defnedilmeleri uygun olur. Şayet Müslüman kabristanı yoksa Hıristiyan mezarlığında Müslümanlar için ayrılmış olan bölüme defnedilmeleri mümkün olduğu gibi, Türkiye'ye nakledilmeleri de caizdir.

 

     Ama orada gömülmelerinin dini bir sakıncası yoktur. Tabi gömerken Müslümanların kabristanına gömmek gerekir. Ya da gayrı Müslimlerin mezarlarının olmadığı köşede bir yerde gömmelidir.

 

 

 

Boşanan kadının tekrar evlenebilmesi için beklemesi gereken bir süre var mı?

 

     Boşanan kadın hemen bir başkasıyla evlilik yapamaz. Önce boşandığı kocasından herhangi bir hamilelik durumunun olup olmadığını ispat ve tespit etmesi için üç ay halini bitirmesi gerekir.

 

     Bu bekleyiş, hem çocuk nesebinin doğru tespiti için gerekli, hem de boşanmış olmanın meydana getirmesi muhtemel psikolojik sarsıntının aşılması için lüzumludur. Aile kurumunu yeniden teşkil ederken gereken saygı ve özenin gösterilmesinin de zaruri bir

 

sonucudur. Bu sebeple İmam-ı Azam Hazretleri:

 

– Boşanan kadın üç tam (hayızlı) devreyi tamamlayınca, gereken müddeti doldurmuş olur, derken; Şafii Hazretleri de: – Üç tam (temizlik halini) tamamlamasıyla müddetini bitirmiş olur. Ay hali görmeyen yaşlılar ile küçüklerin bekleme müddeti de (üç ay)dır.

 

Hamileninki ise çocuğunu doğuruncaya kadardır.Bir de kocası ölenin beklemesi vardır ki bu da (dört ay on gün) dür.

 

      Bu bekleme müddetleri içinde kadınlar yeni bir evlilik arayışı içinde olmadıklarını ifade için süslenmezler, şımarık hareketlerde bulunmazlar. Üzüntülü giyim kuşam içinde görünürler, albenili giyimden uzak kalmaya dikkat ederler. Dışarıdan da onlara, bekleme müddeti bitinceye kadar evlilik teklifi yapılmaz; ihtiyaç duyanlar sadece

 

Îmada bulunmakla iktifa ederler.

 

      İslam ayrılmalarda ikinci evlilik için bekleme müddeti koymuş, neslin kime ait olduğu kesinleşinceye kadar yeni bir evliliğe izin vermemiştir. Ta ki ömür boyu sürecek bir şüphecilik, anaları babaları bunalımlara sokmasın. Ötekinin çocuğunu, beriki kendi çocuğu zannıyla nüfusuna kaydettirme gibi hazmedilmez bir

 

hataya maruz kalmasın.

 

      Burada müddet beklememesi gereken biri vardır. O da nişanlanıp nikahlandıktan sonra bir araya gelemeden nikahı bozulup ayrılanlar. Bunların bir arada baş başa halvette kalmamış olmaları, iddet beklemelerine ihtiyaç bırakmamıştır.

 

 

 

 

 

Herhangi bir yerde kesmek üzere adak adayan kimse bu adağını başka bir yerde kesebilir mi?

 

         Adak, kişinin bir ibadeti yapacağına dair Allah'a söz vererek üzerine borç kılması anlamına geldiğinden, bu borçtan kurtulması için adağını yerine getirmesi gerekir. Bundan dolayı kurban keseceğine dair adakta bulunan kişi, ancak kurban kesmek suretiyle adağını yerine getirmiş olur.

 

           Ancak adağı adadığı yerde kesmek zorunda değildir. Yani adakta yer bağlayıcı değildir. İster bu adağını söylediği yerde keser, isterse evinde, dilerse başka bir yerde keser hepsi de caiz ve geçerlidir. Ancak illaki mutmain olmak istiyorsa adadığı yerde keser.

 

 

 

Denizden çıkan bütün balık çeşitlerini yemek caiz mi?

 

            Kur'an-ı Kerim'de denizden elde edilen yiyeceklerin helal olduğu bildirilmektedir. Nitekim yüce mevla Kur'an'ında mealen şöyle buyurmuştur: "Deniz avı yapmak ve onu yemek size helal kılındı." (Maide 96) Hazret-i Peygamber de "onun suyu temiz, ölüsü helaldir." buyurmuştur.

 

            İslam fıkıhçıları bu nasslara dayanarak bütün balık türlerini yemeği caiz görmüşlerdir. Bu konuda görüş birliği olmakla beraber balık türleri dışında kalan midye, kalamar, yengeç, karides gibi deniz ürünlerini yemek Hanefi mezhebi fıkıhçılarına göre haram, Hanefi mezhebi dışındaki Şafii, Maliki ve Hanbeli mezheplerine göre ise helaldir.

 

 

 

 Günün Ayeti

 

Allah, insanları günahlar yüzünden hemen yakalayıverseydi, yeryüzünde hiçbir canlı bırakmazdı.

 

 

 

Günün Hadisi

 

İçerisinde Allah zikredilen evlerin misali ile içerisinde Allah zikredilmeyen evlerin misâli, diri ile ölünün misali gibidir.

 

 

 

Günün Duası

 

Ya rabbi dünyamızı ve ahretimizi kaybettirecek insanlardan ve işlerden bizi koru

 

 

 

Günün Sözü

 

Ne söyleyeyim diye baştan düşünmek, niçin söyledim diye sonunda pisman olmaktan iyidir.

 

Sadi

 

 

 

Bunları Biliyor muyuz?

 

Telkin nedir?

 

     Ölmek üzere olan kişinin yanında kelime-i tevhîd ve kelime-i şehâdet okunmasına; cenâze defnedildikten sonra, kabirde sorulması muhtemel soruları ve cevapları ölüye hatırlatma konuşmasına telkîn denir.

 

 

 

 

 

Günün Nüktesi

 

Altı şey, altı yerde gariptir.

 

Allah’ın Resulü sahabelere şöyle buyurdu: Altı şey, altı yerde gariptir.

 

1- Mescid, kendisinde namaz kılmayan kavmin arasında gariptir.

 

2- Mushaf, okunmayan evde gariptir.

 

3- Kuran, fasık kişinin kalbinde gariptir.

 

4- Müslüman ve salih bir kadın, zalim ve kötü huylu bir erkeğin elinde gariptir.

 

5- Müslüman ve salih bir erkek, söz dinlemeyen ve kötü huylu bir kadının elinde gariptir.

 

6- Âlim, kendisini dinlemeyen bir kavmin arasında gariptir.

 

     Allah-u Teâlâ, onları garip bırakanlara kıyamet gününde rahmet nazarıyla bakmaz.

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Karataş sahilinde ücret tartışması
Karataş sahilinde ücret tartışması
Babalar Günü'nü şehitlikte kutladı
Babalar Günü'nü şehitlikte kutladı