hediye patlayan kutu

Sivil toplum kuruluşlarına zekat vermek caiz mi?
Dr. Zeki Uyanık

Sivil toplum kuruluşlarına zekat vermek caiz mi?

Bu içerik 56 kez okundu.

 

         Zekâtın ve fıtır sadakasının geçerlilik şartlarından biri de temliktir. Temlik, bir malı, mal edinmeye ehil bir kişinin mülküne geçirmektir.  Vakıf, dernek gibi yerlere temlik söz konusu olmadığından, buralara zekât ve fıtır sadakası verilemez.

 

Kadının ziynet olarak kullandığı altının zekatı var mı?

         İslam Hukukuna göre kadın, ekonomik olarak kocasından bağımsızdır. Yani kadının da erkek gibi kendisine ait menkul veya gayr–i menkul malı olabilir. Bu durumda, sahip olunan o mallar nisab miktarını aşıyorsa, kadın hükmen zengindir ve erkek gibi zengin sayılır.

         Hanefi Mezhebine göre ziynete yani süs eşyası altına zekat düştüğünden nisap miktarını aşan ziyneti olan bir kadının dinen zengin sayıldığı için zekat vermesi gerekir.

        Şafii mezhebine göre ziynete zekat çıkmadığı; için ziyneti olan bir kadın zekat vermek zorunda değildir. Ama bu ziynet çok abartılı bir miktar taşıyorsa Şafiiye göre de kadın zekat vermek zorundadır.

 

Kan vermek oruca zarar verir mi?

            Kan vermekle oruç bozulmaz. Çünkü bedene giren bir gıda yok, bilakis bedenden çıkan bir sıvı vardır. Bedenden bir şeyin çıkması ile oruç bozulmaz.

            Bedene dışarıdan bir maddenin ağız burun kanalı ile girmesi ile oruç bozulur. Kan vermek orucu bozmamakla beraber kişiyi takatten düşürdüğü için oruçlu olarak kan vermek mekruh görülmüştür.

 

Emlakçılık yapan kimse mülkiyetindeki dairelerin zekâtını vermekle yükümlü müdür?

       Ticaret malları zekâta tabidir. Emlakçıların ticari amaçlı olarak alıp sattıkları daireler de ticaret malı kapsamında yer alır. 

      Buna göre, büro, ikamet gibi kullanım amaçlı olmayıp alıp satmak amacı ile Emlakçıların ellerinde bulundurdukları dairelerin, borçları çıktıktan sonra değeri nisap miktarına ulaşmış ve üzerinden bir yıl geçmiş ise kırkta bir oranında zekâtının verilmesi gerekir.

 

İstifra orucu bozar mı?

            İstifranın orucu bozup bozmama meselesi fıkıhçılar arasında tartışma konusu olmuştur. Hanefi fıkıhçılara göre bilerek yapılan kusma ağız dolusu ise orucu bozar. Bu orucun kazası da gerekir. Fakat kusma bilerek kendiliğinden getirildiği halde ağız dolusu değilse oruç bozulmaz. Fakat hangi kısımdan olursa olsun kusmadan bir şey yutulursa orucu bozar.

            Şafii fıkıhçılara göre ise, bilerek yapılan kusma az olsun çok olsun orucu bozar, ramazandan sonra da kaza etmek lazım. Bilmeyerek yapılan kusma boğaza girmese oruca zarar vermez.

 

Ramazan ayında kaza namazı borcu olan teravih namazı kılabilir mi?

      Bu konuda Hanefi ile Şafii mezhep imamları farklı görüşlerde bulunmuşlardır.

      Hanefilere göre: Kaza namazı borcu olanlar beş vakit namaz öncesi ve sonrası sünnetleri kılmalı, kaza namazı kılmak için bu sünnetleri terk etmemelidir. Ayrıca, kılınması için hakkında hadis bulunan diğer kuşluk, tesbih, evvabin, teheccüd namazları da kılınmalı, kaza namazı için bunlar da terk edilmemelidir. Bunların dışında kendiliğinden kılınan nafile namazlar olacaksa, işte bunların yerine kaza namazı kılınması uygun olur. Ama namaz öncesi sonrası sünnetlerle, kılınması için Efendimizin tavsiyeleri bulunan sünnetler kaza namazı için terk edilmemelidir.

      Şafiilere göre ise: Farz namazı borcu olanların sünnet kılması caiz değildir. Kazası olan   bir an evvel farzları kılıp borçlarından kurtulmalı, ondan sonra sünnetleri kılma imkanı elde etmiş olmalıdır. Şafiilere göre kişi ahiret gününde sünnet namazlarından sorulmayacaktır. Ama farz namazlarından sorulacaktır. Öyleyse kul sorumlu olduğu farz ibadeti yerine getirmelidir. Ondan sonra sorumlu olmadığı sünnet ibadeti ifa etmelidir.

 

Üvey anne, üvey baba ve üvey çocuklara zekat verilebilir mi?

       Babası ölmüş ise üvey anneye, buluğ çağına erişip evden ayrılmış ise üvey çocuklara ve üvey babaya, fakir olmaları halinde zekat verilebilir.

       Çünkü bunlarla zekatı veren kişi arsında usul ve füru ilişkisi olmadığı gibi, zekat veren şahıs bunlara bakmakla yükümlü de değildir.

 

Günün Ayeti  

“Ey âdemoğulları! Her mescide gidişinizde güzel giysilerinizi giyin”

A’raf 7/31

 

Günün Hadisi

“Biriniz abdest alıp camiye geldiği zaman kimseye eziyet etmediği sürece; Melekler bu kimse hakkında, ‘Allah’ım! Bu kulunu bağışla, ona merhamet et ve tövbesini kabul et’ diyerek dua ederler”

Ebu Dâvûd, "Salât", 49.

 

Günün Sözü

Oruç bir nefis terbiyesi ve içteki bütün kirlerin tasfiyesidir.

 

Günün Duası

Allah'ım oruç ve namazlarımızı affımıza vesile eyle.

 

Bunları biliyor muyuz?

Adn Cenneti Nedir?

Yedi kat göklerin üzerinde yaratılan sekiz Cennetten derece bakımından en yüksek olanı.

 

Günün Nüktesi

Sabrın Zirvesi...

         Allah dostlarından Rabiatül Adeviyye bir ramazanda yiyecek bir şey bulamadı sekiz gün böyle geçmişti ve yiyecek bir iftarlık kuru bir ekmeği bile yoktu.

            Açlık iyice şiddetlenmiş ve kendi kendine acaba nefsime zulüm mü ediyorum diye düşünürken derken kapı çalınır. Komşusu bir tabak yemek getirmiştir. Ortalık karanlıktır. Onu alıp yere koyar. Işık aramaya gider. Işığı yakınca kedinin yemeği döktüğünü görür. Ne yapayım bari iftarı su ile açayım diye düşünür.

            Bu sırada ışık söner ve bardağı alıp su içecekken bardak düşüp kırılır. Elini açar:

-Ya Rabbi! Bu zavallı kulunu deniyorsun, fakat acizliğimden sabredemiyorum. Diyerek bir ah çeker. Bu sırada gaybden şöyle bir ses duyulur:

-Ey Rabia! İstersen dünya nimetlerini üstüne saçayım. İstersen üzerindeki dertleri kaldırayım. Fakat bu dertler ile nimetler bir arada bulunmaz.

Bu sözü işitince Hazreti Rabia:

-Ya Rabbi beni kendin ile meşgul eyle ve senden alıkoyacak işlere bulaştırma diye dua eder.

 

Kur’an’da İsmi Geçen Peygamberler

Hz. İlyas:

            Kur'an-ı Kerîm'de ismi geçen peygamberlerden biridir. Hz. Musa 'dan sonra gelmiştir.  Kur’an’da adı 3 defa geçmektedir. Puta tapan İsrailoğullarına peygamber olarak gönderilmiştir.

 

 

Hz. Peygamberin Sahabeleri

Hâlid b. Velîd

            Miladi 587'de Mekke’de doğdu. Soyu yedinci göbekten Resûl-i Ekrem’in soyu ile birleşir.

İslâm dinini cahiliye devrinin âdet ve geleneklerini yıkan, kabile gurur ve asabiyetini ortadan kaldıran bir hareket olarak değerlendiren başta müslüman olmamıştır.

            Daha önce müslüman olan kardeşi Velit, Umretü’l-kazâ için Hz. Peygamber’le birlikte Mekke’ye gelince ona Hz. Peygamberden bir mektup bıraktı.

            Bu mektupta, İslâmiyet’i kabul etmemesini ve bu dinden uzak durmasını hayretle karşıladığını belirttikten sonra Resûlullah’ın kendisini sorduğunu ve, “Hâlid gibi bir insanın İslâm’ı tanımaması ne tuhaf! Keşke o, gayret ve kahramanlıklarını müslümanların yanında müşriklere karşı gösterseydi; bu kendisi için çok daha hayırlı olurdu. Biz de onu başkalarına tercih ederdik” dediğini bildirdi.  Kardeşinin mektubunu okuyunca müslüman olmaya karar veren Hâlid b. Velîd, Osman b. Talha ve Amr b. Âs ile birlikte Medine’ye gitti. Mescid-i Nebevî’de Hz. Peygamber’in huzurunda kelime-i şehâdet getirerek müslüman oldu. Bunun üzerine Resûlullah, “Seni doğru yola ulaştıran Allah’a hamdolsun! Seni yalnızca hayra ulaştıracağını umduğum bir aklın olduğunu biliyorum” dedi.

             Hâlid, günahlarını bağışlaması için Allah’a dua etmesini kendisinden isteyince Hz. Peygamber, “İslâmiyet daha önceki günahları siler” cevabını verdi. Hâlid öyle de olsa dua etmesini isteyince Resûl-i Ekrem aynı cevabı tekrarladı. Bu cevaba rağmen, “Öyle de olsa yâ Resûlellah dua buyursanız” deyince Hz. Peygamber, “Allahım! Daha önce yaptıklarından dolayı Hâlid’i bağışla!” diye dua etti.

            Hâlid b. Velid,  müslüman olduktan sonra Hz. Peygamber’in emrinde ve sohbetinde bulundu. Müslüman olarak katıldığı ilk savaş Mûte Savaşı’dır. Bu savaştaki kahramanlığından dolayı . Medine’ye dönünce Resûl-i Ekrem kendisine “seyfullah” (Allah’ın kılıcı) unvanı verdi. Mekke’nin fethinde dört kol halinde şehre giren İslâm ordusunun sağ kol birliğinin kumandanlığını yaptı.

            Hâlid b. Velîd ömrünün geri kalan yıllarını geçirdiği Humus’ta öldü. Kabri oradadır. (DİA, XV, 289-292)

 

Kutsal Mekanlar

CENNET’ÜL BÂKİ

            Cennet bahçesi anlamına gelen Cennet’ül Bâki Medine'deki bir mezarlıktır.  Cennet’ül Bâki Kabristanı’nın en önemli özelliği bu mezarlığın bizzat Hz. Peygamberin tarafından seçilmiş olmasıdır. Cennet’ül Bâki,  Müslümanların kurmuş oldukları ilk mezarlıktır.

            Cennet’ül Bâki Mezarlığı’na ilk defnedilen zâtın; İslâm’ın Medine coğrafyasında hızla yayılmasında etkili olan ve İslâm'da ilk defa Müslümanlara cuma namazı kıldıran Es'ad b. Zürare olduğu rivayet edilirken, başka bir görüşe göre ise göre el-Bakî'ye ilk defa Osman b. Maz'un defnedilmiştir. Cennet’ül Baki’de yaklaşık olarak onbin sahabe efendimizin metfun olduğu rivayet edilir.

            Mescid-i Nebevi‘nin doğu tarafında kalan Cennetül Bâki Mezarlığı,  sabah namazından sonra, ikindi ve akşam arası ziyarete açılmaktadır.

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Karataş sahilinde ücret tartışması
Karataş sahilinde ücret tartışması
Babalar Günü'nü şehitlikte kutladı
Babalar Günü'nü şehitlikte kutladı