hediye patlayan kutu

Yaptığımız yeminden dönebilir miyiz?
Dr. Zeki Uyanık

Yaptığımız yeminden dönebilir miyiz?

Bu içerik 59 kez okundu.

Yaptığımız yeminden dönebilir miyiz?   

      Gereksiz yere yemin etmek ve onu alışkanlık haline getirmek doğru bir iş değildir.  Müslüman yemin etmeye ihtiyaç duymayacak şekilde sözüne güvenilen ve çevresi tarafından böyle bilinen bir kimse olmayı gaye edinmelidir.

        Yerine getirilmesi mümkün ve mubah olan bir şeyi, ileride yapacağına veya yapmayacağına yemin eden kişi, bu yeminini yerine getirmelidir. Yeminin yerine getirilmemesi halinde, keffâret ödenmesi gerekir. Dolayısıyla kişi bir konuda yemin ediyorsa o yemini bozabilir. Ancak yemini bozduğu için keffarat gerekir.

        Yemînin keffâreti ise, on fakiri doyurmak veya giydirmek ya da köle azât etmektir. Buna gücü yetmeyen kimse üç gün peşpeşe oruç tutar. Yüce Allah, “Allâh sizi kasıtsız olarak ağzınızdan çıkıveren yeminlerinizden dolayı değil, fakat kalplerinizin kastettiği yeminlerden dolay sorumlu tutar. Yemînin keffâreti, ailenize yedirdiğinizin ortalamasından on fakiri yedirmek yahut giydirmek ya da bir köle âzât etmektir. Bulamayan üç gün oruç tutmalıdır; yemininizin keffâreti budur. Yemin ettiğinizde yeminlerinizi tutun. Şükredesiniz diye Allâh size böylece ayetlerini açıklıyor.” buyurmaktadır (Mâide 5/89).

        Farz veya vacip olan bir şeyi yapmamaya; haram ve günah olan bir şeyi yapmaya yemin eden kişinin, bu yeminini yerine getirmeyip keffâret vermesi gerekir.

 

Bulduğumuz eşyayı kullanmamız dinen caiz mi?

     Başkalarının rızası olmadan mallarını ellerinden almak caiz olmadığı gibi, kaybettikleri mal ya da eşyayı alıp sahiplenmek de caiz değildir.

     Bir kimse bir yerde bir miktar para veya eşya bulsa onu sahibine vermek üzere alabilir. Ancak kendine mal edinmek üzere alması başkasının malını gasp etmek hükmündedir. Buluntu eşya konusunda takip edilecek yöntem şöyledir:

     Bulunduğu yerde bırakıldığı takdirde telef olmasından korkulan bir şeyi sahibine vermek üzere almak vacip; telef olmayacak şeyleri almak ise mubahtır.

     Bir kimse bulduğu bir şeyi alırken, onu sahibine teslim etmek üzere aldığına çevresindekileri şahit tutar. Bulunan eşyanın sahibi çıkar ve onun kendisine ait olduğunu ispat ederse eşyayı ona teslim eder.

       Buluntu eşya, onu sahibine vermek üzere alanın yanında emanet durumundadır. Bir kusuru olmaksızın bu mal kaybolsa veya telef olsa, sahibi çıktığında bedelini ona ödemekle yükümlü olmaz.

       Buluntu eşyayı elinde bulunduran kimse bunu malın değerine göre uygun görülen bir süre ilan eder ve bekler. Sahibi çıkmazsa o malı yoksul kimselere sahibi adına tasadduk eder.

 

Borcunu öderken kişi gönlünden alacaklıya bir hediye verse bir sakıncası var mı?

      Borç alırken bir fazlalık şart koşulmadığı takdirde ödemede verilen fazlalığın bir sakıncası yoktur. Hatta Şafiî mezhebine göre böyle bir davranış sünnettir. Zira kişi bir iyilik yapmıştır siz de pazarlık ve şart olmadığı halde gönlünüzden gelmiş ve borç verene bir jest yapmış olduğunuzdan caizdir.

       Ancak borcu verirken başta böyle bir fazlalığı şart koşmak caiz değildir. Çünkü böyle bir fazlalık faiz olur faiz ise İslam’ın yasakladığı ve haram kabul ettiği büyük günahlardan bir günahtır.

 

 

Günün Ayeti

İnanmış olarak yararlı iş işleyenin emeği inkâr edilmeyecektir. Biz şüphesiz onu yazmaktayız.

Enbiya, 21/94.

 

Günün Hadisi

Doğruluk iyiliğe götürür. İyilik de cennete götürür.

Buhârî, "Edeb", 69.

 

Günün Sözü

Hayatta üç şey kişinin özünü bozar: Öfke, açgözlülük ve kibir.

 

Günün Duası

Allah’ım imanımızı ibadet yaparak güçlendirmeyi güzel ahlak ile de süslemeyi nasip eyle.

 

Bunları biliyor muyuz?

Maslahat nedir?

    Fıkıh usulünde, ayet ve hadislerin yorumlanmasında veya hakkında nass bulunmayan konularda içtihad edilirken gözetilen ve din açısından muteber olan yararlara denir. Başka bir ifadeyle maslahat, menfaatin celbi yahut zararın giderilmesi demektir.

 

Günün Nüktesi

Mal ve Dünya Sevgisi...

Rivâyete göre Abdülkâdir Geylânî’nin ticaret kervanını haramiler soymuşlardı. Gelip bunu kendisine bildirdiler. Bir müddet sükût ettikten sonra:

“–Elhamdülillâh!” dedi.

Aradan az bir zaman geçmişti ki, yeni bir haber geldi:

“–Efendim! Kervanınız haramilerden kurtarıldı! Hiçbir zarar yok!”

Hazret-i Geylânî, yine bir müddet murakabeye daldı ve tekrar:

“–Elhamdülillâh!” dedi.

Etrafındakiler, bu duruma şaşırdılar. Merakla sordular:

“–Efendim! Kervanın haramilerin eline geçtiğini duyunca «Elhamdülillâh» dediniz. Sonra onun kurtarıldığını işittiğinizde de yine «Elhamdülillâh» diyerek hamd ettiniz! Bunun hikmetini anlayamadık!..”

Abdülkâdir Geylânî, tebessümle şu cevabı verdi:

“–Kervanımın haramiler tarafından gasp edildiğini duyunca gönlüme nazar ettim. Acaba bir hüzün var mı, yani kalbime dünya sevgisi bulaşmış mı diye kendimi yokladım. İçimde herhangi bir hüznün mevcut olmadığını görünce gönlümdeki Allah muhabbetinin dünya sevgisi ile zedelenmemiş olduğuna kanaat getirerek bu durumdan dolayı  Allah’a hamd ettim.        Daha sonra kervanımın kurtarıldığı haberi gelince aynı şekilde hareket ederek bu defa kalbimde dünya malı dolayısıyla herhangi bir sevginin zuhur edip etmediğine baktım. Böyle bir tehlikenin olmadığını müşahede ile yine Rabbime hamd ettim."

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
TSYD’den Ekici’ye ödül
TSYD’den Ekici’ye ödül
Karalar;  “Suyu iki aşamada indirelim”
Karalar; “Suyu iki aşamada indirelim”