hediye patlayan kutu

Dövme yaparak para kazanmak caiz midir?
Dr. Zeki Uyanık

Dövme yaparak para kazanmak caiz midir?

Bu içerik 112 kez okundu.

Dövme yaparak para kazanmak caiz midir?

Allah’ın yarattığı şekli değiştirecek şekilde insan vücudunda değişiklik yapılmasını İslam dini şiddetle yasaklamıştır. Dövme (veşm) yaptırmak da fıtrata yönelik bir değiştirmedir. Hz. Peygamber dövme yaptırma ile ilgili olarak dövme yapana da yaptırana da lanet etmiştir. 

İslam mezhepleri dövmenin haram olduğuna hükmetmişlerdir. Dövme yaptırmak haram olduğundan dolayı bu işten de para kazanmak, ailenin nafakasını temin etmek dinen caiz değildir.

 

Gayrı Müslim bir memlekette ölen kimseyi orada defnetmek caiz midir?

Dinimize göre cenazeyi öldüğü yere defnetmek menduptur. Cenazeyi defnetmeden önce başka yere nakletmek mekruh olmakla beraber caizdir. Definden sonra kabrinden çıkararak nakil ise kesin zaruret olmadıkça mutlak suretle caiz değildir.

Buna göre yurtdışında ölenlerin, bulundukları yerde bir Müslüman kabristanı varsa, orada defnedilmeleri uygun olur. Şayet Müslüman kabristanı yoksa Hıristiyan mezarlığında Müslümanlar için ayrılmış olan bölüme defnedilmeleri mümkün olduğu gibi, Türkiye'ye nakledilmeleri de caizdir.

Ama orada gömülmelerinin dini bir sakıncası yoktur. Tabi gömerken Müslümanların kabristanına gömmek gerekir. Ya da gayrı Müslimlerin mezarlarının olmadığı köşede bir yerde gömmelidir.

 

Günah bir iş üzerine yemin etmek caiz mi?

Bir kimsenin günah olan bir şey üzerine yemin etmesi dinen doğru bir söz değildir. Mesela: “Vallahi kardeşimle konuşmayacağım” veya “vallahi içki içeceğim” gibi sözlerle yemin etmek dinen doğru değildir. Çünkü bunlar dinen haram ve yasak olan işlerdir. Müslüman’ın da haram işlemesi dinen uygun değildir.    

Bu fiiller haram olduğundan böyle günah üzerine yemin eden kimsenin yeminini bozması, sonra keffaret vermesi gerekir.

 

Müslüman’ın günah işleme hakkı ya da ruhsatı var mıdır?

Zaruret durumunda haram, bir fiil Müslüman bir kişi için mubah hatta vacip hale gelebilir. Haramı işleme ruhsatının bulunduğu bazı durumlarda Müslüman bir kişi azimet hükmüne uymakla ve ruhsattan yararlanma arasında serbest bırakılır. Ölüm tehdidi altında kalan bir kimsenin imanı gizleyip küfrü telaffuz etmesine ruhsat vardır.  Nitekim böyle bir hadise Hz. Peygamber döneminde yaşanmış, Peygamber de buna izin vermiştir.

Bu fiil mubah olmakla beraber kişi imanını söylemede direnirse ve öldürülürse İslam Fıkıhçılarına göre şehitlik mertebesine erişir. Bazı durumlarda ise ruhsattan yararlanma vacip hale gelir.

"Açlık yüzünden ölüm tehlikesiyle karşılaşan bir kimsenin hayatta kalacak nispetinde haram olan domuz etini yemesi " gibi.

Hatta İslam fıkıhçıları, bu ruhsatı kullanmayıp bu yüzden ölen kişinin günahkâr olarak öldüğü görüşündedirler.

 

 

Günün Ayeti

Sizi musibet ve nimetlerle deneriz.

Enbiyâ, 21/35.

 

Günün Hadisi

"Dikkat edin! Müslüman, Müslümanın kardeşidir. Müslümana, gönül rızası olmadan kardeşinin malı helal değildir."

(Tirmizi, "Tefsiru'l-Kur'ân", 9.)

 

Günün Sözü

Başarısızlık, başarıdan daha çok şey öğretir.

Çin Atasözü

 

Günün Duası

Allah’ım ömrümün geri kalanını geçmiş ömrümden hayırlı ve bereketli eyle.

 

Bunları Biliyor muyuz?

Mesbuk kime denir? 

Cemaatle kılınan namaza baştan yetişemeyip, ilk rekâtın rükûundan sonra imama uyan kimse demektir.

 

Günün Nüktesi

Halil İbrahim bereketi…

Vaktiyle birbirini çok seven iki kardeş varmış.

Büyüğü Halil.

Küçüğü ise İbrahim...

Halil, evli çocuklu.

İbrahim ise bekârmış...

Ortak bir tarlaları varmış iki kardeşin...

Ne mahsul çıkarsa, iki pay ederlermiş.

Bununla geçinip giderlermiş...

Bir yıl, yine harman yapmışlar buğdayı.

İkiye ayırmışlar.

İş kalmış taşımaya.

Halil, bir teklif yapmış:

İbrahim kardeşim; Ben gidip çuvalları getireyim. Sen buğdayı bekle.

Peki, ağabey demiş İbrahim...

Ve Halil gitmiş çuval getirmeye... .

O gidince, düşünmüş İbrahim:

Abim evli, çocuklu. Daha çok buğday lazım onun evine

Böyle demiş ve

Kendi payından bir miktar atmış onunkine...

Az sonra Halil çıkagelmiş.

Haydi İbrahim. Demiş, önce sen doldur da taşı ambara.

Peki ağabey.

İbrahim, kendi yığınından bir çuval doldurup düşer yola.

O gidince, Halil düşünür bu defa:

Der ki:

Çok şükür, ben evliyim, kurulu bir düzenim de var.

Ama kardeşim bekâr.

O daha çalışıp, para biriktirecek. Ev kurup evlenecek.

Böyle düşünerek,

Kendi payından atar onunkine birkaç kürek.

Velhasıl, biri gittiğinde, öbürü, kendi payından atar onunkine.

Bu, böyle sürüp gider.

Ama birbirlerinden habersizdirler.

Nihayet akşam olur.

Karanlık basar.

Görürler ki, bitmiyor buğdaylar.

Hatta azalmıyor bile

Hak Teala buğdaylarına bir bereket verir, bir bereket verir ki...

Günlerce taşır iki kardeş, bitiremezler.

Şaşarlar bu işe...

Aksine çoğalır buğdayları.

Dolar taşar ambarları.

Bugün "Bereket" denilince, bu kardeşler akla gelir.

Bu bereketin adı: Halil İbrahim bereketidir.

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Karataş sahilinde ücret tartışması
Karataş sahilinde ücret tartışması
Babalar Günü'nü şehitlikte kutladı
Babalar Günü'nü şehitlikte kutladı