hediye patlayan kutu

Kredi kartlarıyla yapılan alışveriş sonucunda elde edilen bonus dinen caiz mi?
Dr. Zeki Uyanık

Kredi kartlarıyla yapılan alışveriş sonucunda elde edilen bonus dinen caiz mi?

Bu içerik 119 kez okundu.

 Bu bir ticaret neticesinde elde edilen bir haktır ki iş yeri sahibi iş yerini ya da kurumunu ticaret anlamında cazip hale getirmek için verdiği bir promosyondur.

 

     Bu haksız kazanç olan faiz gibi algılanmamalıdır. Faiz paradan para kazanmaktır. Bonus ise yapılan bir alış veriş neticesinde kazanılan ya da verilen artı bir ikramdır.

 

 

 

Ölü doğan bebeğin namazı kılınır mı?

 

    Çocuk doğarken canlı doğmuşsa, yani bağırmış, yahut hareket etmiş, canlı doğduğuna kanaat getirilmişse, bu çocuk cenaze işlemleri açısından tıpkı büyük insan gibi muamele görür. Canlı olarak doğduktan hemen sonra da vefat etse, ismi konulur,  cenazesi yıkanır, bir beze sarılır, namazı kılınır ve sonra defnedilir. Yeter ki canlı doğduğuna kanaat getirilsin.

 

      Lakin doğan çocuk canlılık işareti göstermemişse, ağlamamış, aksırmamış, esnememiş, ölü olarak doğduğuna kanaat getirilmişse; yine bir isim verilir, yıkanır, beze sarılır, ama namazı kılınmadan defnedilir. Ölü olarak doğması, sadece namazdan mahrum bırakır, diğer hususlar aynen icra edilir.

 

      Bu durumdaki çocuklara böyle bir işlemin yapılması insanlığa gösterilen saygının bir ifadesidir. Öyle ki ölenin insan oluşu, onu böyle bir hizmete lâyık kılar. Çünkü insan küçük de olsa mükerrem, hürmete lâyık bir varlıktır.

 

 

 

Tartışma esnasında kocanın hanımını babasının evine göndermesi nikaha bir zarar verir mi?

 

      Boşama lafızları sarih ve kinaye olmak üzere ikiye ayrılır. Sarih demek: Kişinin açık ve net olarak hanımını boşaması ve sözünün başka anlama gelememesi demektir. “ Seni boşadım” demek gibi.  Kinaye ise: Söylenen sözün iki anlama gelmesi demektir. Yani hem boşamaya hem de başka bir manaya gelmesi demektir. Şayet kinayeli bir sözde koca boşamayı kastetmiş ise nikah düşer boşama geçerli olur. Ama koca sözünde boşamayı kastetmemiş ise o zaman boşama meydan gelmemiş olur.

 

      Dolayısıyla “babanın evine git” sözü de kinayeli bir sözdür. Böyle bir söz boşama için söylenmiş ise, yani ben seni boşadım ben seni istemiyorum onun için babanın evine git anlamında söylenmiş ise bu boşama olmuştur, nikah düşmüştür.  Babanın evine git sözü boşamak niyeti ile söylenmemiş ise o zaman da boşama olmaz nikah yerinde kalır.

 

 

 

Kulak çınlamasının dindeki yeri nedir?

 

    Kulak çınlamasını iyiye ya da kötüye yorumlamamak gerekir.  Sağ kulak çınlarsa iyi sol kulak çınlarsa kötüye delalet eder anlayışı da doğru bir anlayış değildir. Böyle bir şey düşünmek bidat ve hurafedir dinde de yeri yoktur.

 

     Sevgili Peygamberimiz bu hususta şöyle buyurmaktadır: “Kulağı çınlayan beni hatırlasın, bana salavat-ı şerife getirsin.”

 

    Dolayısıyla kulak çınlaması iyi veya kötüye işaret etmez.

 

 

 

Ezan sözlerinin manası nedir?

 

    Ezan, farz namazlar için belli vakitlerde okunan "bilinen özel sözler"dir. Ezan şu sözlerden oluşur ve manası da şu dur:

 

"Allahu ekber" (Allah en büyüktür );

 

"Eşhedu en lâ ilahe illallah" (Allah'tan baksa ilah olmadığına şehadet ederim );

 

"Eşhedu enne Muhammeder Rasûlullah" (Muhammed'in Allah'ın elçisi olduğuna şehadet ederim );

 

"Hayye ale's-salah" (haydi namaza ):

 

"Hayye ale'l-felah" (haydi kurtulusa );

 

"Allahu ekber" (Allah en büyüktür ):

 

"Lâ ilahe illallah" (Allah'tan baksa ilah yoktur).

 

     Sabah ezanında, "Hayye ale'l-felah"tan sonra iki defa, "es-Salatu hayrum mine'n nevm" (namaz uykudan hayırlıdır) sözü tekrarlanır ki buna "tesvib" denilir.

 

      Ezan aracılığı ile halka hem namaz vaktinin girdiği ve cemaatle namaz kılınacağı duyurulmuş olmakta, hem de Allah'ın büyüklüğü, Peygamberimiz Hz. Muhammed'in O'nun elçisi ve namazın kurtuluş yolunun kapısı olduğu ilân edilmektedir.

 

       Namaz vakitleri güneşin hareketine göre düzenlendiği için yeryüzünde namaz vakitleri değişik anlara rastlamakta ve bu suretle yukarıda belirtilen hakikat, gece gündüz fasılasız olarak haykırılmış olmaktadır.

 

 

 

Günün Ayeti

 

İblis şöyle dedi: "Rabbim! Beni saptırdığın için, mutlaka ben de yeryüzünde insanlara günahları süsleyeceğim ve onların hepsini mutlaka azdıracağım

 

 

 

Günün Hadisi

 

Bismillahirrahmânirrahim ile başlamayan her iş bereketsizdir.

 

 

 

Günün Sözü

 

Sevinç kapısının anahtarı sabırdır.

 

William Wymark Jacobs

 

 

 

Günün Duası

 

Allah’ım bugün bana ölülerimi ahirette rahatlatacak bir hayır yapmayı nasip et.

 

 

 

Bunları biliyor muyuz?

 

Makam-ı İbrahim nedir?

 

İbrâhim'in makâmı demektir. Bununla maksat, Hz. İbrâhim'ın Kâ'be'yi inşâ ederken iskele olarak kullandığı veya halkı hacca da'vet ederken üzerine çıktığı taşın bulunduğu yerdir. Tavaftan sonra kılınan namazın bu makamın arkasında kılınması sünnettir

 

 

 

Günün Nüktesi

 

O kendini tanıttı…

 

     Kânûnî, bir gün kayıkla Boğaz’da gezmeye çıkmıştı. Ortaköy hizâsına gelince kıyıya yanaşıp, bir adam göndererek Yahyâ Efendiyi çağırttı. O da yanında bir ahbâbı ile gelip kayığa bindiler. Birlikte giderlerken, Yahyâ Efendinin ahbâbı, devamlı olarak Kânûnî’nin parmağında bulunan çok kıymetli bir yüzüğe bakıyor ve bu bakış dikkati çekiyordu. Kânûnî bu hâli farkedince, parmağındaki o kıymetli yüzüğü çıkarıp;

 

     -Siz gâliba, bunu merak ettiniz, alıp daha yakından, bakıp inceleyiniz, dedi.

 

O zât yüzüğü aldı. Evirip çevirdikten sonra, denize atıverdi. Yahyâ Efendi hâriç, kayıkta bulunanlar çok hayret ettiler. Biraz sonra o kişi inmeği arzu etti

 

Bir müddet gittikten sonra, o zât inmek istediğini bildirince,

 

      Pâdişâh kayıkçıya;

 

-Kıyıya yanaş,dedi.

 

Kayık kıyıya yanaştı. O zât, ineceği sırada denizden bir avuç su alıp Sultana uzattı. Avucunda biraz önce denize attığı yüzük vardı. Yahyâ Efendi hâriç, kayıkta bulunan herkes, yine çok hayret ettiler. Kânûnî, elini uzatıp yüzüğü alınca, o zât birdenbire gözden kayboluverdi.

 

Kânûnî, Yahyâ Efendiye dönüp;

 

-Ağabey, ne oluyor, bu olanlar nedir ki? dedi.

 

O da;

 

-Efendim gördüğünüz, Hızır aleyhisselâm idi, dedi.

 

Bunun üzerine Kânûnî;

 

-O hâlde, bunu ne için, daha önce demediniz, bizi niye tanıştırmadınız?” deyince,

 

Yahyâ Efendi;

 

-O kendini, tanıttı hükümdârım, lâkin siz tanımakta, geç kaldınız hünkârım, buyurdu.

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
TSYD’den Ekici’ye ödül
TSYD’den Ekici’ye ödül
Karalar;  “Suyu iki aşamada indirelim”
Karalar; “Suyu iki aşamada indirelim”