hediye patlayan kutu

Çocuğun cinsiyetine baktırmak caiz mi?
Dr. Zeki Uyanık

Çocuğun cinsiyetine baktırmak caiz mi?

Bu içerik 373 kez okundu.


Annenin ve çocuğun sağlığına bir zarar vermeyecekse çocuğun cinsiyetini öğrenmede bir sakınca yoktur. Kaldı ki bugün ki tıp dünyasında çocuğun cinsiyetini öğrenmek ne anneye ne de çocuğun sağlığına zarar vermemektedir. Cinsiyeti öğrenmek anne ve bebeğe zarar vermediğinden çocuğun cinsiyetini öğrenmede bir sakınca yoktur.

 

Henüz olgunlaşmamış meyve ve sebzeyi ağaçta satmak caiz midir?

İslam âlimleri, Hz. Peygamber’in, meyvesi olgunlaşıncaya kadar hurmanın, danesi beyazlaşıp afetten emin oluncaya kadar da ekin satışını yasaklamasını gerekçe göstererek henüz olgunlaşmamış, kendisinden insan yiyeceği veya yem olarak yararlanılacak durumda olmayan sebze ve meyvelerin satışını caiz görmemişlerdir.

Buna göre ağaçta olan ama daha olgunlaşmamış meyve ve sebzeyi satmak caiz değildir


 

Kocanın hanımına örtünme hususunda karışma hakkı var mı?

İster kadın ister erkek için olsun fark etmeksizin ki her Müslüman’ın hem kendisini yaratan hem de birlikte yaşadığı insanlara karşı görev ve sorumlulukları vardır. Allah’a karşı namaz kılma, içki içmeme gibi görevi vardır. Kullara karşı anne baba, eş, komşu, kardeş gibi kişilerin hakkını gözetme görevi vardır.

Bu hakların hepsi önemli ve riayet de gereklidir. Ancak bunlar arasında öncelikli bir tercih yapmamız gerekirse tabi ki öncelikli olarak Allah hakkı gelir. Buna göre başörtüsü Allah’ın emri olduğundan ve erginlik çağına gelmiş her Müslüman bayan bunu örtmekle mükellef olduğundan eş, baba, anne ya da bir başka insan istemese de erginlik çağına gelmiş bir bayan yine de başını örtmek zorundadır.

Burada kural kaide şudur ki efendimizin hadisinde de geçtiği gibi: “Allah’a isyan konusunda kula itaat edilmez.”

Baş örtmek farz olduğuna göre koca istemiyorum dese de kadın yine de başını örtmek zorundadır. Ancak bunu yaparken eşine inat olarak değil, kocasını da ikna ederek onu incitmeden, yuvayı da dağıtmadan yapmalıdır. Yani ne yuvasını yıkmalı ne de günaha girmeli.


 

Mezarlıktaki otları biçmede bir sakınca var mı?

Mezarlıkta bulunan yaş ot ve ağaçları, bakım amaçlı olmadıkça yolmak ve kesmek mekruhtur. Zira buradaki yaş bitkiler kendilerine has bir şekilde Allah’ı zikretmektedirler.

Bu zikir sebebiyle orada yatan müminlere, Allah Teâlâ’nın rahmet edip azaplarını hafifletmesi umulur. Nitekim Hz. Peygamber bir kabristanda bulunan iki kabir sahibinin azap içinde olduğunu anlamış, yanında bulunanlardan taze bir hurma dalı isteyerek, ikiye bölmüş ve her birini bir kabrin başına dikmiştir? “Ey Allah’ın Rasûlü, niçin böyle yaptın” diye sorulunca, “Umulur ki bunlar yaş kaldıkları sürece (azapları) hafifler.

Mezarlıktaki kuru ot ve ağaçlar kesilmez veya toplanmazsa telef olacaklardır. Allah Teâlâ ise yeryüzündeki nimetlerini insanlar yararlansınlar diye yaratmıştır. Bu itibarla mezarlıktaki kurumuş ot ve ağaçlar toplanıp kesilebilir. Ayrıca mezarlıkta bulunan meyveli ağaçların meyvelerinin yenmesinde de dinen bir sakınca yoktur.

Bir ezan okunduktan sonra namaz kılarken bir başka camiden ezan okunsa namaz sahih olur mu?

Namaz kılmada esas olan ezanın okunması değil namaz vaktinin girmiş olmasıdır. Yani bir namaz vakti girmişse ezan okunmamış olsa dahi o namaz kılınabilir.

Aynı şekilde bir namaz vakti girmemişse ezan okunsa dahi kılınmaz. Mesela hoca yanlışlıkla sabah namazı vakti girdi diye ezan okursa ve vakit girmemişse velev ki ezan okunmuş olsa dahi namaz kılınmaz kılınsa da geçersizdir. Çünkü vakit girmemiştir.

     Aynı şekilde namaz vakti girmişse ama gerek elektrik olmayışından, gerekse imamın herhangi bir maruzatından dolayı ezan okunmamışsa bile namaz vakti girmiştir.  Kişi namazını kılabilir

Buna göre bir camide vakit girdi diye ezan okunmuşsa ve buna binaen namaza durulmuş ise namaz kılarken bir başka camiden ezan okunsa sonraki ezan kılınan namaza zarar vermez.

 

Günün Ayeti

Ey iman edenler yakıtı insanlar ve taşlar olan cehennem ateşinden nefsinizi ve ehlinizi koruyunuz.


 

Günün Hadisi

Öfke şeytandandır

 

Günün Sözü

Gençlik ilkbahar gibidir, yaşlılık ise kışa benzer, öyle bir kış ki, arkasından bahar gelmez.

Firdevsi


 

Günün Duası

Allah’ım, evimizden, ailemizden ve de iş yerimizden huzuru eksik etme.


 

Bunları biliyor muyuz?

Buğz nedir?

Başkalarına kin güdüp düşmanlık beslemek demektir.

 

Günün Nüktesi

İlk Müslüman…

Hz. Aliden rivâyet edilir. Evvelâ İslam’a giren, Ebû Bekirdir. Hz. peygamber ile ilk önce kıbleye durup, namaz kılan Ebû Bekirdir. Ebû Bekirin İslam’a geliş sebebi şöyle idi:

Hz. Ebû Bekr önceleri tüccâr idi. Sefer ve ticaret yapardı. Seferde iken, bir gece rü'yâ gördü ki, gökden ay inip, kucağına girdi. Ebû Bekr, iki eliyle onu kucakladı ve sînesine bastı. Uyandı. Yemlîhâ adında meşhur bir rahip var idi. Ona varıp, rüyasını tabir ettirdi. Râhip dedi ki,

- Sen nerelisin?

Ebû Bekr dedi;

- Arz-ı Hicâzdanım.

Tekrâr sordu:

- Ne iş yaparsın.

Ebû Bekr,

- Tüccârım, dedi.

Râhib dedi ki,

- Ey Arabistanlı kişi. Bu rüyada, sana büyük müjdeler vardır. Tabirini ister isen, ücretini ver, dedi.

Ebû Bekr oniki dînâr çıkarıp, verdi.

Râhip dedi ki:

- O ay ki, gökden sana indi. Âhır zaman Peygamberidir. Yakınlarda zuhur edecektir. Sen Onun hayatında iken veziri olursun. Sonra halifesi olursun. Ey Arabistanlı kişi. Eğer ben sağ iken, Ona yetişir isen, bana haber ver. Ona varıp, buluşayım. Eğer ben dünyadan gitmiş isem, selâmımı ona ulaştırırsın. Ben Onun dinine girdim ve ümmetinden oldum. Beni âhıretde şefâ'atinden unutmasın.

Hz. Ebû Bekr,

- Bana bir mektûb ver, dedi.

Râhip, oniki satır bir mektup yazıp, Ebû Bekre verdi. O mektubun mevzu'u şu idi.

(Esselâmü aleyke yâ Muhammed bin Abdüllah el Mekkî el Medenî el tehamî, salevâtullahi teâlâ aleyke ve selleme. Hakîkaten sen âhır zemân Peygamberisin! Ve Rabbilâlemînin Resûlisin.

Bu mektûbu Ebû Bekr bin Ebû Kuhâfe ile sana gönderdim. Malum ola ki, ben sana iman getirdim ve sana ümmet oldum. Ebû Bekr bana gelip, rü'yâsını ta'bîr ettirdi. O rü'yâ delâlet eder ki, Ebû Bekr senin vezîrin olur, sonra halîfen olur. Eğer ben sağ olup, hazretine yetişirsem, gelip önünde gaza ve cihat ederim. Eğer yetişmezsem, ahirette beni şefâ'atinden unutmayasın) diye mektubu tamam etmiştir.

Hz. Ebû Bekr; rüyayı tabir eden kişiye:

- Eğer tabir ettiğin gibi olursa, yüz altın dahi bende senin emanetin olsun, dedi.

Şam seferini bitirip, Mekkeye geldi. Bu hâdiseden oniki sene geçti. Hak sübhânehü ve teâlâ, hazret-i Muhammede vahy eyledi. Bir gece o büyük Peygamber, Ebû Kubeys dağına çıkıp, gece yarısında dedi ki: Allahü teâlâya da'vet edenin da'vetini kabûl ediniz. Lâ ilâhe illallah, deyiniz. Ebû Bekr, serîr üstünde yatıyordu. Söylenilenleri işitti. Eşhedü en lâ ilâhe illallah. Ve eşhedü enne Muhammeden Abduhu ve Resûlu. Birkaç gün sonra, Mekke sokaklarında, Hz. Peygamber ile buluştu.

Hz. Peygamber ona dedi ki:

- Ne olaydı, İslam’a geleydin.

Ebû Bekr dedi ki:

- Yâ Muhammed Peygamber isen mu'cize gösteresin.

Hz. Peygamber, Ebû Bekrin göğsüne mubârek ellerini dayayıp dedi ki,

- Sana o mu'cize yetmez mi ki, o rü'yâyı gördün. Yemlîhâ râhibe ta'bîr ettirdin. O zamandan on iki yıl geçti. Tabir edene on iki dînâr verdin ve yüz dînâr dahâ vad ettin. Rü'yâyı ta'bîr eden, on iki satır bir mektup yazıp, sana emanet verdi. Bunları bir-bir görüp, muttalî olup, mektupta yazılan şudur, şudur deyip, takrîr buyurdular.

Ebû Bekr işitip, parmak kaldırıp,

- (Eşhedü en lâ ilâhe illallah. Ve eşhedü enne Muhammeden Abduhu ve Resûlu. Ya'nî sen, o Peygambersin ki, Yemlîhâ râhib senden haber verdi, dedi.


 


 

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
TSYD’den Ekici’ye ödül
TSYD’den Ekici’ye ödül
Karalar;  “Suyu iki aşamada indirelim”
Karalar; “Suyu iki aşamada indirelim”